En Sosyal Blog

Olağanüstü Bir Gece – Stefan Zweig

Olağanüstü Bir Gece – Stefan Zweig

Kısa ve sürükleyici kitaplarından dolayı son zamanlarda Stefan Zweig’in kitaplarına tabiri caizse sardırdım. Bu kitap da yine Zweig’in çok bilinen kitaplarından biriydi. Birde Blog Sözlük kitap okuma grubunda bu kitabın okunması seçilince kitabı hemen edinip okumak istedim. Gerçi kitabın okunma aralığı çoktan bitti ama artık yapacak bir şey yok 🙂 Her neyse niye bu kadar gereksiz bilgilere yer verdim bilmiyorum, o zaman bir “next” yapalım ve kitaba gidelim.

Babadan zengin ve tek başına yaşayan karakterimiz, elit tabakanın vermiş olduğu tüm olanakları sonuna kadar kullanmış ve neredeyse tatmadığı duygu kalmamıştır. Her şeye sahip olmamın kolaylığı bir süreden sonra kendisinde duygusal anlamda boşluğa itmiştir. Bu boşluk onda memnuniyetsizliğe yol açmıştır. Duygusal bağlamda ise en çok “arzulanmak” duygusunun eksikliğini hissetmektedir. Yaşadığı tabaka da ise her şey yapay bir mutluluk içermektedir ve bu onu istediği hazza ulaştırmamaktadır.

Kitap da her ne kadar her şey “olağanüstü bir gece” de gerçekleşiyormuş gibi görünse de, aslında olayların fitilini ateşleyen şeyin öğlen oynanan at yarışından sonra olduğunu söylesem sanırım yanlış bir şey demiş olmam. At yarışında birisinin düşürdüğü bileti sırf bulamasın ve eğlence olsun diye ayağının altında saklayan karakterimiz, bileti eline aldığında para kazandığını fark eder. Parayı almak için gişeye gittiğinde ise tereddütte kalır : Bir yandan onun gibi elit birinin, bir başkasının parasını çalmasının ne kadar utanç verici olduğunu düşünür bir yandan da körelen duygularının onu bu parayı  almasında sakınca olmadı duyguları bastırır. Sonunda parayı alır yeni bir kupon yapar. Tamamen atmasyon bir kupon yapsa da kupon yüksek bir meblağ kazandırır.

Akşam varoş bir semte gider ve orada takılır. Kiminle yanaşmaya çalışsa dışlandığını fark eder. Her neyse sonra başka başka olaylar olur bu gecede. Tüm detaylara girip okuyacak olanların hevesinin kaçmasını istemiyorum. Genel olarak karakterin yaşamış olduğu boşluk ve bunu en sonunda nasıl dolduracağını fark etmesini sağlayan bir hikaye anlatılıyor. Yazarın diğer kitaplarına göre pek aman aman bir kitaptı diyemem ama gene de okumaya kesinlikle değer bir kitap.

Ve yaralı birinin her hareket edişinde yarasını hissetmesi gibi, bu unutkanlığım da bana kapılmış olduğum duygusal donukluğu hatırlattı yeniden.

Pek çok elin dokunuşuyla aşırı kirlenmiş, yaşlılıktan katılaşmış, aşınmış da olsa, korkularından kurtulmak için tutunabilecekleri, sarılabilecekleri herhangi bir şeyin olduğunu hissetmek yalnızlar için, kendi kendine hapsolmuş insanlar için ne mucizevi bir şeydi.

Burada bir suça, herhangi adi, pis bir işe zorlanacak olma duygusuyla tiksintiden titriyordum; fakat tam da bu biçime dolarak beni uyuşturan hiç tanımadığım, hiç bilmediğim yaşam sarhoşluğu içinde ölüm bile karanlık da olsa merak uyandırıcıydı.

Daha fazla sevinç yaymak, daha fazla hissetmek istedim, birkaç gümüş bozuklukla,birkaç renkli banknotla kokuları, kaygıları gidermek, ruhları şenlendirmek ne kadar kolaydı.

Çünkü sadece kendi kaderlerini bir gizem olarak yaşayabilenlerin gerçek anlamda yaşadıklarına inanıyorum.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.