İsmi Cismi olmayan yazı.
22 Feb 2007

Sabahları benim için en güzel andır gözlerimi açıp tavana bakmak, vucudumu hissetmediğim çok kısa 15 saniyelik bölüm çok güzel gelir, nedeni dün gece içtiğim içkinin baş ağrısını daha hissetmemiş olmamdır. Alkolü bulan insan oğlu tetiklediği baş ağrısına da çare bulsa ya.
Benim hayatımda olan herşey gibi bu yazı da alkolle başladı, alkol diyerek geçme tanı; yeni rakı.
Ben rakı içmeyi eskilerden öğrendiğim için her zaman nerde, nasıl, kimle içtiğime dikkat ederim. Benim için rakının beş çeşit ve beş ayrı yere hitap eden mezesi vardır;
1-) Beyne hitap eder; Muhabbetle, Hüzünle, Kahkaha ile
2-) Damağa hitap eder; Peynirle, Haydariyle, Lakerdayla, Kavunla, Üzümle, Ezmeyle, Balıkla.
3-) Kulağa hitap eder; Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Orhan Gencebay, Bülent Ersoy ile.
4-) Göze hitap eder; Karşı masadaki güzel kadınla, tadını beyenmediğiniz dolma ile, boğazla, denizle, Kız kulesiyle, gözünüze güzel gelen herşeyle.
5-) Bu özeldir, rakının asıl mezesidir aslında ama son sıradadır. dört mezeyi birleştirme sebebidir. bazen bir arkadaş toplantısıdır, bazen aşk, bazen iş sorunlarıdır, bazen eğlenmek içindir, bazen unutmaktır…
Tiryakasi olanlar içkileri ikiye ayırır; Rakı ve Diğerleri diye ama ortak yönleri ve ortak mezeleri vardır bunlaırın; beşinci meze, ne içersen iç mezendir.
Günlerden bir gün tekrar herşey hazırdı; her zaman beraber içtiğim insanlar yanımdaydı ve muhabbet derindi, masa her zamanki gibi mezelerle doluydu, inceden bir müzik vardı;
Kur masayı Madam Despina
Kirli beyaz muşamba örtüleri ser
Çek sediri asmanın altına
Yanında bir ince Müzeyyen abla… diyordu…
Boğazı gören bir mekandaydık, akşam yeni çöküyordu. denizin üstünde sis vardı, ışıklar yanmaya, boğaz akşam için en güzel elbisesini giymeye başlamıştı. Aşık olduğunuz kadını düşleyin, akşam için en güzel elbiselerini yavaş yavaş giydiğini, makyajını bitirdikten sonra aniden size döndüğünü ve gülümsediğini düşünün… Öyle birşeydir boğaz, sahil yolunun gece lambaları yandığında birden gösterir bütün zerafetini, güzelliğini… Bu akşam boğaz her zaman olduğundan daha güzeldi, eğer içecekseniz benden güzel göz mezesi bulamazsınız diyordu sanki…
Yeniden kulağım müziğe takıldı, sanki bir önceki şarkıya iltifat ediyordu, Müzeyyen Senar çalıyordu. bütün masa sustu, yaşça büyüklerimiz şarkıyı öyle içten söylemeye başladılar ki Geçti Sevdalarla ömrüm, İhtiyar oldum bugün, Ak pak olmuş şaçlarımla, Bir karar oldum bugün…
Onlar söylerken düşündüm, ben de bir gün bu masada gençlerle otururken ve bu şarkı çaldığında öyle içli söyliyecek miydim. Acaba o gençler benim gibi düşüncek miydi merak ettim. Sonra büyüklerden biri bu soruma cevap verdi; hayattan herşeyi iste ama bu şarkıyı içten söylemeyi isteme evlad. Sen bizim gibi olma, başkasının tecrübelerini yaşayarak öğrenmek aptallıktır bunu unutma… Öyle sert gelmiştiki bana bu cevap, hiç beklemiyordum böyle bir şeyi. o hep bunu yapardı, gözümün içine baktığında aklımdan geçeni söylerdi, bu ilk değildi, evet ama bana en çok etki edendi kabul etmeliyim.
Şarkılar üst üstte geliyordu, bu gecenin beşinci mezesi ben ne istersem o olur diyordu plak çalar;
Aksam oldu hüzünlendim ben yine, Hasret Kaldım gözlerinin rengine, Gel mehtabım gel sevgilim gel yine… Ardından; Öyle dudak buküp hor gözle bakma, Bırak küçük dağlar yerinde dursun, Çoktan unuturdum ben seni, çoktan…Ah bu şarkıların gözü kör olsun… Ardından; Gönlümle baş başa düşündüm demin, Artık sihirsiz bir nefes gibisin, Şimdi ta içinde bomboş kalbimin, Akisleri sönen bir ses gibisin…
Sert vuruyordu bu akşam müzikler konular belli olmuş herkes yavaştan anlatmaya başlamıştı aşklar, evlilikler, boşanmalar, imkansızlıklar, ölümler… derken saatler geçmiş, şişelerin biri gidiyor biri geliyordu. Bir yudum bitiyordu, diğer yudum başka bir hüzünlü hikaye olarak geri geliyordu, herkes içini dökmüştü. üç saate yakındır oturuyorduk. derken saki geldi rakıları tekrar doldurdu, balıkları ızgaraya atatayım mı abi diye sordu, artık vakti gelmişti.
