En Sosyal Blog

İnternet’in Gizli İlaç Reklamları İle Dolu Olması

İnternet’in Gizli İlaç Reklamları İle Dolu Olması

İlaç sektöründe pazarlama günümüze kadar şu şekildeydi; ilacı piyasaya sürmeden önce Akdeniz sahillerinde 5 yıldızlı oteller de doktorları çeşitli toplantılarla ücretsiz misafir et sonra yüksek değerli promosyonlarla ilacı doktorlara tanıt, saha satış elemanları ile doktorları sürekli taciz et, doktorlara yazdıkları reçetedeki ilaç sayısına göre puan ver ve bu puanlarla katalogdan hediye seçmesine izin ver. Hatta bu kataloglar da Avrupa Kupası Şampiyonasını biletlerine bile şahit olduğum oldu. Durma ve daha fazla promosyon yap. TÜİK ve İEİS’in ortaklaşa yaptığı araştırmalara göre 10 kişiden 4’ü doktorlara sormadan ilaç kullanmıyor. Yani buraya kadar yapılanlar pazarın sadece %40’ını kapsıyor. Eczanelere danışarak ilaç kullananların oranı ise %20 civarlarında yer alıyor. Peki ilaç şirketleri eczaneleri unutuyor mu tabi ki hayır. Doktorlara yönelik promosyonlarda olduğu gibi sattığı ilaç başına kataloglardan hediye seçebiliyorlar. Geriye kalan %40’lık kısım ise kendi deneyimlerinden ve arkadaş çevresinden aldığı tavsiyeler doğrultusunda ilaç kullanıyor.


İlaç şirketleri reklam ve tanıtım yasaklarından dolayı bu %40’lık kesim için çok fazla bir şey yapamıyorlardı. İnternet ve sosyal medyanın gelişimiyle birlikte bu %40’lık alan ilaç şirketlerinin bir çoğunun iştahını kabarttı hele ki memnun kaldığı ilacı arkadaşlarına tavsiye edenlerin oranının %50 olduğunu biliyorsanız ilaç firmalarının internete ve sosyal medyaya kayıtsız kalacağını düşünemezsiniz. ABD’de yapılan araştırmalara göre medikal bilgiye ihtiyaç duyduğunda internete başvuranların oranı %60 civarında bu da ilaç firmalarının neden internette de yer alması gerektiğini açıklıyor.


Geleneksel anlayışla ilaç firmaları aslında B2B (Business to Business) modeliyle çalışıyorlardı fakat artık yeni bir alan olarak B2C (Business to Customer) modeli de ilaç şirketlerinin yeni iş modelleri arasına girmeye başlıyor.


Bu süreçte en büyük sıkıntıyı kanunlar yüzünden yaşadıkları bir gerçek çünkü ilaçların sadece bilimsel dergilerde ve yine sadece sağlık personeline tanıtımı dışında yasaklanmasından dolayı elleri kolları bağlanıyor.
İlaç firmaları da bu yasaklardan dolayı şimdiye kadar dolaylı yolları kullandı örneğin reklamların yasak olmadığı ülkelerde yaptıkları yaratıcı reklamları internete servise sundular ve insanlar bu reklamları yaratıcı reklamlar diye birbiriyle paylaştı bu da farkındalık yarattı.


Medya da sürekli olarak hastalıkların haberlerinin yapılması ve gündemde tutulmasını sağlayarak etik olmayan bir şekilde korku pazarlaması yaptılar. Y. Emre Güzer’den korku pazarlaması ile ilgili olarak şöyle diyor: “Burada üzerinde durmamız gereken nokta, tüketicileri oldukça hasas oldukları; ölüm, hastalık, yaşlılık, gelecek kaygısı vb. konularda yanlış yönlendirerek haksız gelir elde etmek, rekabet yaratmaktır.Bu gibi olguların suistimal edilmesi tabiî ki de etik olmayacaktır.” İlaç firmaları bu süreçte hastalıkların reklamını yaparak aslında ilaçların dolaylı yoldan reklamını yapmış oldu. Geleneksel medyada ne kadar ilaç adı geçmese de hastalık adını google yazdığınızda önerilen bir çok ilaç gördünüz.


Bunun dışında yine etik ve etik olmayan şekillerde mikrobloglar da ve bloglar da ilaçlardan memnun kalmış insanların hikayelerini ve tavsiyelerini de görüyoruz. Bura da yaşanan en büyük sorun ise bu açıklamaların güvenilir olup olmadığıdır. Sonuçta insanlar hastalıklarıyla ilgili olarak bilgi talebinde bulunuyorlar. Yasal kısıtlamalardan dolayı ilaç firmaları bu konuda bilgi veremiyor bu sonucunda insanlar internetten edindiği güvenilir olmayan yönlendirmelere dayanarak ilaç kullanabiliyor. Bu da ölüme kadar gidebilecek sonuçlar doğurabiliyor. Bu konuda ilaç firmalarının ileride etik bir şekilde sorumluluk alabilecekleri alanların yaratılması gerekir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.