Takva

16 Dec 2006

 takva
Bir cümle üzerine bir roman yazılabilir. Hoşta olabilir. Ama birkaç cümle üzerine bir film çekmek olmuyormuş. Takva bunu kanıtlar nitelikte. Herhangi bir cevizkabuğu programında basitçe anlatalabilecek, yahut bir köşe yazarının elinden çıkarılabilecek bir Türkiye gerçeğini anlatmak için onca zahmete değer miydi be adam?

Burada ki be adam olarak sorulacak kişi Güven Kıraç sanırım. Medyada filmi en çok sahiplenen kimse olarak heralde adres gösterilecek kişi odur. Takva bundan böyle ondan sorulur. Lakin oyunculuğuna da bi hesap sormak lazım. Görüntüsünün ve kostümünün uygunluğu dışında bulunduğu rolü, ne sesi, ne nefesi, ne de hal ve hareketleri ile haketmemiştir. Muharrem rolündeki Erkan Can ise enfestir.

Gelelim filmin konu ve yorumuna. Birkaç cümleyle anlatılacak  şey nedir ?
Türkiye’de İslam’ı koyu ve muhafazakarlığın dibinde yaşayan hiçte azımsanmayacak bir kesim olduğu bir gerçek. Şeyhlerin rehberliğinde ilerleyen, vakıfların bakıcılığında yaşayan, kuran kurslarında yetişen, etek öpen, şerri hükümlerce hareket eden, birbirini kollayıp gözeten insanlar, ve bu insanların sempatizanları, kraldan fazla kralcıları mevcuttur bu ülkede. Şeyh ve şeyhin gönül yarenleri olan azınlık bir kısım, dünyevi işlerden uzaklaşmış, maneviyatın doruğunda yaşayan ancak politik ve maddi olmaktan maşaları yoluyla uzakşalan, bu yolla Allah’a yakınlaşan, günah ile haram ile kirlenmeyen insanlar. Başkaları bu günahların hammallığını yapar ancak onlar öyle kalbi temiz kimselerdir ki Allah onlara günah yazmaz. Böylelikle sıradan insanların sıradan politikaları ve para ilişkileri yerine getirilmiş olur ancak ne Şeyh, ne etek çemberi, ne yarenleri, ne hammalları, hiçbiri günahın ve haramın pençesine düşmemiş, Allah’ın dediğini yapmışlardır.

İnsan ne kadar Allah’a yaklaşırsa, o kadar da şeytana yaklaşmış olur. Şeytan’ın vesvesesi her adımda daha derin vurmaya başlar. Zira film karakterinin başına gelen de budur. Kendi halinde dinini yaşayan kişi ne zaman şeyhin etek çekimine girmiştir, ne zaman yönlendirilmiştir, beyni yıkanır hale gelmiştir, “sen yaparsın sen aslansın” ların adamı olmuştur, kalp gözü açılacağına, dünyaya olan kör gözü açılmıştır, o gün şeytanla dans etmeye başlamıştır. Şeytanla dans ise her zamanki gibi şeytanı değil, valsçiyi değiştirmiştir. Bir daha hiçbirşey eskisi gibi olmayacak… Bazı yolların geri dönüşü yok, hayır deme fırsatı sadece 1 kez var. Din toplumların kitlesel uyuşturucusudur, ve tüm uyuşturucularda olduğu gibi bununda geri dönüşü yoktur. Erenlerden olmakla, delirenlerden olmak arasında seçimi doğru yapmak gerekir.
Ve Allah der ki ;

Benimle aranıza aracı koymayın…Çünkü Allah heryerdedir. Herşeydedir. Nefesindedir…

constantine şahsının son yazıları

Kültür Sanat | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git
Toplam Okunma: 345 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 16.11.2008 - 17:58

5 yorum yapılmış, “Takva”

  1. 01

    şeytanın lanetlenmeden önce meleklerin öğretmeni ve tüm meleklerden de ikna kabiliyeti en yüksek olan melek olduğu bilinir.
    o yüzden haram olan her şey çok tatlı gelir nefsine kurban olmuş insanoğluna.

    ve herkes kendinden sorumludur. insan yaptıklarıyla yargılanacaktır. ya sonsuz huzur ya da sonsuz acıya ruhunu teslim edecektir.

    ve mahşer günü yargılanırken hiç bir kul yardım edemeyecek sana.

    melancolique, 16 Dec 2006 01:43 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  2. 02

    güven kıraç’ın rolü üstüne ben de düşündüm filmi izledikten sonra ve kötü oynamış demektense üçkağıtçı, içten pazarlıklı ve un-samimi birini oynamıştı zaten, bu bağlamda da başarılı deyip konuyu kapattım kendimce.
    görüntüleri de güzel filmin.

