Modigliani neden öldü ?

24 Dec 2006

Neden öldü ki ? Gül gibi yasayip giden adam. Neden öldü. Mutsuz muydu ? Ne ariyordu? Son gunlerde kafama takilan soru. Gerci ilk seyrettigimde de bu soruyu sorup cevabini vermistim ama tereddut etmistim. Arastirdigimda ise kıt bilgilere ulasmistim.

“Amadeo Modigliani”

Cagdasi ve rakibi Picasso’nun olum doseginde ki son sozlerinden biri de onun adiydi diyor bircok kaynak. 20. yuzyilin baslarinda sanatin kalbinin attigi sehir de Pariste yasadi. Doneminin onemli ressamlarindandi. Resimlerinde ki en onemli imzasi ise gozlerin icini boyamamasi veya cizmemesi idi. Italya da dogmus yahudi asilliydi. Dostu, rakibi, dusmani olan Picasso’nun aksine maddi anlamda sikintili bir yasadi ve hatta is dunyasinda olanlar ve az cok yahudilerle is yapmis ve taniyan insanlarin yahudilerin en beceriksizi yada acemisi diye de adlandirilabilirdi.

1920′de bir kis gunu sokak soyguncularin saldirisi yuzunden ic kanama ve azan tuberkulozu yuzunden oldu. Yani siradan bir olum. Evet siradan. Yani bu siradanliga sasiriyorsaniz ya Turkiye de yasamiyorsunuz ya da gazetelerin ucuncu sayfalarini okumuyorsunuz. Tamam biraz haddimizi astik.

Peki tamam da neden oldu ? Her olumun iki yuzu vardir. Nasil bir cok insanin farkli yuzu varsa olumlerinde iki yuzu vardir. Biri gordugumuz fiziksel yuzdur. Gaspettiler, darp ettiler oldu. Ya digeri ?

Biraz daha detaya inelim o zaman. Modigliani sanat cevrelerinin bir cok ressami adlandirdigi gibi dahi olarak adlandirdigi yasadigi zamaninin en onemli ressamlarindandi. Biraz garipti. Sosyete partilerinden cok sokakta bir kac arkadasiyla sarap icmek, kendisini davet eden sosyeteyle alay etmeyi tercih ederdi. Begenmedigi bir davranisla karsilastiginda tepkisi donemin sosyetesini sasirtir bir sekilde uslubsuz olabilirdi. Parasi yokdu demistik. Diplomasisi de yokdu. Pekde umurunda degildi. Boyanacak tuvaller, eskizler, sarap bir iki arkadas yeterdi. Ve bir de Jeanne.

Jeanne ile bir resim atolyesinde baslamisti asklari. Olumsuz yapmayi teklif etmisti hatta birgun gozlerini de boyayabilecegini soylemisti. Gozleri boyamamak imzasiydi Modiglianin. Bir ask ne kadar deliyse ve buyukse o kadar buyukdu asklari. Ve bir cocuk. Meyva mi dersiniz tohummu o size kalmis. Bir yandan deliler gibi sevdigi bir kadin, bir yandan yasami ve tuberkuloz boluyordu onu. Hepsi bir arada olmaz miydi ? Hangisi onu birakirdi once ? Kafasini kurcalayan sorular baslamisdi artik. Yasami artik onun sikintilari olmaya baslamisdi. Paraya onem vermemesi, icki icmesi, cilginliklari yada serseriligi sikintisi olmaya baslamisdi. Ama yinede devam ediyordu boyamaya gozleri bos birakarak.

Ve birgun guzeller guzeli Jeanne’i ve minik bebegi gittiler. Yillar once vergi tahsildarlarinin ailesinin herseyini aldiklari gibi onlarda gittiler. Yine paraydi onlari alan. Sevdigi kadin. Bebegi. Gitmislerdi. Ya da daha ilginc olsun. Kotu ved karanlik guzler elinden prensesini almis ve bir kuleye hapsetmisdi. Tuberkulozu bile keyfini kaciramisti ki artik yeni bir donemin baslangiciydi sovalye icin. Bir gun atina atladigi gibi kotu buyucu kayinbabasinin kulesine gitmis ve prensesini kurtarmisti. Tek istedigi tuvallerle ordugu o minik satosunda askini korumakti. Cocuguna kavusmakti.

Ne yapabilirdi ki ? Satamazdi o resimlerini Picasso gibi veya iki uctane gosteris meraklisi sosyete maymunun cekemezdi. Direnmeliydi. Aylar gecmisti. Guzel Jeanne tekrar hamileydi. Ilk cocuguna daha kavusamamisti hala tutsakti kotu buyucu kayinpederin kulesinde ki ikinci cocugu geliyordu.

Hep kaciyordu sanati icin suslu localardan galerilerden ki sergi bile yaptiginda bu sefer galeriler onu istemiyordu. Ve tamam dedi o gun. Sanatcilar kafesinde ki burun kivirdigi 5000 franklik resim yarismasina katilmak icin adini yazmaya karar verdi. Picasso da katilir miydi ? Paraya ihtiyaci yoktu ve boyle seyleri o da asagilayaciydi bulurdu o da. Korkuyordu asagilanmaktan. Ama ailesini korumak da vardi isin ucunda. Ama Picasso da ondan sonra imzasini atti listeye. Renklerin savasi vardi. Tuvaller savas meydani, fircalar ise mizraklardi. Her darbe biraz daha yaklasmakti ailesine. Tum silahlarini kusanmisti. Tuvalin son boslugunu doldurana kadar devam edecekti. Sevgili Jeanne poz vermekten uyuya kaldigi bir zamanda da resmini bitirmisti. Menejerine resmi yarismanin olacagi galeriye goturmesini isterken kendiside son bir isi halletmek uzere disari cikti.

