Şaçmalamalar altı.
27 Aug 2009
Merak ettiğim insanlar.
Evet, var.
İnsanların fikirlerini zerre kadar umursamam.
Doğrudur.
İyi şeyler söylediklerinde hoşuma gider.
Kimin gitmez ki.
Kötülere, takılmam.
Kızmam.
Beğensin diye yıpratmam kendimi.
Ama iş insanların kendisine geldi mi…
Dost, arkadaş, sevgili, aile veya hoşlandığım kadın oldu mu.
İş değişir.
Umursamaz değilim o kadar var benim de candan can hissetiğim insanlar var.
Kötü haber gelirse, yapmam lazım bişiler.
Şaşıracak kadar bekleyemem
Uyuyamam da zaten.
Aklım kalır.
İyimidir bu.
Yani,
Birini düşünmek…
Güzel mi, yoksa eziyet mi?
Güzelse, neden midem ağrıyor?
Değilse neden aklıma düştüğünde yüzüm gülüyor?
Şaçma değil mi?
Karma böyle bişi mi?
Aldığın kadar, vermek zorundamısın?
Hayat bu kadar zor mu?
Peki düşünmesek ne olur.
Hiç kimseyi, hayatım önemsediğim kimse olmasa.
Böyle nasıl olur?
Fikri olan var mı?
Ormandaki ağaçlar gibi.
Bir arada ama birbiri ile alakasız.
Odun gibi yaşamış olmaz mıyım?
Odun bildiğin odun.
Ağaç değil onu yararı var nefes almanı sağlıyor.
Sıfır yararım olsa.
Sıfır derdim olur mu?
Var mı garantisi?
Deneyelim mi?
Yada kabullenmek mi lazım.
Derdi, çileyi.
Mide ağrısını.
Uykusuz geceleri.
Baştan sözleşme imzalamalı hayatla?
Alacaklarını peşin peşin al benden demeli mi?
Benden alacağın olmadığı gün.
Taksit taksit öde alacakları mı demeli mi?
Yoksa kayıtsız şartsız yaşamak mı lazım.
Hesapsız yardım etmeli.
Düşünmeli mi?
Gerekirse sevmeli mi?
Ben bu yaşama işini çözemedim.
Becerdim, becermesine.
Yaşıyoruz.
Çok şükür.
Beraber birbirimizi düşünelim mi?

Yorum yapın