En Sosyal Blog

Satranç – Stefan Zweig

Satranç – Stefan Zweig

Bir gemi yolculuğunda birbirinden hiç haberi olmayan 4 kişinin bir satranç müsabakasında buluşmasını anlatan, psikolojinin tabiri caizse dibine vuran bir kitap. Olayları aktaran kişi, petrol zengini McCannor, Mirko Czentovic ve Dr. B.’nin satranç oyunu üzerinden bir nevi dışa vurumu aktarılmış.

Mirko, geçmişinde bir köylü çocuğu olan, hiçbir şeyden anlamayan hatta aptal denilebilecek bir düzeyde biriyken, satranç oyununda kendisini gösterir ve hatta dünya şampiyonu olur. Çocukluğundan beri kolay kolay kimseyle konuşmaz ve dışlanmıştır. Ama bu başarısı onu olumlu anlamda değiştermemiş olup; çok kaba saba, konuşmayan ve insanlara yukarıdan bakan bir kişiliğe sahip olmasını sağlamıştır. Para karşılığında turnuvalara katılıp parasına para, ününe ün katmaya devam etmektedir. Bunlardan birisini de gemi yolculuğunda katıldığı turnuvayla devam ettirmektedir ki zaten hikayemizde burada patlak veriyor zaten.

Hırslı biri olan McConnor ve ismini bilmediğimiz olayları bize aktaran kişi, Mirko’ya karşı satranç oynarlar. Mirko güle oynaya oyunu kazanır. Hatta oynarken hamlelerinden sonra güvertede yürür, gezer tozar. Karşısındaki kişiye tiye almaz yani. Oyunu kaybeden McCoonor hırsına yenik düşer ve yeni bir oyun için teklifte bulunur. Mirko yine iplemeyen bir tavırla ücreti karşılığında bir sonraki gün oynayabileceğini söyler. Ve gün gelir çatar. Mirko yine rahat ve tepkisiz tavırlarıyla oyunu oynar. Derken birden oyuna istemsizce bir yabancı dahil olur. Yaptığı hamleler ile dünya şampiyonu Mirko’yu bir hayli zora sokar ama Mirko bir şekilde oyunu kazanır. Mirko’yu yenebileceğini hisseden McConnor yine Mirko’ya oyun teklifinde bulunur ve bir sonraki güne yine anlaşırlar.

Satranç, bir hasım olmadan oynanamazdı, hele taşlarsız ve satranç tahtasız hiç oynanamazdı.

Olayları anlatan kişi yabancı kişiyi güvertede tek başına derin düşüncelere dalmış bir şekilde bulur ve yanına gidip sohbet etmeye başlar. Yabancı isminin Dr. B. olduğunu söyler ve başlar hikayesini anlatmaya. Aslında liseden beri yani yaklaşık 20 yıldır satranç oynamamıştır. Ama bu şekilde oynamasının ardından hüzünlü bir geçmiş çıkar.

Babasıyla birlikte avukatlık bürosu işleten Dr. B., bir yandan da Avusturya’nın önde gelen kişilerinin defterdarlığını yapmaktadır. Ama bu işi gizli gizli yapmaktadır. Bir gün bu yaptığı gizli iş ortaya çıkar ve tutuklanır. Kimlerin ne kadar malı mülkü var bunlardan dolayı sorguya çekilir. Fakat bunların hiçbirine cevap vermez. Yalnız Dr. B.’nin hapsediliş şekli biraz farklıdır. Ne nemli hücrelerde yatar ne de işkencelere maruz kalır. Küçük ve sade bir otel odasında tutulur. Bu odada ne okuyacak kitap vardır ne de oyalanacak başka bir şey. Odasında saat bile yoktur. Bu yüzden ne sorguya götürüldüğü saati bilir ne de tarihi. Hiç bilinmeyen bir zamanda beklenmedik bir şekilde sorulara çekilir. Hem bu belli olmayan saatlerde sorguya alınışı hemde hiçbir şey yapmıyor oluşu onu psikolojik olarak çöküntüye götürür.