Aman tanrim deli bir kalabalik diye dusundu evlendirme dairesinin onunde. Ya da dusunmediyse ben oyle tahmin ediyorum. Yarismayi kazanacakdi ve cocuguna kavusacak ve diger bebegi ve guzeller guzeli Jeanne ile sonsuza kadar gokkusagi satosunda yasayacakti. Evet evlilik sertifikasini almaya gelmisdi. Iki supriz birden olsun istedi sevdigine. Saatler gecipte boyali ellerine aldigi sertifikasiyla kutlamaliyim bunu dedi. Aksama ve yarismaya daha vardi.

Bir kadeh ve bir sigara. Sonra baska bir kadeh icki daha. Zaman var. Butun Paris uzun zamandir bu ani bekliyordu. En iyilerin en iyisi kimdi diyordu. O zaman biraz daha bekleyebilirlerdi. Doldur barmen. Insan olarak bakdiginizda kan akar diye dusunurdunuz damarlarinda. Resimlerine bakinca yok hayir yagli boya kayip gitmekte derdiniz damarlarinda. Su haliyle mi ? Alkolden baska ne olabilir ki bu serserinin damarlarinda, on yargisina varmak ise oldukca kolay olurdu.

Vakit yaklasinca ayrildi bardan. Karliydi o gun Paris sokaklari. Ak ve pak. Hafiften bir sarki ile mirildaniyordu keyfinden. Bugulu nefesi soguktan mi yoksa sigaranin dumanindan miydi pek onemi yoktu dansederken sokak lambasinin onunde belirginlesen kar taneleriyle. Sonra bir aci. Nefesi kesildi bir an. Iki adam. Belki de cok. Aslinda tek adam da yeterdi ya o haliyle.Vuruyorlardi acimasizca bilmeden onun da onlardan daha zugurt oldugunu. Ne kadar vurdular bilmiyordu. Sadece o ak pak karlarin uzerine kara bir leke dusmus kirmizi ve beyaz birbirine karismisti. Yuzune dusen kar tanelerine bakiyordu. uzaklardan gelip gittikce buyuyen kar tanelerine bakiyordu. Akcigerlerinin aksine o ne kadar orda yattigini bilmiyordu. Sonra evine dogru ilerlemeye basladi. Bir kac gun sonra da oldu.
Herkes galeride resimlerin acilmasini bekliyordu. Bir tek Modigliani haric tum paris oradaydi. Gosterisli kiyafetleri ve resimleri satin alip koleksiyonuna eklemek icin ceplerinde paralariyla sosyete de ordaydi. Vakit geldi dedi hakem. Tek tek resimleri acmaya basladi. Guzel Jeanne da oradaydi. Teker teker acilmaya basladi. Picasso ve eseri Modigliani. Evet Picasso Modigliani’nin resmini yapmisti. Ve simdi de Modigliani. Lacivert bir elbise giymis 9 aylik Jeanne ve bebeginin resmiydi. Butun sesler kesilmisti salonda. Herkes resime baka kalmisti. Picasso deli gibi alkislamaya basladi. Ve herkes adini haykiriyordu. Jeanne agliyordu. Ilk defa ve o son resminde bir gozleri boyamisti Modigliani. Modigliani Jeanne’in gozlerinden goruyordu artik. Ve tum Paris Modiglianin gozlerini goruyordu o resimde. Bir cift gozdu ya aslinda.

Iste o gun oldu Amadeo Modigliani.

sparrowhawk şahsının son yazıları

Kişisel Derinlik, Kültür Sanat | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git
Toplam Okunma: 2975 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 03.09.2010 - 12:39

5 yorum yapılmış, “Modigliani neden öldü ?”

  1. 01

    ben de izledim Modigliani’yi ben anadolu güzel sanatlar lisesinde okuyorum Hocam dersimizde bu filmi izlettirmişti Çok beğendim Modigliani zaten benim bir numaralı ressamım!!! Ben de dayanamayıp filmi çoğalttım Neredeyse hergün o yarışmaya hazırlanış anlarını izliyorum Boyaların içinde kaybolup gitmeleri bana da ilham veriyor Kesinlikle izlemelisiniz İzlemeseniz bile Amadeo’nun hayatını araştırın, tablolarına bakın İnanılmaz bir ressam!

    pınar parmak, 04 Mar 2007 22:27 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  2. 02

    ya bende seyrettim o filmi bayağı güzel…ama resim yarışmasına hazırlanırken en yakın arkadaşlarından birinin bi resmi vardı elleri zincirli onun yaşadığı bi anı anlatıyordu sanırım ismi çıldırıştıı ya işte onu kim yapmıştı?!

    burcu, 09 Sep 2007 16:52 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  3. 03

    izlediğim en etkileyici filmlerden biriydi desem abartmış olmam..sanat ve aşk..izledikçe ağladım ama yine de izlemeye doyamadım.

    havva, 10 Sep 2007 13:08 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  4. 04

    müthiş bir film.Gerçek bi olay ancak bukadar derinlemesine çekilebilir.Bütün sahneleri aklımda :)

    pınar demirel, 27 Sep 2007 17:38 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  5. 05

    Çoldırışı anlatan MAurice Utrillo ;)

    Şafak KArabal, 16 Aug 2008 01:39 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Sanki hiç bırakıp gitmemiş gibi, sanki son defasında olduğu yerdeymiş gibi, bir çırpıda buldum dudaklarını, ağzının içinde ki tüm o kıvrımlar sözlerini çok iyi bildiğim bir şarkı gibi...

constantine

Bu Aya Dair

Eylül 2010
M T W T F S S
« Jun    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Meta

 

who's online

canlitv tv izle

Yukari