Sosyoblog nedir? Ne değildir?
25 May 2008
Her şey iki yıl önce başladı. O zamanlar daha küçücük bir siteydi. Sonra zamanla falan filan fişman… Böyle klişe laflarla canınızı sıkmak istemiyorum.
Sosyoblog her şeyden önce herkesin gördüğü ve hissettiği üzere çok yazarlı bir blogdur. Yazılan yazı, yapılan yorum sadece yazı veya yorumun sahibini bağlar. Geçenlerde bir mail aldım yazılan şeylerin gerçeği yansıtmadığına dair. Çoğu yazının kurmaca olduğu ve hayal ürünü olduğundan bahsediyordu mail sahibisi. Hatta bizi fikir empozecileri olarak nitelendiriyordu( ne demekse) . Kimin için çalışıyorsunuz gibi bir hava vardı mailde. Olanca umarsamazlığımla negzel diye karşılık verdim. Gerçekten de güzel bir şey bu. Bizim herhangi bir ideolojiyi, herhangi bir fikri empoze etmek gibi bir amacımız olmadı. Hayallerimizdekileri yazmaya çalıştık, kimi zaman kurmaca dünyalar yarattık kendimize ve orada oynadık. Benim bildiğim jit böyle cümleler kurmazdı ama neyse. Demem odur ki sayın okuyucu biz herhangi bir zümreye bağlı değiliz. Dileyen dilediğini başkasına zarar vermeyecek şekilde yazıya dökebilir. Bundan dolayıdır ki bizi belli bi kalıba sokmaya çalışmayın. Bak sağda bir kategorimiz var “Beni kategorize etme” şeklinde. Evet bizi kategorize etmeyin lütfen.
Sosyoblog’ta malumunuz belirli bir konseptimiz yok. Konseptsiz bir topluluğuz, bundan da utanmıyoruz. İsterse bütün yazarlar her gün ne yaptığını teker teker buraya yazabilir. Kimse de hoop birader banane demez, diyemez. Bir vatandaş gelir spordan bahseder öteki pessimist dünyasında olup bitenlerden bahseder bir diğeri de gelir sevgilisinden neden ayrıldığından bahseder. Konseptsizlik böyle bir şey işte. Hiç kimseye neden bunu yazdın demedik şimdiye kadar ve demiyeceğiz de. Ama ne zaman kutsal değerlere hakaret niteliğinde bir şey yazıldı o zaman ister istemez devreye girmek durumundayız. Aynı şekilde biraz klasik olacak ama Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde hiç bir yazı da müsamaha ile karşılanmaz. Şimdi yazar arkadaş İskoçyalıdır. Biri de gelip İskoç kralı hakkında atıp tutarsa işte o zaman Sosyoblogun o muhteşem kendini denetleme mekanizması devreye girer ve iskoç kralının rakı sofrasındaki öz be öz kardeşi olur, ona arka çıkar. Sonuç olarak iskoçların da yanındayız ama etek giymeseler daha bir arkalarında oluruz kesin. Her neyse konu dağılmasın. Sosyoblog candır, canandır. İlginçtir ki biz kendisine sadece site gözüyle bakmıyoruz. Nasıl ki burda her yazar her okuyucu bir bireyse Sosyoblog da bir bireydir bizim gözümüzde. Sosyoblog diye bir insan var. Yok diyorlar ama var yani. Sadece kod yığınından oluşmuş bir şey değil bu Sosyoblog. Konu içten içe boka sarmış bir durumda. farkındayım.
Sonuç olarak benim okuyucu ve yazar kitlesine duyurmak istediğim herhangi bir zümreye bağlı olmadığımız, ve her yazı ve yorumun sadece sahibini bağlar hadisesinden ibaretti ama kuru kuru bunları yazmak istemedim. Can bu uzatmak ister. Umarım çok görmezsiniz…

13 yorum yapılmış, “Sosyoblog nedir? Ne değildir?”
01
beni bu yazıdan ayrı tutun, cia, m16, mossad, mit gibi türlü istihbarat örgütlerinde çalışıyorum. bir gün herkes fenerbahçeli olacak, işte o gün ben şanlıurfaspor çatısı altında holiganlık yapacağım fikrini empoze etmeye çalışıyorum.
onun dışında başkaları ne yapıyordur bilemem.
