Şaçmalamalar sekiz.
30 Aug 2009
Şaçmalamak için bile konu gerekir.
Huzurlu cumartesi, huzurlu pazar.
Kızdığım yok.
Üzüldüğüm yok.
İçimde tuttuğum hiçbir şey yok.
Dilimin bağı çözüldü söyledim herşeyi.
Söylemezsen bir köprüdeki iki inatçı keçi gibi olursun.
Suya düşüp yuvarlanmak var.
Zevk için alkol içerken.
Dertten içer hale dönmek var.
Sağlam kafa, sağlam bünye de geyiği değil.
Akıllı düşünmek lazım.
Baştan göreceksin sorunu.
Dört kişilik davete, beş kişi gidersen. Arıza çıkar.
Ne olcak abi şuraya bir sandalye atsan demeyeceksin?
Ya dört kişi gideceksin ya da gitmeyeceksin.
Orada hallederim demeyeceksin hayatta.
Halledemedin.
Çıktı arıza.
Evine döndüğünde.
Birşeyi çok istediğimde olmuyor demeyeceksin.
Büyük dertler de var hayatta.
Binlerce, sen istemesen de gelecekler.
Sanki hiç derdin yokmuş gibi kendine dert yaratmayacaksın.
Neden beni sevmiyor diye dert mi olur lan?
Bunu dert ediyorsan.
Sen dert arıyorsun, sevmek sevilmek değil.
Hoşlandığın kadının, gözlerinin içine bakıp bakıp seni anlamasını bekleme.
Söyle hoşlandığını.
Ağzın neden var?
Olmadı yaz mektup.
Elin neden var.
Yaptığın şeyi beğendiler mi.
Hoşuma gider.
Beğenmediler mi?
Beğenmezsen, beğenme ya…ğam?
Ağzım neden var.
Söverim gider ama edebimle.
Mevzu basit ben şaçmalıyorum.
İnsan kendini beğendirmek için şaçmalar mı?
Beni biraz sevsene amcalar görsün.

Yorum yapın