1. Ana Sayfa
  2. Psikoloji
  3. Utanç Nedir? Evrimsel Psikoloji’de Utanmanın Yeri

Utanç Nedir? Evrimsel Psikoloji’de Utanmanın Yeri

çocuklarda-utangaçlık

İnsan Neden Utanır?

Sosyal canlılar olduğumuzdan, uyumsuz davranışlar genelde stres tepkisine neden olur. Diğer sosyal hayvanlarda bunun ilkel hali, bir tepki aldığında korkuya kapılmak. Biz, güçlü bir belleğe sahip olduğumuz ve geleceği hayal edebildiğimiz için, kafamızda daha fazla belirsizlik oluşuyor. Yani muhtemelen ortalamada en gergin canlılardan biriyiz. Öyle ki, her stres tepkimize ayrı isim vermişiz (korku, cinsel istek, açlık, aşk, öfke, utanç, pişmanlık, coşku vb.).

Utanç ve ahlakın evrimi veya temel öğrenme şekli, oyunlarda görülebilir. Diğer sosyal hayvanlarda da oyun oynama ve kurallara uyma davranışı var. Zarar vememe, güç dengesi olmadığında, arada bir karşıdakine iltimas geçme gibi prensiplere uymak gerekiyor. Eğer sürekli hile yaparsanız veya karşıdakini ezerseniz, insan veya değil, bir süre sonra oyundan atılırsınız veya oyun çağrılarınız karşılıksız kalır. O tepkiler ve izolasyon duygusu da utancın temelini oluşturur mesela. Sizden bekleneni yapamamak, mutlaka cezalandırılır diye bir şey yok; ama ailenize veya akranlarınıza yaşattığınız ilk hayal kırıklıkları, karşılıklı güvenin sarsılması anlamına gelir ve nahoş bir tecrübedir. Bunun tamir edilemeyeceğini düşünmeye başlarsanız, giderek daha utangaç biri haline gelirsiniz (sürekli hata yapmaktan korkma durumu).

Basit etki-tepki haricinde, kimliğimize işleyen özelliklerimiz yüzünden de utanç duyabiliriz. Yani normalde zor yoldan elde edilen bir şeyi kolay yoldan veya hileyle elde ettiysek, bazılarımızda aynı tatmini yaratmaz. En azından bunun için övgü almak istemeyiz, alırsak utanırız mesela. Gene burada da cezadan çok, beklentileri (kendinize dair olanlar dahil) karşılanamaması var.

Utanç ve Süper Ego

Utanma duygusu bir süperego kavramıdır. İlkel benlikte yani zihnin daha gelişmediği dönemlerde, çiftleşme dışkılama ve diğer bu gün utandığımız davranışlar klan içerisinde yapılıyordu. Ego nun gelişmesiyle id yapacağı şeylere ulaşmak için zihinsel bir kurallar zinciri oluşturdu. Klanlar kabileye evrilince toplumsal yaşam süperegoyu dikte etti ve bireysel benlik bilinç düzeyine oluştu. İşte bu nokta da güven merkezli ve toplum içerisinde bireyin kendini koruma alanları belirlendi. Tarımsal döneme geçişte yerleşik düzen kişeye mülk kavramı getirdi. Mülk kavramı ile de kişisel alan ortaya çıktı. İşte utanma da bu noktada devreye girdi. Tek eşlilik arttı ve birey sahip olduğu eşin kendi özel alanı içerisinde olduğunu kabul etti. Cinsel davranışını zihinsel bir davranış yani egoya ait bir davranış olarak belirlediği için topluma ait ortamlarda saklayarak süperego davranışları sergiledi. Kişisellik ortaya çıktı bu şekilde ve tüm egoya ait davranışları utanma kavramı yaratarak toplum içerisinde uygulamadı. Bu gün utanma duygumuza neden olan herşeyin başlangıç noktası budur.

Utanma ve Kültür

Kültürün kurallarına uymamanın cezasıdır utanç. Bu cezayı kültür direkt vermez ama, dolaylı yoldan içimizdeki kültürel kodlamalar sonucu utanç duygusunu kendi kendimize hissederiz. Yani bir nevi sigortadır aslında. Kültür, insanı kurarken bu sigortayı zihnimize yerleştirir ve zamanı geldiğinde “yanlış” yapan insanların kendi kendilerine sigortalarını attırarak (utanıp durarak) sistemin bütününe zarar vermesi ve bulaşıp yayılması engellenmiş olur. Ayrıca bu sigortanın ikinci ve çok daha önemli bir fonksiyonu daha vardır. Kültürel iktidarlar insanı utandırarak kontrol altında tutmayı ve yönetmeyi öğrenmiştir zaman içinde. Şunu şunu yapmazsan şöyle şöyle olur empozeleri ile önce toplumda bir utanç zemini oluşturur, sonra da bu zemin üzerine iktidarını kurar. Bu işe yarayan bir yöntem olduğu ve toplumları bir arada tuttuğu için de kültürel seçilime uğrayıp kalıcı olmuştur. Utanınca yüzümüze kan pompalanması zihnimizle bedenimizin bir bütün olduğunun kanıtıdır bence. Zihinsel kurgusal soyut bir kodlama, zamanla fiziksel somut bedeni etkiler hale gelmiş. Bu gerçekten çok enteresan bir korelasyon. Kurguyla hakikatin harmanlanması bir bakıma. Yani olmayan bir şeyle olan bir şeyi etkilemek. Şu meşhur “Hayalet” filminde ölüp limboda kalan adamın dünyadaki fiziksel nesnelere dokunmaya çalışırken verdiği mücadele gibi, utanç da önce basit kurallar şeklinde bir hayalet olarak başladığı kurgu hayatında, zamanla kültürel evrimle birlikte değişime uğrayıp bedeniyle fiziksel bağlantılar kurarak bize gerçek anlamda “dokunmaya” başlamıştır.

Yorum Yap

Yorum Yap