Mut
21 May 2007
Ben ne bir psikoloğum ne de yaşını başını almış ve her yaşıyla çokça görüp geçirmiş biriyim. Sadece eyleyerek öğrendiklerim var. Bu günlerde de sıkça karşıma çıkan bir mesele bu mutluluk.
İnsanlar sürekli mutluluğu arıyorlar, yok sevgililerde, yok parada, yok başka şehirlerde.. Size bir sır vereyim; mutluluğun asıl kaynağı kişinin kendisidir. Mutluluk hakkında müstarip olduğum noktalardan biri de burası;
..İnsanlar hayatlarına soktukları başka insanlar için “mutluluk kaynağım”der. Bu o kaynaklara, onları mutlu etme sorumluluğu yükler ansızın, o kadar ansızın ki onun artık size ihtiyacı vardır ama siz kaçıp gitmek istersiniz.Oysa ki mutlu olmak ya da olmamak şahsın elinde ve içindedir.Mütamadiyen karşılaştığım bir sorun, genelde insanlar mutsuz (ve hatta huzur ve neşesiz) yaşıyorlar, etmenlerle mutlu olmaya çalışıyorlar; oysa ki tüketecekler hemen, farkındalar. Biryerlere tutunma çabası, illa ki bir şeylere basıp yükselme isteği.. Bir nevi mutluluk vampiri gibi insanlar, nerde mutlu biri var hemen ona yapışıyorlar, enerjisini emiyorlar bencil ve umarsızca. Böyle ortam ve insanlardan arkama bakmadan kaçıyorum, hani ben de mutluluğu bulmuş, üstüme de elbise edinmiş değilim ama beni insanlar değil kendim mutlu edebiliyorum, böyle de olmalı.Bunun tam tersinde de mutsuzluk tiryakiliği var(mış). Evet! Mutsuzluktan zevk alan insanlar varmış. Hani eskiden başınızdan gerçekten üzücü olaylar geçmiştir, oraya takılıp kalmışsınızdır. Fakat insan doğası gereği unutur, unutmalıdır. Yok eğer unutmaz sürekli aynı yerde dönüp durursanız, bunu atlatamazsınız. Her zaman mutlu olmak nasıl imkansız ve anormalse, her zaman mutsuz olmak da imkansız ve anormal ve inanın mutsuz olmak daha zor.
Konuyu çok dağıttım, dallanıp budaklandırdım biliyorum, bir ara toparlarım.
Çok da şahsi olduysa kusura bakmayın, kendimle fazla cebelleşiyorum bu aralar, ondandır.
Bu konuya da şahsi tarafından dokunmak gerekirse, hep eskiye çakılı kaldığımı, birilerini birileriyle karşılaştırdığımı söylerler. Oysa ki ben hep birilerinin mutluluk kaynağı olmaktan kaçmışımdır, çünkü kaynak ben olunca dizginleri tutan da ben oluyorum, koşan atlar da, Sonra vıdı vıdı bik bik.. Kimse de ne mutluluk ne de mutsuzluk kaynağım olmasın, rica ediyorum. Siz de olmayın. Hepimiz mutlu insanlar olalım yekpare, birbirimizi sömürmeyelim.

10 yorum yapılmış, “Mut”
01
mutluluk sigirlar içindir. insanoglu okuma ve yazmayi ögrenidiği vakit mutlu olma sansini kaybetmiştir. cünkü kişi ögrendikce ve bildikce mutlulugu bulmak için ondan uzaklasir bilmeden. ve lanetlenir. ondan dolayi bu hayatta mutluluk kavrami kerhanede romantizm yapmaktir. sözlük yazari olsa idim mutluluk basliğinin altina yok öyle bir sey diye bakiniz verirdim.
