yazıları bölmesini bilmiyorum

19 Jan 2007

ana sayfada yazının sadece bir kısmının, vurucu, yazıya bağlayıcı,ilk kısmının görünmesini sağlayamıyorum.muhtemelen yöneticilerden biri müdahale edene kadar yazının tamamı ana sayfada görünecek.bunu bir çeşit yazdığım şeyi gözünüze sokmaya çalışmak için düşünülmüş ufak bir sabotaj olarak düşünmeyin. dediğim gibi, yazılarımı bölmesini bilmiyorum.aynı msn’de adımı nereye yazacağımı bilmediğim gibi. ve ben bir bilgisayar mühendisi adayıyım. ama isterseniz size iki sayının toplamını verebilen bir program yazabilirim. isterseniz kafadan da toplayabilirim. ama program daha garanti olur, garanti ederim. pardon ya, bunlar benim sorunlarım, neden buraya daldım? hatırlıyorum, program yazma programının nasıl yazıldığını düşünüyordum.
oradan da dünyanın nasıl varolduğu karmaşasına düştüm.varolma denen şey daha yokken birşey nasıl varolabilir? sonra tırstım, ki tırsaklık hayatım sürecinde çokça içinde bulunduğum bir ruh hali.bu kadar çok olunca bir ruh hali olmaktan da çıkıyor.hayat tarzım desem daha doğru olur.insanlara kendi kriterlerimden bahsetmekten, hayatla yahut başka bir şeyle ilgili görüşümü belirtmekten korkuyorum.yaşanmış 19 yarı dolu-yarı boş yıl, ‘doğru’ denen şeyi ya da şeyleri bulmak için kısa bir zaman dilimi.o yüzden herhangi bir konuda bir yere varmış değilim.iyi bir vatandaş olmadığımı düşünüyorum.sağcı,solcu,dinci,hiçbişeyci ya da başka bir şeyci değilim.hiç oy vermedim ama sandığın başına geçtiğimde hangi amblemin altına mühür basıcam bilemiyorum.belki de en çok hoşuma giden amblemin altına basarım.belki de şuan da düşündüğüm gibi hiçbirine.
işin kötüsü bu konuda kendimi diğer herkesten şanslı görmem,ya da daha akıllı.babamla aynı görüşü paylaşsaydım onun etkisi altında kaldığımı düşünürdüm,ters görüşlere sahip olsaydık asi genç olmuş olmaktan korkardım.şimdi de aynı görüşlere sahip değiliz ama ben zaten bir görüşe bile sahip değilim ki.körüm ben! hayatım boyunca imrendiğim abimin izinden de gitmiyorum,vay bee! diyerek hayatlarını ağzım açık izlediğim diğer insanlara da benzememişim,tek tesellim hiç birşeye benzememenin verdiği artislik duygusu,ama 19 bunun keyfini çıkarabilecek bir ergen için biraz büyük yaş.farklı-aykırı olmanın verdiği güven.
hiçbir tesellim yok yani.bir kızarkadaşım bile yok.olması gerekip gerekmediğine ben karar veremiyorum.istemiyorum demiyorum,desem de zaten kimse inanmaz.bana hep çocukmuşum gibi davranan,benden 9 yaş büyük ablam bile artık ciddi ciddi bir kızarkadaşımın olup olmadığını,yoksa neden olmadığını sorunca anlıyorum,kızarkadaşım olmasının normal bişey olduğunu.bu konuda da bir yere varamıyorum,gördüğünüz gibi,başkalarının doğrularına göre kendime,hayatıma bir yön veriyorum.yarın bir kız kendi doğruları içerisinde benle sevgili olmasının normal olduğunu düşünür diye korkuyorum.aslında o yine kolay,ablama,abime açıklamak zor.ama her zaman bu konuda kesin doğrularım var.kendim bulmadım,yaşanmışlıklardan çıkardım.öncelikle bir ilişkide iki kişinin hayatını taşımak lazım,ben daha benimkini zor taşıyorum.yani,yıllarca benden ayrı yaşamış,başka insanlarla büyümüş biri bana birden yüzlerce anı,onlarca best friend,birer anne-baba,sayısı değişkenlik gösterebilen kardeşler yükleyince yapamıyorum.yapamam da.eğer ki aşk bir kişiyle ilgili herşeyi ama herşeyi sevmekse ben oynamıyorum,topumu alır giderim,kimseyi de oynatmam.annesi sokağa salmayan,bütün olan biteni camdan takip eden çocuk olurum daha iyi.zaten ben daha küçüğüm,henüz bir ‘ilişkiler insanı’ olmama daha var.nerede içine kapanık açılmayı bekleyen gizemli çocuk olunur bilmiyorum.yahut nerede umursamaz tavırlar takınılmalı,nerede samimi olunmalı,bunların hepsi benim için birer soru işareti.?aha da bundan?
zaten aşkı bize yanlış tarif etmişler.hep bu tuna kiremitçiler,the o.c’ler,kasımda başka olan aşklar yanılttı bizi.hepimiz yakışıklı değiliz,bütün kızlar da güzel değil.sorun da burda bence.birbirimizin neyini seveceğiz?eğer ki elleri,ayakları ufacık,saçları tel tel,vesaire vesaire kızları seveceksek hepimiz,ya da bir erkekten beklenen şey sonsuz özgüven,baby bir face ve de benzeri şeylerse,güzel kızlar yakışıklı erkeklerle birlikte olsun,biz de hep beraber bırakalım bu işleri,gidelim top oynayalım.ya da yalnızlıktan ölesiye korkup,küçükken oynadığımız ‘dansa davet’ oyunundaki gibi birbirimizle idare edelim de dayak yemekten kurtulalım.ama dediğim gibi,sevmekten ne anladığımız çok önemli,alpay erdem boşuna demiyor ’sevdiceğinizin bokunu da sevin’ diye.abartıyor ama bir yerde haklı.ha ben kimsenin bokunu sevemem o ayrı.e bir kere kandırmışlar.bizi daha da yama tutmaz bu yırtık.
elimde bolca varsayımla yaşam mücadelesi veriyorum.herşeyden şüphe duyuyorum.biri bana anlatsın diyeceğim çok şey var ama o zaman da beyaz geliyor aklıma.her boku sanki çok ilgiliymiş gibi,sanki para almadan o işi yapıyormuş da merakından birşeyler sorup cevaplar bekliyormuş gibi dinlemiyor mu,deli oluyorum.yazıya son verirken ünlü birilerine de bok atmamın sebebi de jitin tavsiyesiydi.sitenin reklamı için iyi olur dedi.reklamın iyisi kötüsü olmazmış.ben bilmiyorum,bliss biliyor,biliyordur. :) (bu bir göndermedir.artık bliss de ünlü olduğuna göre ona da bok atabilir,arada laf dokundurabiliriz diye düşünüyorum.bilmiyorum ki yanlış mı düşünüyorum.)(dikkat!yukarıda okuduğunuz yazı bolca ‘bilmiyorum’ içermektedir.)

