1. Ana Sayfa
  2. Kişisel Gelişim
  3. Öğrenilmiş Çaresizlik

Öğrenilmiş Çaresizlik

sandalyeesek

Özgürlüğün önündeki engeller bazen fiziksel değil, zihinseldir.

Vahşi bir köpekbalığının yanında nasıl güvenle yüzersiniz? “Başlıkla ne alakası var canım şimdi, psikoloji bloğuna mı geldik National Geographic kanalına mı?” diye siz sormadan sorumun cevabını vereyim; öğrenilmiş çaresizliği kullanarak…

Nasıl yani?’sine gelirsek… Şöyle ki, köpekbalıklarıyla yapılan bir öğrenilmiş çaresizlik deneyinde, uzun süre aç bırakılan köpekbalığı, iki bölmeden oluşan bir akvaryuma yerleştirilir. Cam bölmenin diğer kısmında köpekbalığının yiyebileceği ebatlarda başka bir balık bulunmaktadır. Uzun süre aç kalmış olan köpekbalığı doğal olarak hemen o balığa saldırır. Ancak fark edemediği cam bölmeye çarparak balığı yiyemez ve şaşırır. Tekrar döner bir daha saldırır, cama çarpar. Kahramanımız çok açtır ve tanımlayamadığı bir ‘dış engelleyici’ tarafından hedefine ulaştırılmamaktadır. Şaşkın ve öfkeli durumdadır. Tekrar dener, tekrar cama çarpar. Bir yanda katlanılmaz düzeye ulaşan açlığı, bir yanda yaşadığı ”engellenmişlik hissi” vardır. Köpek balığı açlığın etkisiyle motive olup saldırmakta ancak engele çarpınca “demotive” olmaktadır. Engellenmişlik hissi, öfke, açlık, hayal kırıklığı, umutsuzluk ve depresyon duyguları içinde yaşayan köpek balığımız 2 gün sonra artık küçük balığı yemek için hiçbir teşebbüste bulunmamaya başlar. Onun artık hiç hareket etmediğini gören bilim adamları ona büyük bir sürpriz yaparlar; aradaki cam bölmeyi kaldırırlar!

Şaşırma sırası bilim adamlarındadır. Çünkü köpek balığı “o balığı yiyemem” inancı geliştirdiği için, hiçbir teşebbüste bulunmamaktadır. Bilim adamları bunun üzerine küçük balığı kovalayarak büyük balığın sahasına getirirler. Onun arkasından, sağında solunda, ağzının yanında dolaştırırlar. Ancak köpek balığı yine de o balığı yemez. Trajikomik bir şekilde, açlıktan ölür ama yine de yemez!

Peki, neden o balığı yememiştir? “Aç ama gururlu” bir köpek balığı olduğundan mı?

–Hayır, çaresizlik durumunu öğrenip kabullendiğinden.

Öğrenilmiş çaresizlik kavramını hepimiz duymuşuzdur. Peki, özellikle son zamanlarda sıkça duyduğumuz bu öğrenilmiş çaresizlik nedir?

Yukarıdaki deneyde açıklamaya çalıştım ancak kısaca tanımlamak gerekirse,

öğrenilmiş çaresizlik, kişinin herhangi bir durumda çok sayıda başarısızlığa uğrayarak bir şey yapsa da hiçbir şeyin değişmeyeceğini, olayların kendi kontrolünde olmadığını, o konuda bir daha asla başarıya ulaşamayacağını düşünüp bir daha deneme cesaretini kaybetmesidir.

Tanımı yaptıktan sonra bir de basitçe ele alalım. Yani temel olarak ”Nasıl olsa başarısız olacağım, o halde denememe gerek yok’’ inancı da diyebiliriz.

Öğrenilmiş çaresizlik, yenilgimizle savaşmak yerine onu kabullenmek, bir nevi kendi hücremizi oluşturup kendimizi oraya hapsetmektir. Bu hücrenin kilidi umutsuzluk, anahtarı ise cesaret ve azimdir. Aslında zaman zaman hepimizin yaşadığı bir olgudur bu, defalarca deneyip de başaramadığımız şeyi bir daha asla yapamayacağımıza kendimizi inandırırız, şartlar değişmiş olsa bile…

Örnekler üzerinden gidelim biraz, kendi hayatımda daha geçen hafta tanıklık ettiğim basit bir olayla açıklayayım. Bir kız, arkadaşlarını evinde yatıya kalmaya davet ediyor. Arkadaşlarından birisi ”Annem hiçbir zaman böyle şeylere izin vermez, sormama bile değmez” diyerek gelmiyor. Ertesi sabah, annesine olanları anlattığında annesinden ”Keşke sorsaydın izin verirdim’” cevabını alınca ne kadar üzüldüğünü siz tahmin edin.

Meşhur bir örnektir, fillerin nasıl eğitildiği mevzusu.

Filler daha yavruyken, kalın bir zincirle bacağından bir direğe bağlanır. Önceleri hayvan kaçmaya çalışır ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın ne zinciri koparabilir ne de direği yerinden oynatabilir. Fil yavrusu ayağında zincirle büyür ve kaçamayacağını kabullenir. Özgürlük kavramını yitirir. İşte bu noktada ayağındaki zincir çözülür ve yerine konulan ince bir halatla birkaç santimetre boyunda tahtadan bir çubuğa bağlanır.

Fil, bu koşullarda kolaylıkla kaçabilecek olmasına rağmen olduğu yerde kalır. Çünkü hâlâ var olduğunu sandığı zincirini asla kıramayacağına inanır. Fil büyüyünce ipten kurtarılır. Ama artık o alanın dışına çıkamayacağını öğrenmiştir… Ya da yavruyken zincirlerle bağlanmış bir köpek, büyüdüğünde zincir yerine koparabileceği kadar ince bir iple bağlandığında kaçmaya çalışmayacaktır. Çünkü kurtulabileceğine dair inancını yitirmiştir.

Açıkça görüldüğü gibi, öğrenilen çaresizlikler çoğu zaman yeteneklerimize ve potansiyelimize ket vuruyor. Belki beş kere denedin evet, ama altıncısında o işi gerektiren fiziksel ya da zihinsel güce ulaştın, belki son bir denemeye ihtiyacın var…

Yorum Yap

Yorum Yap