Romantik aklın eleştirisi

13 Mar 2007

Başlıkta yanlış olarak, “Romantik Akıl” diye adlandırılan şeyden kastım, “aşk söylemine” tabi olduğumuz zaman içerisinde geliştirdiğimiz ussal süreçlerin toplamıdır.

Bireysel gerçekliklerimiz kamusal gerçekliğin az ya da çok çarpıtılmış bir biçimidir ve her an çarpıttığı bu üst yapıyla çatışma halindedir. Aşkın “mistik bir deneyim” yaratma gücü tam da bu noktada ortaya çıkar. İki birey gerçekliklerini birbirine dayatarak kamusal olandan koparlar. Burada Romantik Usun ikinci evresi, anlamlandırma başlar. Tamamen yabancı olanın, “öteki”nin bir yeniden keşfi ve tanımlanması, yaşam alanının yeniden anlamlandırılması, yeni bir gerçeklik inşa edilmesi. Ayrılığın ardından duyulan yassa tam da bu yeni gerçekliğin çöküşü sebebiyledir. Yeni gerçeklik öntanımlı olarak iki kişiye ihtiyaç duyar. İçselleştirdiğimiz, “benselleştirdiğimiz” öteki olmaksızın bu yeni gerçekliği omuzlarımızda taşıyamayız. Aşık olunanın altından çekildiği bu yük, olanca ihtişamıyla çöker. Bir yitiren olarak aşık, her şeyi yeniden anlamlandırmak zorundadır.

Yeni gerçeklik alanının inşası ardından “Romantik Aklın” üçüncü evresine geçilir; Kamusallaşma ve Gerçekliğin sınanması. İşte bu nokta sorunların ortaya çıktığı noktadır. Aşıklar eğer başarılı olmak istiyorlarsa asla yataklarından çıkmamalılar. Kurulu gerçeklik, ya da aşıkların özdeşlik kurgusu, kendi dışlarındaki gerçekliğe karşı dayanıksızdır. O, bir düşler alemidir, bir vahadır ancak “gerçeğin çöllerinde” tutunacak gücü yoktur.
Dışarısı, dişlerini bir kez içeriye geçirdi mi, açılan yaradan gündelik yaşamın tüm sıradanlıkları içeri hücum eder. Aşıklarca yaratılan fanus, basınç farkından dolayı patlayıverir.

Son aşama, aşıklardan birinin uyanışı. Ortada hala bir düş vardır ve biri bu düşü görmek zorundadır, işin en kötü yanı da budur zaten. Biri hala düş görürken diğeri uyanmıştır. Uyananın kim olduğunu belirleyen pek çok farklı dinamik ve neden vardır. Bunlar ilişkinin içerisinde belirlenir. Uyanıştan sonra yeniden bireysel gerçekliğe dönülür.
Bir ilişkinin bitiş sebebi çok zaman başından bellidir, hatta çok zaman başlangıç sebeplerinde gizlidir. Son evresinde romantik akıl, tüm görmezden geldiklerini su yüzüne çıkarır. Adeta bir muhasebeci gibi hesaplar ve dökümler yapar. İki zıt fikrin baskısı altındadır. Yaşadığı şer her ne ise bitmiştir ve yaşadığı şeyleri reddetmemelidir. Burada kendisine başvurulan en eski yöntem, kandırıldığı, başka çeşitli sebeplerden körleştiği vs. dir. Bu da hala düşte olan tarafı başlangıç koşullarından çok daha kötü bir duruma iter. Artık aşk söylemi tersine dönmüştür. Kimi zaman bu tersine dönme nefrete kadar uzanır.

Bir diğer süreç de benim 3 evreye ayırdığım, iletişsel dizgedir.

Söz evresi: Kelimelerle ulaşılan hala ben ve ötekinin varolduğu evredir. Burada ben ve öteki kamusal alandadır. Aşk söylemine tabi olunan evredir bu.

Göz evresi: Söylemin ve ötekinin içselleştirildiği evre. Anlamlandırma ve inşa evresi. Burada artık kamusal alandan çıkılmıştır. İki kişilik bir evren inşa edilmiştir.

Ten evresi: Yekvücut olma. Artık iki ben tek tende erimiştir. Şu asla unutulmamalı: Aşk erotik bir duygudur.
Zirveden sonra çöküş yukardaki sıranın tersine seyreder. Bu kez göz evresinde, öteki içerden dışarı doğru itilir. Söze dökülmeyen kötücül kelimeler birikir. Anlam dizgesi değişir. Ardından yeniden söz evresi, ve ayrılan iki ben, dille birbirlerini yok ederler.

Sonuç olarak mutlu aşk yoktur.
En azından mutlu aşkın yazılı tarihi yoktur.

Meme-Dini şahsının son yazıları

Kişisel Derinlik | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git
Toplam Okunma: 309 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 04.09.2010 - 06:24

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

yakarak öğrenirim; siyah ama sıcak öğrenirim...

melike dara

Bu Aya Dair

Eylül 2010
M T W T F S S
« Jun    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Meta

 

who's online

canlitv tv izle

Yukari