Senden Çocuğum Olsun İstiyorum (Bölüm 1: Gözleri Senin Gibi Baksın)
22 Jun 2007

Merhaba,
Öncelikle şunu söylemek isterim ki sen beni tanımıyorsun ama ben sen çok iyi tanıyorum. Bunun için sana kim olduğumu tam olarak söylemeyecek olsam da nereden tanıdığıma dair bir takım ipuçları vereceğim.
Şehirde büyümüş, kozmopolit biriydim ben ama buna rağmen hiçbir zaman da kökenimi yadırgamadım. Anneme ve babama kadar olan nesil hep köylerde büyümüş. Daha sonra çocuklar (yani annem babam halam dayım amcam vs.) üniversite kazanıp şehre alışınca bir daha köylere dönmemişler ama işte yaz aylarında köye giderdik önceleri, dedelerle ninelerle hasret gidermeye.
Yine bir yaz günü geldik köye, canım sıkıldı dolaşmaya çıktım, seni de orada gördüm zaten. Daha önce, neden bilmem, hep saçları fönlü, gölgeli, dalgalı, girdaplı sarışın hatunlardan hoşlanırdım ben. Senin saçların öyle değildi, inek tezekleri karışmış içlerine ve belki de aylarca yıkanmamıştı ayrıca kumraldın… Daha önce blue jean’li, dekolte tişörtlü hatunlardan hoşlanırdım ben ama senin üstün başın öyle değildi. Perdeden bozma desenli elbisen o kadar doğaldı ki bu şehir hayatındaki yapmacıklıkları bir anda silip attı gözümün önünden. Ayakkabın yoktu, çıplak ayakla dolaşıyordun. Makyaja ihtiyaç duymuyordun bile… Hayatı umursamayışın, yaşadıklarını kafaya takmayışın ve olduğun gibi devam edişin takdire şayandı. Takip ettim seni bir sapık gibi…
İneğin memesinden tutup her süt sağışında içimde bir şeyler oluyordu, gıdıklanma desem gıdıklanma değil ama hoş duygu böyle bir garip. Sanki sütü inekten değil de benden sağıyordun. Gözlerim karardı bunu izlerken, bulutların üstünde uçuyorum derken birden gelen acıyla kan dolan gözlerimi açtığımda inek yerine ciddi ciddi beni sağdığını farkettim, bağırdım. Ah o gözlerin. Sağda olanı sola, solda olanı sağa bakan gözlerin… Neler yaşadığını farketmeden evvel kaçtım oradan ilk fırsatta ama seni bir kez daha göreceğime söz vererek kaçtım. (Umarım o sütü içmedin)
Akşam üstü mangal yaptık bahçede, et-balık-rakı… Sonrasında ayılmak için dolaşma isteği doldum, ailemden izin isteyip masadan kalktım ve köyün tozlu yollarına attım kendimi seni görebilmek umuduyla. Her yeri dolaştımsa da seni göremedim ve tam geri dönecekken perdesi yarım aralık bir pencereden yansıyan ışık vurdu gözüme, sendin. Üstünü değiştiriyordun, bakmak istemedim ama erkek doğası bu sanki felç inmişti vücuduma. Oraya bir direk gibi dikili kaldım ki boy ve en olarak da direk kadar vardım zaten. O kadar doğal bir vücudun vardı ki bunu bu yazımda anlatmak istemiyorum ama kusursuzdun, cidden kusursuzdun. Baban beni farkedip de beylik tabancasıyla kovalayana kadar izledim seni. Ne zaman baban geldi işte o zaman mucizevi bir şekilde felci attım üzerimden, bilmeni isterim ki baban şifalı biri ya da tabancası. Her neyse…
Bunları neden yazdığımı merak ediyorsun değil mi? Açıklayayım… Aşık oldum ben sana, hiç sanmazken hem de. Geceleri seni düşünüyorum, seni düşünmeden uyuyamıyorum ama duydum ki şehire yerleşmişsin. Aktrist olmak umuduyla yönetmenlerin, manken olmak umuduyla ajans sahiplerinin, şarkıcı olmak umuduyla Unkapanındakilerin yanağından öpmüşsün. Kendini bozmuşsun sen be güzelim, şehir hayatına aldanmışsın neler neler olmuşsun. Niyetim seni bu hayattan çıkarmak, kurtarmak ama bana ne kadar güvenirsin bilemediğim, beni dinleyeceğinden emin olamadığım için karşına çıkmadım ve bu mektubu yazdım sana.
Yazıma burada son verirken, senden çocuğum olsun ve gözleri senin gibi baksın istiyorum dileğimi de sana iletmek istiyorum…

Yorum yapın