En Sosyal Blog

Bir İlkokul Anısı

Bir İlkokul Anısı

Şu dünya üzerindeki insanları tek bir ortak noktası varsa o da; yatağa yatıp, tavana bakınca düşünmeye başlamasıdır. Ben de bunu fazlasıyla yapanlardan birisiyim, geçenlerde 2 ya da 3 gün önce çok ağır bir sınav atlatmıştım, onun ertesi gün de sınav olduğu için çalışmak zorundaydım neyse ki bu biraz daha kolay bir sınavdı. Gece saat 02:30 – 03:00 sularında yatağa yattım ama, günlerdir sabaha karşı uyumaktan vücut alışmış, tır çarpmış gibi olsam da uyuyamıyorum saati gelmeden. Bazı fikirler, düşünceler vardır ya duşta kalınıza gelir ya da yatakta tavana bakarken

Çok geçmişe de gidebilirsiniz, ileriye bakıp kendinizi bir Rockstar olarak da görebilirsiniz ya da çok üşengeç olup yarın ne bok yiyeceğinizi düşünürsünüz. Benim o gün ki rotam geçmişe doğruydu, taa ilk okul birinci sınıfa gitmiştim. Çok anlamsız, bir insan neden bu kadar geçmişe döner ki? Üstelik ortada hiç bir sebep yokken… İnsan beyni neye bakıp ne anlayacağını, ne hatırlayacağını bilemiyor bazen…

Ben devlet okuluna gittim, ve sınıfımız Türkiye’nin bütün demografik özelliklerini karşılayabiliyordu, yani; erkek daha çoktu, fakirde vardı, zenginde vardı, doğulu da vardı, hatta yabancı uyruklu bir çocuk dahi vardı… Kitaplara olan ilgimden kaynaklı sanırım, okumayı ilk sökenlerden birisi ben olmuştum ve seçimsiz bir şekilde sınıf başkanı oluvermiştim. Eh tabi geleneksel olarak bir Anıtkabir ziyareti vardı ve öğretmen dedi ki: “İki gün içinde herkes sana velilerinden imzalı dilekçeler getirecek, sende toplayıp bana getireceksin.” Ben tam görev adamıyımdır, bana ver görevi gerisine karışma o derece…

Gerçekten de arkadaşlarımı sıkıştıra sıkıştıra iki gün içinde bütün dilekçeleri toplamıştım, ama sadece yirmiye kadar sayabildiğim için o işi yapamamıştım, “çok kağıt var, tamamdır ellaaam” demişimdir kesin. Öğretmen dilekçeleri saymaya başladı, “bir tane eksik” demesine kalmadı o kalın kağıt tomarının içinden bir ufak bloknot kağıdı düştü, hani şu not almanız için bulunan küçük kare şekilli olanlardan. Öğretmen bir hışımla, “git bana Y’yi çağır!” dedi. Korktum amk, ne bağrıyorsa kulağım … Zaten Y çok sessiz sakin bir kızdı ve hemen hemen hiç bahçeye çıkmazdı en fazla koridora giderdi, dolaşır geri otururdu sırasına o yüzden bulmam kolay oldu. Söyledim, ses çıkarmadı yan yana gittik yanına öğretmenin. Nedense çok sinirliydi ama bağırmadı, yoksa çok sinirlenirdim sebebini anlamadığım davranışlara çok sinirlenirim de konu bu değil neyse. “Yarın baban gelsin okula Y.” dedi, Y’de hiçbir şey demeden sadece kafasını salladı.

Ertesi gün nedense sınıfın içerisindeydim, öğretmen de içerideydi. Derken içeri dev gibi birisi girdi, belki benim yerden yüksekliğin sadece 56 cm olduğu için bana öyle gelmişti ama dev gibiydi. Y’nin babasıymış… Öğretmen elini sıkıp hoş geldiniz dedikten sonra bana döndü ve “sen biraz dışarı çık hadi.” dedi. Sebebini bilmediğim şeylerden nefret ederim, kapıdan çıktığım gibi sola döndüm ve arkamı duvara verip bekledim oradaki konuşmayı…

Açık söyleyeyim, eğer o gün ki konuşmanın benim bu gün ki kişiliğimin temelini atacağını bilseydim kesinlikle dinlemezdim! Çok daha umursamayan ve kafaya takmayan birisi olabilirdim. Ama dinledim, yüreğim güm güm ata ata hayatımın ilk casusluk görevine başladım neredeyse nefes almayacak bir şekilde dinlemeye başladım aslında hikâye şöyleymiş:

Çok fakir insanlarmış, Y’nin ablası da bizim okulda öğrenciymiş. O sabahçıymış, eve gelip üniformasını Y’ye verirmiş, iki kişi aynı üniformayı kullanırlarmış. Y’yi okula getirip-götürecek kimse yok; baba sabahtan akşama çalışıyor, anne de gündelikçiymiş. Yani o benden bile ufak tefek kız her akşam okuldan çıkıp 30cmlik cetvel gibi olan bacaklarıyla yaklaşık 2000 metre yürüyerek gidip geliyordu okula. Bloknot kağıdına gelince: ay ortası olduğu için bütün erzaklar alınmış, faturalar ödenmiş ve elde avuçta 50 Kuruş bile kalmadığı için o bloknot kağıdına yazmış…

Yıllar sonra biz orta okuldayken Y bizi ziyarete gelmişti; hala ufak tefekti, utangaçtı. Kapıyı açtı, sınıfa şöyle bir baktı ben direk tanımıştım ama benden önce başka bir arkadaş ismini bağırarak ona koştuğu için hamle yapamamıştım…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.