02
mut, eski adı içel olan mersin bütününün bir ilçesi. benim ilçem.ve oraya aid olanlara yapılan, ‘mutlu musun’ geyiğine muhatabiyeti doğuran üç harf… bütün hayatımın orada geçeceğine inanırdım.. eski bizans kralı muts vermiş ismini.. bir başka rivayet ise, murt meyvesinden dolayı bu ismin verildiği.. bu arada ‘dara!’, mefat ettin mi, yoksa zinde zinde geziyon mu? (kusura bakma satocuğum, bu kız ölmeden ben bu blogtan ayrılamayacağım. temmuzun sonu diye ömür biçmiştim ama fazladan yaşadı. yüce Rabbimin eşantiyonları bunlar. o ölsün, valla bırakacam blogu. ama onu takip edeyim diye bloga girdikçe de milletin yazılarını okuyorum, yorum yapmadan duramıyorum. alışmış kudurmuştan betermiş ya, insan hem alışmış hem kudurmuş olunca; duble yorum fışkırtmak istiyor.. bazen fışkıran agresiflik olsa da.. öperim cümlenizin __cıklarından)
03
bir gün bir kedi mutlulugu deli dehşet arıyormus. sıkılmış huzursuzlugundan bir bilgeye danışmış. bilge kediye mutlulugun uzakta degil hemen dibinde, kuyrugunda oldugunu soylemiş. kedi bunu duyunca birden cok sevinmiş ve uzun zamandır aradıgı huzurun kendisinde oldugunu farkedince rahatlamış. bilgeden alınan nasihatler sonucunda kedimiz uzun zamandır pesinde oldugu mutlulugu yakalamaya calışmış. ne kadar denesede bir türlü yakalayamamış kuyrugunu. saatlerce, günlerce ugrasmıs beyhude cabalarıyla ama bir türlü basaramamış. derken kedi bir gün bırakmış mutlulugu yakalama istegini. yoluna bakmış , mutluluk ta peşinden gelmiş.
04
senin ömür biçmenle olmuyormuş demek ki lolipop, geçende gördüm çiçekler açmış ay parçası gibiydi. mut onun içindedir.
05
bir umut sorunsalı.. sanki o bilmiyor mu moralini yüksek tut mezardan yırtarsın geyiğini? azizim, her işin başı sağlık. istisnasız bütün baş’lar için geçerli bu. sonra maazallah nasıl kaldırırdık, di mi? buuuuvvvv, hayali bile çok kötü.. :S
06
ah cınıım, her şeyin dişi ve erkillik üzerine kurulduğu yanılgısına düşen düşüncelerin de olmasa biz sensiz ne yapardık, yoksam skandalların da olmazdı, zaten tadın yok sıradan da olurdun.. hak verdim bak sana şimdi. demek ilgi çekmek, seni mutlu ediyor.
07
bir ismet özel-aziz nesin polemiği daha başlıyor desene. sivas semalarında sırp teyyareleri mi uçmalı?ilgi çekmek kimi memnun etmez ki, klasik jargonuna beni de dahil ediyorsun? insan olmanın fıtri gereğinden, eldeki malzeme oranında faydalanmaya çalışır insan. misal: sen bloga yazdığın yazıları, sümüklüböcekler ve tosbağaların beslenmesine mi ithaf ettin acaba? elbet sen de dikkat çekmek istiyorsun. ya kendine ya da yazılarına.. veyahut da her ikisine birden.
skandallarım dallas değil ki, medar-ı bahs edilecek seviyede olsun. teessüfle kınarım seni, satoooo.
dünyanın düzeni erkek-dişi ayrımı ve bütünlüğü üzerine kuruludur. beşer olgusunun varolması, ancak tenasülle bakidir. öyleyse bunun aksine bir durum göz önünde bulundurulmalıymış gibi olan bir ima, ancak safsatadır. hele hele güncelerine ısıra ısıra ve mazoşistçe sevişme hastası olduğunu yazan birinden böyle bir ithamı hak etmiyorum.
hem ben senin cınııın diilim, ancak ve ancak canın olabilirim. büyük nefretlerden büyük aşklar doğarmış geyiğini hatırlatmama gerek yok sanırım. rot-balans ritüelleri gayet belirgin. arife işaret yeter. öperim canım fışkırdağım benim.
(haa bu arada; daracık, evlendiğimi duyunca beni msn sinden silmiş. haber alamıyorum, öldü mü kaldı mı? haberlerini bekliyorum cınııım satişim de mavişim?)
08
senin mantığınla anlıyoruz ki sen de saçma sapan ve terbiye sınırlarını aşan yorumlarınla ilgi çekmek istiyorsun.
tabi ki sen bu yorumları discovery channel hayvanlarına itaf etmeyeceksin. değil mi? yoksa yazdığın her yorumdan hayvanlar derneğine fon mu aktarılıyor?
09
işte demeye çalıştığım sen de küfretmesen klasik yazardın ancak ve ancak, farklı olmak adına da küfretme boşuna diyorum ama kime diyorum hatta neye diyorum nasevgili lolipop.
izdivacında da mutluluklar. bana gösterdiğin ilgi için de teşekkürler.
10
bu ne lan? bu yazıyı da bu yorumları da ilk defa gördüm, tuhafmış, ehe, neler dönmüş be, vay be. yazı güzelmiş, yorumlar tuhafmış yani. evet.öff.
Yorum yapın