1. Ana Sayfa
  2. #İzledim
  3. Pride: Özgür Olmanın Filmi

Pride: Özgür Olmanın Filmi

Pride-Fi-1280

Matthew Varcus’un yönettiği ,1984 İngiltere’sinde geçen film, bir grup gay ve lezbiyen aktivistin Galler’deki madenci direnişine destek vermesinin öyküsünü ve mücadelesini anlatıyor. Filmin, azınlıkta yer alan (daha doğrusu öyle gösterilen) eşcinsellerin meselelerine içselleştirmeden daha sosyolojik açılarla bakması ise ayrı bir önem kazanıyor. Renkli sinematografisi de cabası.

Demir Leydi lakabıyla nam salmış Margaret Thatcher, madenlerin büyük çoğunluğunu kapatmak isteyince, işçiler de açıkta kalma korkusuyla karşı karşıya kalır. Bu durumu protesto eden maden sendikaları, isyan ederek greve gider. Thatcher iktidarını devirme isteğiyle yanıp tutuşan Mark da, fırsattan istifade ederek, gay ve lezbiyen arkadaşlarıyla maden işçilerinin direnişine destek olmaya başlıyorlar. Zira zamanında onlar da Thatcher karşısında fazlaca haksızlığa ve zulme uğramış. Mark ve arkadaşları, ‘Gay ve Lezbiyenler Maden İşçileri’ni Destekliyor’ adlı slogan ve gruplarını kurarak ilk desteğin temellerini atıyor. Ama ne iletişim kurmaya çalıştıkları maden örgütlerinden ne de sokaktaki insanlardan en ufak bir olumlu reaksiyon alamıyorlar. Tam her şey bitti derken imdatlarına Galler’deki küçük bir grev komitesi yetişiyor. Örgütün komite yetkilileri ve çalışanları, Mark ve arkadaşlarına son derece sıcak davranırken aynı tutumu maden işçilerinin göstermediğini görüyoruz. Malum hala toplumun kıramadığı önyargılar, yıkamadığı tabular var.

İşte filmin çok katmanlı yapısı bu noktada başlıyor. Bir tarafta madencilere destek olan eşcinsellere halkın ve madencilerin olumsuz reaksiyonları sürerken diğer yandan Mark’ın arkadaşlarından olan Joe’nun da, barındırdığı gay eğilimleriyle ailesinin gözünde itibarı düşüyor. Tabi işin bir de AIDS faktörü olduğu için aile iyice endişeleniyor ve Joe’ya psikolojik bir şiddet uygulamaya başlıyorlar. Aslında bu fotoğrafı görmek için de çok uzaklara bakmamız gerekmediğini, sadece bizim ülkemizde değil pek çok toplumda bu kutuplaşmanın sürmekte olduğunu film sayesinde de çok net bir şekilde görmüş oluyoruz.

Ülkemizle de çok rahat paralellik kurabileceğimiz Pride, eşcinsellere karşı yapılan ikinci sınıf muamelesini ana meselesi yapıyor ve iki ezilmiş tarafın ortak bir mücadele etrafında birleşmesiyle Gezi’yi hatırlatıyor. Üstelik film, bu iki kilit noktayı hiçbir şekilde ajitasyona mahal vermeden o kadar hoş bir şekilde anlatıyor ki araya mizahi anları ve sohbetleri de yerleştiriyor. Özellikle komitede çalışan yaşlı teyzelerin eşcinsellerle birlikte olan sahneleri çok keyifli. Direnişin, dayanışmanın ve özgür olmanın en canlı örneklerinden biri olan bu filmin tek kusuru karakter yaratımları oluyor. Özellikle yan rollerdeki komite çalışanları maalesef tip’ten öteye geçemiyor. Ayrıca bu tiplerin mizah malzemesine katılması da bir yerden sonra sıkıyor. Ama şu da var ki oyuncuların samimiyeti filmi sürüklemeye yeten yegane unsurlardan.

Son tahlilde, Pride, özgür olmanın filmi. Avrupa sinemasının LGBT temalı filmler içerisinde en niteliklisi ve de onurlu olanı. Irk, din, mezhep, cinsel yönelimler gibi ayrımlar yerine ‘sadece insan olmanın’ gerekliliği ve önemine inanan her bireyin ve sinemaseverin izlemesi gereken bir film. Kaçırmayın.

Yorum Yap

Yorum Yap