Bize hiçbir şey yapmadılar -sadece bizi en mutlak anlamdaki hiçliğin içerisine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.

Her şeyin aynı oluşundan neredeyse deliye dönen Dr. B. bir gün sorgu odasında duvarda asılı olarak duran paltonun cebinde şeklini kitaba benzettiği bir kabarıklık görür. Yavaş yavaş çaktırmadan paltoya yaklaşır ve paltodaki kitabı çalar. Onun için kitabın konusu vs. hiçbir şey önemli değildir. Çünkü hayatındaki en küçük farklılık bile onu bu buhrandan çıkarabilecektir. Çaldığı kitabı bir şekilde saklayıp odasına kadar götürmeyi başaran Dr. B., kitabı açar ve bunun bir satranç kitabı olduğunu görür. İlk etapta kitapta yazılanları anlamasa da daha sonra kitabı çözer. Yalnız sıkıntı şudur ki, bu kitapta gördüğü şeyleri uygulayacak alan yoktur. Buna kullandığı çarşafın kare kare çizgileri olmasından ve verilen yiyeceklerden oyun taşı yaparak ilk etapta atlatır. Ancak yine her şeyi kitaba göre yapmasından ve bunu defalarca yapmasından dolayı yine her şey aynı olmaya ve sıkıcı olmaya başlar. Bunun üzerine oyunu kafasından oynamaya başlar. Yalnız burada da şöyle bir sıkıntı ortaya çıkar : satranç iki farklı beyinin birbiri üzerine üstünlük kurmaya çalışmasının ve savaşının dışa vurum halidir. Oysa ki Dr. B. tek başınadır ve bir rakibi yoktur. İlk başlarda beyin jimnastiği olarak kendi kendine hafızasından oynamaya başlayan Dr. B., bir süre sonra kendi kendine iki farklı oyuncu oluşturur ve kendi kendini yenmeye çalışır. İş öyle bir noktaya gelir ki kafasından sürekli oyunlar oynar ve kendini yenmeye çalışır; yeri gelir hırslanır yeri gelir bağır çağırır. İş kontrolden çıkar ve neredeyse delirme noktasına gelir. Kendisine sinirlenir ve bağırmaya çağırmaya başlayıp sağa sola saldırmaya başlar. Bulunduğu yerdeki doktorlar Dr. B. bir hastaneye yatırır ve tedavi eder. Hastanedeki doktor, Dr. B.’nin ailesini tanır ve bu yüzden onu kurtarmak için onun bir işe yaramadığına dair belge hazırlar ve Dr. B. hapisten kurtulur.

Hayatım boyunca tek bir düşünceye saplanıp kalmış, monoman insanların her türü hep dikkatimi çekmiştir, çünkü bir insan kendini sınırladığı ölçüde sonsuzluğa da yaklaşmış demektir.

İşte Dr. B’nin böyle bir hikayesi var. Bir sonraki gün Mirko ile oyun oynar ve Mirko, Dr. B.’yi yenemeyeceğinin anlayınca tüm taşları devirir,yenilgiyi kabul eder ve yeni bir oyun teklifinde bulunur. Dr. B.bunu kabul eder. Yalnız uzun yıllar dokunmadığı satranç tahtası ve sürekli kafasından oynadığı bu oyun onu eski günlerine geri götürür ve yine hapishanedeki gibi kriz geçirmeye başlar. Bunu bilen anlatıcımız hemen müdahale eder ve Dr. B.’yi alandan uzaklaştırır.

Kitap yaklaşık 80 sayfa ama inanılmaz sürükleyici bir kitap. İlk başlarda sıkıcı gelse de Dr. B.’nin hayatını anlatmaya başladıktan sonra su gibi akıp gitti. Özellikle yaşamış olduğu “hiçlik” duygusuna yakınlaşmak ister istemez bende de biraz farklı duygulara sebep oldu. Bir an kendimi onun yerinde hissetmek ve hiçliği yaşamak baya kötü hissettirdi. Kitap bence aldığı tüm övgüleri hak ediyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.