1. Ana Sayfa
  2. #Liste
  3. Neden Gıdıklanıyoruz?

Neden Gıdıklanıyoruz?

1

İnsan Neden Gıdıklanır?

Gıdıklanma iki tip olabilir.
Birinicisi; “knismesis” olarak adlandırılan ve hafif hareketlerden kaynaklı hislerdir.
İkincisi ; “Gargalesis” olarak adlandırılan ağır gıdıklanmadir ve vücudun hassas bölgelerinde (boyun koltuk alti gibi) yoğun bir hareket sonucu oluşur. Kendi kendimizde bunu yapamayız.
Peki neden gıdıklanıyoruz ?
Bu durum, bir savunma mekanizması olabilir.
Kismesis(hafif hareketten kaynaklı olan his) durumu, bir şeyin bize dokunduğu hissini verir.(Yilan, örümcek vs.)
Gargalesis durumunda ise, en hassas bolgelerimiz olan boyun, karın, koltukaltı gibi yerler düşünüldüğü zaman, buraları tehlikelere karşı koruyabilmemizi tetikleyen bir mekanizma olabilir.
Gıdıklanma durumunda beynin acıyı bekleyen bölgeleri aktive olur.
Mesela ayaktan gıdıklanma durumunda, atalarımız çevrede çıplak ayakla dolaştığı için, yilan akrep gibi zehirli tehlikelere karşı bir savunma olarak düşünülebilir.
Boyun karın gibi hassas bölgeler ise, zamanında atalarımız ile aynı çevreyi paylaşan yirticilar karşı bir savunma olarak düşünülebilir. Aslanlar avlarinin boynuna saldırır. Sirtlanlar karın bölgesine saldırır(bildiğim kadarıyla)
Bu düşünülürse, hashas bolgelerimizde bulunan sinirler, beynin acıyı bekleyen bölgesini uyarma konusunda gelişmiş olabilir.


Gıdıklanınca Neden Güleriz?

İsin ilginç yani boyle hayati bir durumda neden güleriz? Yapılan bir çalışmada, gıdıklanma durumunda gülme, komik bir şeye gulmeden daha farklı bir beyin işleminin sonucu imis.Gidiklandigimiz zaman hipitalamus aktiflesir ve miyelinsiz sinir liflerimiz(acıya sebep olurlar) uyarılır.

Neden Kendimizi Gıdaklayamayız?

Kendimizi gıdıklayamamızın sebebimiz ise, beynin yapacağı şeyi, önceden bilmesi ve bir tehlike olmadığını düşünmesi . Acı bekleyen kısmın aktive olmaması.

Gıdıklanmanın Evrimsel Açıklaması / Analizi

Gıdıklanma ile ilgili internetten elde edilen tüm verileri ortaya koyalım ve bu verileri analiz edelim.

1- Gıdıklanma, ürperme ve gülerek kaçınma tepkisi ile başlıyor.
(Gülme tepkisi analizi zorlaştırsa da ürperme ve kaçınma tepkisi aslında gıdıklanmanın istenmeyen bir durumun habercisi olduğunu gösterebilir.)

2- Gıdıklama ile kan basıncı artar, nabız ve kalp atışı hızlanır, beynin uyanıklığı fazlalaşır.
(“Savaş ya da kaç” talimatı ile sempatik sinir sisteminin uyarıldığı anlamına geliyor.)

3- İnsanların en çok gıdıklandıkları yerler, ayak altı, avuç içi ve koltuk altı gibi bölgeler olarak bilinir.
(Yakın kuzenlerimiz şempanze, bonobo ve gorillerin gıdıklanma potansiyeli yüksek kılsız olan bölgeleri avuç içleri ve ayak altlarıdır. Bu durumda gıdıklanmanın evrimsel geçmişi çok eskilere gidiyor olmalı. Apokrin ter bezlerinin bulunduğu koltukaltı bölge hassas olduğu için gıdıklanma potansiyeli yüksek olabilir. Apokrin bezlerin yer aldığı diğer bölge erojen bölge. Lümpenlerin erojen bölgeye yaptığı “cücük hareketi” ürperti veriyor, tıpkı gıdıklanmada olduğu gibi.)

4- Gıdıklanma dış uyarıcılardan gelebiliyor, kendi kendimizi gıdıklayamıyoruz.
(Tehlikenin kendimizden değil, dışarıdan geldiğine delalet edebilir.)

5- Antik çağda Japonlar “kusuguri-zeme” adını verdikleri gıdıklama yönetmiyle insanları öldürüyorlardı.
(Gıdıklanma ile ilgili olumlu ön-yargılarımızı gözden geçirmemiz gerekebilir.)

İlk maddedeki gıdıklanmaya verilen gülme tepkisi çözüme kavuşursa, gıdıklanma ile ilgili sis perdesi de kalkabilir. Çünkü diğer veriler gıdıklanmanın aslında tehlike çanları anlamına geldiğini işaret ediyor.

Gülmek üzerine Ramachandran’ın “Yanlış Alarm” Teorisi ile üzüntüyü(yas) yansıtan 5 aşamalı Kübler Ross Modelini birleştirelim.
Ramachandran’a göre gülmek, tehlike yok mesajını olabildiğince kısa şekilde verebilmek amacı ile evrimleşmiştir. Bebeklerin yukarı atılıp tutulduğunda gülmeleri, bunun tehlikeli olmadığını anlamaları sebebiyledir. Gizlenip “Ciiiiiiiiii” yapıldığında da gülüyorlar, tehlike yok manasında.
Elisabeth Kubler Ross’un geliştirdiği, şoka verilen 5 aşamalı tepki:

  • 1)İnkar
  • 2)Öfke
  • 3)Pazarlık
  • 4)Depresyon
  • 5)Kabullenme şeklinde ilerliyor.

Ramachandran’ın tehlike yok anlamındaki gülme reaksiyonu, Kubler Ross’un şoka karşı kabullenememe(inkar) reaksiyonu olarak vücut buluyor olmalı.

Özetle, gıdıklanmaya karşı verilen gülme tepkisi aslında ilk şokun kabullenilememesi reaksiyonu olmalı. Tıpkı öleceği haberini alan kişinin, bunu inkar etmek adına, tehlike yok mesajı taşıyan gülme reaksiyonu vermesi gibi. Yani evrimsel olarak gıdıklanma, yazımızın ilk kısmında belirttiği gibi, yılan, akrep ve tarantula benzeri zararlılara karşı verilen ilk şok tepkisi olmalı.

Yorum Yap

Yorum Yap