    Saten, 14 Mar 2008 11:32 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  3. 03

    filmin değerlendirilmesi gereken iki ana unsuru var: oyunculuk ve ışık tutmaya çalıştığı mütedeyyin veya tarikaçı kesim.
    oyunculuk açısından üstte de belirtildiği gibi güven kıraç çok sırıtıyor rolünde. hele zikir sahnesindeki zikri başlatan kişi olarak, hançeresinin o işe hiç mi hiç uygun olmayışı..kırç’a nedense hep bu tarz rol yazarlar ama o da cast’ın en düşük atraksiyonlu elemanı olur. (bkz. hacivat ve karagöz neden öldürüldü..) filmin şeyhi meral ülgenin ve muharremin film ile ne kadar özdeşleşmelerine rağmen, kıraç sırıtmış… eğer o role de adam akıllı birini bulabilselerdi film sinema tarihimizdeki ”yapıt”lardan biri olurdu.hoş bu haliyle de gayet güzel.. başroldeki üç ana karkterin değerlendirmesi bu şekilde, diğer yan rollere ise değinmeye gerek yok. yerli yerinde sayılabilir.
    şimdi filmi ikinci yönden değerlendirmeye gelince: tarikatların halkı bilinçlendimek adına verdiği ana umdeler açısından (şeyhin sohbetleri,nasihatları ve ikazları) film cuk diye oturmuş. kıraçın sıçıp batırdığı roldeki gibi bir kişi şeyhin baş müridi olursa, o tarikat sinek avlar. buradan da anlaşılacağı üzere baş müridler veya sahte şeyhler bile, insanlar üzerinde hitabet ve heybet açısından etki bırakacak kişilerden seçilir veya o kişiler bu konumlara gelir. bunun istisnası yoktur. filmdeki muharrem karakteri de sosyal vakayı yansıtması açısından çok güzel düşmüş.. tarikata ilk girenler veya müridliklerinin ilk zamanları koyu bir bağnazlık içinde olurlar ve adeta yozdurlar. nezaketten ve müsamahadan uzak olurlar. muharremin bosnalı çırağa karşı davranışları genel anlamda bunu yansıtır. ama filmin finalindeki muharremin düştüğü hale düşmeyen ve mertebe kat’eden müridler zamanla daha müsamahalı ve ılımlı bir hal alırlar ki, bu da halk üzerinde oldukça te’sire haizdir. muharrem’in düştüğü şuuru kaybetme halina düşen kimseler de var olup, bunlar hadisenin binde birlik bir kısmıdır. din çıldırttı, tarikat delirtti,bu işlere fazla daldı gibi etiketlere maruz kalan bu şahısların ruh ve akıllarında zaten var olan zaaf ve problemlerin, o sahada kendilerini belirgin şekilde ortaya çıkarmasıyla zuhur eden bir olgudur bu. çok okudu da kafayı yedi diye bana atılan yaftalar gibi :D

    nalan, 16 Mar 2008 09:18 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  4. 04

    filmde anlam veremediğim bir hata vardı. bir sahnede hoca cuma namazı kıldırıyor ama nedense ayetleri içinden okuyordu. olması gereken dışından okumasıydı. böylesi bir hatayı nasıl yaptılar anlayamadım. filmin adı takva ama bir cuma namazının farzının dışından okunduğunu bile bilmeyen bir senaristin veya yönetmenin malesef benim gözümde pek de bir ehemmiyeti yok. burda söz konusu olan müslümanlığın ana faktörlerini bilmek veya bilmemek değil. bu filmin senaristi veya yönetmeni pek tabi ateist,hristiyan vs de olabilir ama madem sen bu tip konulu bir filmi çekeceksin bazı şeyler hakkında araştırma yapıp ona göre işini yapmalısın. yazık olmuş. dersine iyi çalışmamış

    Just in time, 16 Mar 2008 16:11 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  5. 05

    bence muharreim’in delirme sebebi, biyolojik olarak ihtiyaç duyduğu bir şeyi (cinsellik) kabul etmemesiydi.
    din evlenmemizi ve çoğalmamızı da salık verir, muharrem orada aşırıya kaçtı. delirmesi de şaşırması üzerine felç benzeri bir şey geçirmesiydi.
    ayrıca güven kıraç, bu filmde (tekrar ediyorum) samimi olmayan ve aç gözlü birini oynuyordu, davranışlarını içten değil de göz boyamak için yapıyordu ve böyle davranması/oynaması çok normal. kıraç bu filmde, tarikatlere maddi kazanç ve mevkii için yamananları anlatıyordu (en azından ben öyle anladım), hatta filmin bir sahnesinde “neden şeyhim ben değil de muharrem’i seçtiniz bu konuma?” diye sordu, şeyh de “muharrem daha saftır.” benzeri bir cevap verdi.
    tarikatları çarpıklıklarıyla anlatıyordu, tabi ki abartma ve yanlışlıklar olacak filmde.

    Saten, 17 Mar 2008 13:58 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Anlık ileti konuşması sırasında hiçbir zaman parolanızı veya kredi kartı numaranızı vermeyin.

Saten

Bu Aya Dair

Kasım 2008
M T W T F S S
« Oct    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Meta

 

who's online

canlitv tv izle

Yukari