1. Ana Sayfa
  2. Eğitim
  3. İstanbul’da Psikoloji Okumak

İstanbul’da Psikoloji Okumak

DpfQjVEXoAI0O8f

Yoğun bir sınav dönemi geçirdin, çalıştın, sürekli netlerini karşılaştırdın, belki ilk senen, belki de birkaç denemen… Artık yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin! Sonuçlarının açıklanmasını dört gözle bekliyorsun, ya da ne kadar geç, o kadar iyi kafasındasın. Ahh seni o kadar iyi anlıyorum ki… Kendi sınav senemde hangi üniversite kaç puanla kapatmış hepsini tek tek ezberlemiştim o YÖK Atlas’a baka baka… Her neyse, liseye başladığından beri psikoloji istiyorsun ve ya son zamanlarda psikoloji bölümü ilgini çekmeye başladı ve şuan araştırma aşamasındasın.

Artık herkesin psikoloji hakkında -doğru ya da yanlış- bir fikri var. Peki ya psikoloji okumak? Öncelikle biraz kendi hikâyemden bahsedeyim, İstanbul Üniversitesi Psikoloji 2. Sınıf öğrencisiyim. Okuluma ilk senemde 11.143 sıralamayla girdim. Sınav sistemi değişti ama netlerimi merak eden olursa diye sonuçlarımı bırakıyorum.

Benim Kazanma Hikayem

Burada biraz nasıl kazandığıma değinmek istiyorum, sınavı atlatan arkadaşlar diğer başlığa geçebilir. Öncelikle bunlar benim deneyimlerim, herkesin motivasyon ve konsantrasyon düzeyleri farklıdır, bunu aklınızda bulundurarak okumanızı rica ediyorum…  İlerleyen senelerde sınava girecek olan arkadaşlar için kısaca bahsetmem gerekirse, hayatımda hiçbir zaman şu bahsedilen günlük ders çalışma programlarına uyamadım. Siz de uymayın demiyorum tabii ki de. Sadece kesin sınırlarla çizilmiş ‘Günde x dersten şu kadar soru çözülecek’ şeklinde planlar uygulama noktasında o kadar kolay pratiğe geçmiyor, böyle olunca da ister istemez motivasyonumuz kırılıyor. Onun yerine daha esnek kurallara oturtursanız uygulamakta sorun yaşamaz ve böylece motive olmuş olursunuz. Mesela ‘Her gün mutlaka paragraf çözeceğim’ gibi… Onun dışında, sınav senemde günümü boş geçirmemeye gayret ettim, dikkatimi anormal derecede dağıttığı için bir yıl akıllı telefonumu kenara koyup sadece iletişim amaçlı tuşlu bir telefonla idare ettim. Ancak hiçbir zaman tamamen asosyal olup sınav senemi zehir etmedim. Arkadaşlarımla gezip eğlenip eve gelip testlerimi çözdüm. Ve en en en önemlisi dersi derste dinledim. Klişe olduğunu biliyorum ama, lütfen öğretmenlerinizi dört kulakla dinleyip anlamadığınız detayları mutlaka öğrenin. Öğretmeninizden anlamıyor musunuz, bunu mutlaka uygun bir üslupla dile getirin. Sınıfınızdan mı şikayetçisiniz, değiştirmeye çalışın, olanak yoksa asla pes etmeyin, kendiniz için uğraşın. Ve şunu unutmayın; isteyip, çaba sarf eden ve sınav anında sakin kalabilen kazanıyor arkadaşlar. ÖSYM’nin son beş yıldır ölçtüğü şey sadece bilgi ve kabiliyet değil…

Psikoloji Nasıl Bir Bölüm?

İlk akla gelen soru bölümün zorluğuyla ilgili. Psikoloji için ne çok kolay ne de çok zor diyebilirim. Bu, sizin alanı sevip sevmemenize bağlı. Derslerin gerçekten ilgi çekici ve hayatın tam içinden olduğunu söyleyebilirim. Hani lisede ‘Bu konu gerçek hayatta ne işimize yarayacak’ derdik ya, işte o durum. Ancak çalışmadan geçmeniz tabii ki pek mümkün değil. Tam tersi, üniversite hayatınız boyunca aşırı ‘ineklemek’ zorunda da kalmayacağınız, okuması çok keyifli, biraz sabır gerektiren, çokça ek okuma isteyen bir bölüm. Okumayı, gözlem yapmayı, biraz analiz biraz da yorumlamayı, bilhassa dinlemeyi seviyor ve beceriyorsanız psikoloji okumak bence tam size göre. Psikoloji çok geniş bir alan, dersler birbiriyle bağlantılı olmasına rağmen zaman zaman ‘Vay be’ hissine kapılabiliyorsunuz. Psikoloji temel olarak insanın ya da hayvanın davranışlarını ve içsel yaşantılarını anlamak üzerine kurulan bir bölüm.  Psikoloji denince toplumumuzun ilk aklına gelen sadece ‘Oturduğun yerden dert dinleme’yi öğrenmiyoruz tabii ki. Herkesin ‘Psikolog’ denince aklına gelen ‘o’ sahne, Klinik Psikoloji olarak geçiyor. Hazır bahsetmişken, psikolojinin birçok alt dalı var. Mezun olunca hemen bir klinik açıp danışma yapamıyoruz maalesef. Klinik açmak istiyorsanız 4 sene psikoloji lisansını tamamlayıp Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans yaptıktan sonra Uzman Klinik Psikolog unvanını alınca kendinize klinik açabilirsiniz. Tabii bu sadece bir opsiyon. Psikolojinin yelpazesi gerçekten çok geniş ve gün geçtikçe genişlemeye devam ediyor. Spor psikolojisi, Sosyal psikoloji, Nöropsikoloji, Gelişim psikolojisi, Endüstri ve Örgüt psikolojisi, Sağlık psikolojisi, Adli psikoloji, hatta Trafik psikolojisi dahil birçok alt dalı mevcut. Bölümde bu alt dalların dışında fizyoloji, psikanalitik kuram, istatistik gibi dersleri de görüyoruz.