hunikafa şahsının son yazıları

Kişisel Derinlik | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git
Toplam Okunma: 280 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 13.11.2008 - 22:15

7 yorum yapılmış, “yazıları bölmesini bilmiyorum”

  1. 01

    ulan benim nerem ünlü oldu :D

    ama yazının geneli çok güzel. bazı noktalarda kesişiyoruz seninle. kesişmek derken iş atmak anlamında değil. kader çizgilerimiz , çakralarımız , zenlrimiz falan fişman…

    ama ben ünlü değilim. olacağım inşallah :D

    bliss, 19 Jan 2007 13:17 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  2. 02

    ben de takılıyorum hep, sevilecek insanın kriterleri nedir sorusuna, 25. seneye girdim (hay maşallah) henüz bulamadım kriterler nelerdir.
    hem sen yorulma ben bölerim yazılarını

    Saten, 19 Jan 2007 13:38 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  3. 03

    ‘öncelikle bir ilişkide iki kişinin hayatını taşımak lazım,ben daha benimkini zor taşıyorum.’ cümlesi çok ağır olmuş sanki aşk için. bir ilişkide başkasının hayatını taşımak değil, asıl olan hayatı paylaşmaktır, kolaylaştırmaktır, ‘bir elin nesi var iki elin sesi var’ durumudur. eğer başkasının hayatını taşıyorsan o ilişkide yanlış olan birşeylar vardır. düzgün giden bi ilişkide ortak yaptığın şeyler, birlikte geçirdiğin zaman vs. insana keyif verir. birlikte olduğun kişi mutlaka bir şekilde hayatını kolaylaştırır. senin bi işini yapması,taşıması vs. gerekmeden, sadece seni dinleyerek, tavsiyede bulunarak, ya da ‘bugün beraber şuraya gidelim, değişiklik olsun’ diyerek bile senin yükünü azaltır.
    bence ‘aşk’ ve ‘ilişki’ konularını çok fazla kalıplara sokmaya çalışıyoruz, sonra kendi koyduğumuz sınırlar içerisinde boğuluyoruz. halbuki bunların hiçbir aslında yok, hayatımızı kendimiz sınırlıyoruz, keşke yapmasak…

    whiteflag, 19 Jan 2007 15:36 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  4. 04

    bliss:çok komiksin.:)
    saten:teşekkürler,bundan sonra da yazılarımı bölersen çok sevinirim.
    whiteflag:haklı olabilirsin,bu konuda düşüneceğim.
    hunikafa:”kendi yazdığı yazılar hakkında yapılan yorumlara yorum yapan adam” oldun,kutlarım seni.

    hunikafa, 20 Jan 2007 00:01 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  5. 05

    gayrı gider oldum kardaşlar ve de kızkardaşlar.. gayrı haram bu can bana …..
    bi kızkardaş da bana lazım diye düşünürdüm ama elde değil hayatın bütün seçenekleri..
    her müptedi(yeni yazar), bu yazıyı bölme işinde sorun yaşıyor. zengin yazım biçiminde direkt olarak more tuşu diye gözükmüyor. üst kısmı daha küçük bir yüzeye sahip A4 kıvamında bembeyaz bir parşömen görüntüsü olan tuşa tıklamak gerekiyor. nerden ayıracaksan, kursörü oraya bırak ve bu tuşa tıkla.

    lolipop, 20 Jan 2007 19:59 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  6. 06

    Huni’ne sağlık lan…
    valla.

    melancolique, 21 Jan 2007 01:04 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  7. 07

    hayatımda okuduğum en samimi en içten yazılardan biriydi diyebilirim.

    çok güzel olmuş eline sağlık..

    Zeyneb, 26 Jan 2007 18:21 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Sanki hiç bırakıp gitmemiş gibi, sanki son defasında olduğu yerdeymiş gibi, bir çırpıda buldum dudaklarını, ağzının içinde ki tüm o kıvrımlar sözlerini çok iyi bildiğim bir şarkı gibi...

constantine

Bu Aya Dair

Kasım 2008
M T W T F S S
« Oct    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Meta

 

who's online

canlitv tv izle

Yukari