02
bunun dışında, savunduğun fikri empoze edebildiğin sürece bu dünya’da söz sahibi olursun. bunun yanlış bir tarafı yok. bugün bir tayyip erdoğan da, bir fetullah gülen de ne bileyim atatürk de, churchill de bir diğeri de fikrini empoze edip insanları arkasından sürükleyebildikleri için lider konumunda olmuşlardır. demem o ki; (hemen sazanlayıp “onları aynı kefeye nasıl koyarsın arkadaş!” diye çıkışmayın diye diyorum bunu da. daha önce başıma geldi oradan biliyorum) farklı fikirler de olsa, doğru ya da yanlış fikirler de olsa her fikrin bir lideri vardır o da anlatmaktan, yazmaktan ve paylaşmaktan geçer.
o yüzden fikir empozecileri (şeftali posası gibi bir kelime lan bu) bir hakaret değildir sayın o kişi öyle sanmış olsa da. evet tam olarak yaptığımız da bu. ben bunu yapmaya çalışıyorum en azından.
kimseye hakaret etmiyorum. sevmiyor olabilirim hatta nefret ediyor da olabilirim ama hakarete dayamıyorum bunu. burada herhangi bir yazarın yazısında bahsettiği birine ana avrat sövdüğünü gören oldu mu? olmadı. ama yazısında bahsettiği gerek politik birini gerekse sportif alanda faaliyet gösteren birini sevmediğini, neden sevmediğini anlatabilir.
klasik “siz bizim fikrimizden farklısınız galiba. kapatın o gazeteleri yoksa asarız keseriz” gibilerinden darbe dönemlerinin körü körüne bir fikre bağlanmış sağlı sollu ortalı eylemcilerinden bir farkı yok bu atılan mailin.
esefle ve sedefle kınıyorum. (kedilerimin adı, selamları var onların da…)
03
şimdi 1. (kendim karıştırmıyım diye sıralıyorum) maildeki doğru demiş (nedeni 2. maddede).
2. her iletişim kendini kanıtlama, ortaya koyma amaçlıdır, empoze de buna dahil. (empoze de çok süper ispanyol adı olur)
3. maildeki nereleri okuyup böyle düşünmüş? (sadece bliss’in yazılarını okuduysa haklı adam, ehhe) (kesin fransız ihtilali ile ilgili kısımlardır, bak buraya yazıyorum. çocuklar artık inanıyorlar, fransız ihtilali’nin ekşi sözlükle bağlantısı olduğuna.)
4. sağ üst köşede hala gubidik sözlerim yok, kahırlardayım, site benim yüzümden hit alıyor.
04
kendimi hıncal gibi hissediyorum zaten şu sitede. yakında izlediğim filmlerin sinema çıkışında hemen sosyoblog’a girip filmin sonunu da yazacağım, o zaman tam hıncal olacağım.
evrimdeyim mütemadiyen.
05
sosyoblog çok boş vakitlerimde o an aklıma gelenleri yazdığım,az boş vakitlerimde ise girip yazılanları okuduğum bir web sitesidir.fazla ünlü değildir,olmasındır da.yazarları arasında saten,bliss gibi yılda bir görüp görmediğim arkadaşlarım,mem,jit gibi sürekli görüşüp de birbirimizin yazar kimliklerimizi bilmiyormuş gibi yaptığımız insanlar vardır.rahattır yani,buraya istediğimi yazabilirim,saçma sapan,kimseyi ilgilendirmeyen şeyler de olabilir bunlar,sonuçta kimseye hesap vermek,başkaları tarafından beğenilmek gibi kaygılarım yok.sadece kendi yazdığım şeyleri sonradan okumak hoşuma gidiyor.ve de kendi yazdığım şeyleri sonradan okuyup beğenmek hoşuma gidiyor.saçma sapan şeyler yazmamamın sebebi de bu.
sosyobloğu seviyorum,her ne kadar istediğim kadar vakit ayıramasam da,her ne kadar “bundan sonra her hafta bir yazı yazacağım!” deyip yazamasam da.bu güzel siteyi bize bahşettiği için just in time arkadaşımıza teşekkür ediyorum.selamlar,saygılar…
06
huni güzel bir noktaya değinmiş, siteyi açarken çok büyüyelim burdan para da kazanalım diyorduk (sanki) ama şimdi ünlenmesin diyoruz.
ayrıca, biriniz de bana teşekkür edin, bıktım bu jit’ten, her işi ben yapıyorum o konuyor üstüne :P
07
and the oscar goes to saten =)
08
ne zaman dedik yahu para da kazanırız deyu? ulem demek para kazansanız haberimiz olmayacak, hatta belki de kazanıyosunuzdur da işte şüphe etmeyelim deyu.
yek yeaa, alırım hakkımı. görüşelim.
09
kazanırsak size vermeyiz diye düşünmüştük ondan haber etmedik, ya ya..
10
para mı? paranı alırım Saten. aklın fikrin para olmuş senin. para para para…
11
bana da atsanıza lan üç beş bir şey
12
aha işte biri daha. Satenin parası benden fazladır. Ne de olsa çalışıyor. öğrenci adamım ben
13
“Anlık ileti konuşması sırasında hiçbir zaman parolanızı veya kredi kartı numaranızı vermeyin.
Saten”
külliyen yalan.
Yorum yapın