Psikoloji Mezunu Olmak Yetmez

Psikoloji eğitimini, sadece derslere girerek ve sınavları geçerek kağıt üzerinde tamamlamış olursunuz; fakat mesleki açıdan gerçekten iyi bir psikolog olmak istiyorsanız bunlar asla yetmiyor, kendinizi akademik ve sosyal anlamda geliştirmeniz gerekiyor. Bölümümüzle ilgili konularda ücretli/ücretsiz birçok seminer ve eğitim düzenleniyor. Bu eğitimlere aktif olarak katılmak, üniversitelerin düzenlediği Psikoloji Günlerini kaçırmamak size çok şey katacaktır. Bunun dışında, uzmanlık yapmak için yüksek lisansa başvurduğunuzda ya da bir akademik makaleyi birinci kaynaktan okumak istediğinizde ya da iş başvurusunda bulunduğunuzda karşınıza hep aynı şey çıkacak: Yabancı Dil. Bu yüzden mutlaka ama mutlaka dilinizi geliştirin. Staj imkanlarını kaçırmayın, gittiğim seminerlerin çoğunda başarılı psikologların bulduğu her yerde staj yaptıklarını, staj yaparken gözlemlerde bulunduklarını dinledim. Staj size sadece deneyim değil, farklı bakış açıları da kazandıracak. Psikolojiyle ilgili kaliteli filmleri ve kitapları takip edin. Bunun için bloğumuzdan yararlanabilirsiniz.

İstanbul Üniversitesi’nde Psikoloji Okumak

İstanbul Üniversitesi Psikoloji, Türkiye’deki ilk Psikoloji bölümü olması açısından gerçekten çok köklü ve kaliteli bir eğitim sunuyor. Akademik kadrosunda gerçekten alanda sesini duyurmuş güçlü isimleri görmek mümkün. Bunun getirdiği bir takım zorlukları es geçemeyiz tabii ki, bunu Çapa Tıp Fakültesi’nden gelen hocamızın anlattığı Fizyoloji dersinden çıkan her öğrencinin yüz ifadesinden görebilirsiniz. J Diğer okullara göre derslerimiz biraz daha fazla ancak yine bazı okullara göre tüm derslerimiz alanla ilgili. Yani zorunlu olan Türk Dili, İnkılap Tarihi ve Yabancı Dil derslerini uzaktan alıyoruz, Felsefe ve Sosyoloji ise seçmeli ders olarak alıp almamak bize bırakılıyor. Onun dışında ilk yarıyıl 6, ikinci yarıyıl ise 7 tane direkt alanla ilgili derslerimiz var. Psikanalitik Kuram, Bilişsel Psikoloji ve Sosyal Psikoloji gibi spesifik dersleri ilk yıldan derinlemesine görmek her ne kadar ders yükü olarak ağır görünse de aslında büyük bir avantaj. Okul –ve dolayısıyla bölüm- oldukça kalabalık ve dersler tamamen Türkçe. Yabancı dil mevzusunu kendiniz dışarıdan halletmek zorundasınız.

Tercih Yaparken…

Bu başlıkta size önerebileceğim en önemli şey; Üniversite değil, bölüm seçin. Daha iyi bir üniversitede o kadar da çok sevmediğiniz bir bölümü okumak sizin belki de 40-50 yılınıza mal olacak. Bunu sakın göz ardı etmeyin. Tercih listenizi oluştururken öncelikle ne istediğinizi saptayın. Psikolog olmak istiyor muyum? PDR okusam daha mı iyi olur? gibi soruları kendi istekleriniz doğrultusunda netleştirin. Listeye alacağınız okulların akademik kadrolarını mutlaka karşılaştırın, içinize sinmeyen okulu başkalarından duyup yazmayın.

İş İmkanları

4 sene psikoloji lisansını tamamladıktan sonra Psikolog unvanıyla hastanelerde, kreşlerde, cezaevlerinde, hatta reklam ajanslarında çalışabilirsiniz. Akademik alanda devam etmek istiyorsanız yüksek lisansla beraber üniversitelerde öğretim üyesi olabilir, uzman klinik psikolog olup yer açabilir, Endüstri psikoloğu olup şirketlerde İnsan Kaynakları departmanında yer alabilirsiniz. Daha sayamadığım pek çok yerde iş bulmanız mümkün. Ya da bu seçenekler size fazla ‘klişe’ geliyor ve kendinize güveniyorsanız ‘Bar Psikoloğu’ gibi şahsınıza münhasır bir alanlarda ilerleyebilirsiniz…

Yorum Yap

Yorum Yap