Rakı içilirken mezeler üç çeşit şeklinde gelir birincisi soğuk mezeler; beyaz peynir, haydari vb. İkincisi sıcak mezeler; Balık, Et, Tavuk gibi ve üçüncü ve son olarak meyve gelir çünkü sıcak mezeden sonra rakı söylenmez. meyve açılan şişenin bitirilmesi içindir, masada şişeyi yarım bırakmak yakışmaz.
Balıklarımız geldi, konumuz aşktı fakat bu sefer diğer yönü çapkınlık kısmıydı. tek tek dökülüyordu hikayeler. Gözlerdeki hüzün neşeye dönmüştü, gençlik aşkları onlar için mazi, benim için ise içinde olduğum durumdu. kahkahalar atılıyordu, gençlere çapkınlık dersleri veriliyordu…
Meyvelerle beraber sonra konu evliliklere geldi, benim yabancı olduğum tek konu; aşk acılarım vardı.. hala sızlayan aşk acılarım, gençlik aşklarım vardı.. sızlayan yaraları dindirmek için kullandığım tenler.. ama evlilik konusunda hiç bir bilgim yoktu, aslında hiç bir zaman evlenmeyi düşünmüyordum. sonra içlerinden biri bana şunu söyledi; Evlad ilk karını sana Allah, ikinci karını insanlar, üçüncüsünü ise şeytan gönderir. bunu sakın unutma.
Evlilik konusunda herkesin bir tarifi vardı ama hepsi evliliklerinden bahsederken mutluydu. Bazıları allah’ın gönderdiği karısı ile mutluydu, bazısı insanların verdiği ile mutluydu, bir tanesi ise şeytanın gönderdiği ile mutluydu. Hepsinin gözlerinin içleri parıldıyordu. beş saatlik muhabbet sırasında hiç birini bu kadar mutlu görmemiştim.
Gece bitti sahil yolunda yürüyordum. deniz kokusu ve temiz hava zihnimi açmıştı. bir turşucu buldum bir bardak turşu suyu içtim, turşu rakıyı öldürür..
Artık yalnız yürüyordum, bu gece tek şey öğrenmiştim; Aşk acısı gerekliydi ama şart değildi, gençlik aşkı gerekliydi ama şart değildi, ama ne olursa olsun bir gün evlilik şarttı. Herkes mutlu olmak ister.

12 yorum yapılmış, “İsmi Cismi olmayan yazı.”
01
Yuh artık be serkan yuh kardeşim ya :D Oğlum gene gitmişsin rakıyı ön plana çıkaracak bir şey bulmuşun. Seni yeni rakıya reklam ve pazarlama müdürü yapmak gerek :D
Ama her ne olursa olsun (kardeşimsin, dalgamı geçerim alıştın zaten sen de artık :D) gayet de faydalı bir yazı. Okuyup, bilmek gerekir. Bir de içine hafiften romantizm katmışsın rakı yazısına meze konu olmuş.
Çok keyif aldım okurken lan zibidi. sen böyle yazılar yazabiliyor muydun? ben seni sırf laf sanardım :D
02
olmuşsun sen, sana evlenilecek hatun bulmak lazım.
bu arada lakerda da bir balık değil mi?
03
Evet şimdiden bulmak lazım. Lakerda Toriğin belli bir kısmının kanı temizlendikten ve 15 gün tuzda bekletildikten sonra soğanla birlikte servis yapılan vazgeçemediğim tek mezedir.
04
o değil de sen beni ne zaman götürüyorsun rakı balığa? aaah aaah bir gün de sözünde dur kardeşim :D
05
(ufak bir hatırlatma. ilk başta ramazana girmeden demiştik, sonra ramazanın hemen ertesi oldu, sonra bi ara kanka oldu… arayı bi tuttursam bırakmayacam da fırsat vermiyorsun ki :D)
06
sayın cisimsiz blog yazarı, bu nik ve flood size yakışmıyor. efendi ol, canımı ye.
07
Rakı - Balık yapıcaksak hep beraber yapalım, Satenlede daha önce yapalım diye konuşmuştuk hatta daha önce son iki buluşmada yapalım demiştik fakat son dakkalarda bizi eken arkadaşlar olduğu için yapamamıştık. Bu hafta sonu işim var haftaya ayarlaya bilirsek hep beraber yapabiliriz bana her zaman uyar.
08
saten: nicki değiştiricem zaten de ne terbiyesizliğimi gördün? yazılan yorumlar editlenemediği için flood yapmak zorunda kaldım. flood yaptıysam suçum ne? şöförsem suçum ne?
serkan: ulan bana söz verdiğinde deniz diye biri yoktu hayatımızda :D tamam beraber yapalım ama ben bu sözleri çok duyduğum için organizasyona karışmam. ayarlayın beni de çağırın kardeşim…
09
Evet deniz diye biri yoktu ama en son rakı - balık yapacağız dediğimiz gün ben ve deniz ordaydık bil bakalım o zaman yanımızda kim yoktu?
10
ben yoktum. 300 kişi ile ilgilenmek zorundaydım sayın öküz hazretleri :D bununla beni suçlayamazsın. sen bu hafta işim yoğun dedin de ses çıkardım mı ben? benim de o hafta işim vardı ne yazık ki.
11
msnlerinizi verin birbirinize :P
12
sırf böyle bir muhabbet için balık yeyip böyle yazmayı deneyeceğim, imrendim.
Yorum yapın