irmaklar hakkinda konusur zenci

29 Jul 2007

‘Irmaklar tanıdım:
Dünya kadar yaşlı ve insan damarlarındaki
insan kanının çağıltısından daha yaşlı
Irmaklar tanıdım.
Irmaklar kadar derindi ruhum.

Şafaklar gençken yıkandım Fırat’ta,
Kongo’nun kıyılarına taşıdım kulübemi,
Ve ninni söyleyerek uyuttu beni.
Baktım Nil’e ve orada yükselttim piramitleri.
Mississippi’nin şarkı söylediğini duydum, Orleans’a
Doğru giderken Abraham Lincoln,
Ve gördüm güneş batarken altın içinde
Yüzdüğünü bağrının.

Irmaklar tanıdım.
Yaşlı, kara ırmaklar.
Irmaklar kadar derindi ruhum.’

diye yazmış langston hughes.

evet bakmak ve görmek hakkında aşağı yukarı bir şeyler bilmekteyiz.

her suret her olgu bizlere bir yabancı gibi gözükür.

hani kücük prenste diyordu, sonlara dogru:

‘işte bu büyük bir sır. Küçük prensi benim kadar seven sizler için de, benim için de hiç bilmediğimiz bir yerlerde, hiç göremediğimiz, bir koyunun bir gülü yediği ya da yemediği (acaba hangisi?) öyle çok şeyi değiştirir ki…
Gökyüzüne bakın. Kendi kendinize sorun: Yedi mi? Yemedi mi? Ne kadar çok şeyin değiştiğini göreceksiniz…
Hiçbir büyük bunun ne kadar önemli bir sorun olduğunu anlayamaz!

Bu, benim için dünyadaki en güzel ve en hüzün dolu görüntü. Bir önceki sayfadakinin aynısı, ama unutmanızı istemediğim için bir daha çizdim. Küçük prensin Dünya’da belirdiği ve sonra da yok olduğu yer burası.
Çok dikkatli bakın ki, eğer bir gün Afrika’daki çöle yolunuz düşerse tanıyabilesiniz. Bu noktaya geldiğinizde lütfen acele etmeyin. Yıldızın tam altında biraz durun. Ve eğer gülen, altın saçlı, sorularınıza yanıt vermeyen küçük bir adamla karşılaşırsanız, onun kim olduğunu biliyorsunuz. Eğer böyle bir şey olursa, ne olur beni de rahatlatın; döndüğünü haber verin bana.’

garip bir çağda yasıyoruz herşeyi tüketmek için elimizden geleni yapiyoruz.

evet bize basarılı olmak empoze edildi, ta ilkokuldan başlayarak bir yarısa soktular.

bir şavastan bir savaşa kostuk durduk.

tad almadan hersey bir otobanda tam gaz giden otomobil gibi rüya gibi geçti gitti.

sabahları işe gider iken dikkat ediyorum etrafima.

herkes kosusturuyor.

zaferlerimizin aslında birer yenilgi olduğunu anliyoruz.

cünkü kendi hapishanemizde kendi gardiyanımız oluyoruz.

en son acaba nezaman mesela ,hafta içi bir gün söyle agiz tadi ile yemek yiyip, üstüne en son umarsizca avanak avanak bir sebep olmadan sırf zevk için sokaklari arsinladik?

en son ne zaman istediğimiz kadar uyuduk?

en son ne zaman bir beklenti olmadan kendi iç alemimize cekildik?

en son ne zaman acabasiz bir hayatimiz oldu?

herneyse bunlar kıllı mevzular;

sözün özü:

: “Hayallerinize sıkıca tutunun çünkü hayaller öldüğünde hayat kanadı kırık bir kuş gibi artık uçamaz. Hayatta, gerçekten istediğiniz takdirde gitmek istediğiniz yer nerede olursa olsun oraya gitmenin bir yolu olduğunu öğrendim.” Langston Hughes söylemis bu sözü.

otto katz şahsının son yazıları

Kişisel Derinlik | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git
Toplam Okunma: 294 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 20.11.2008 - 15:29

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Anlık ileti konuşması sırasında hiçbir zaman parolanızı veya kredi kartı numaranızı vermeyin.

Saten

Bu Aya Dair

Kasım 2008
M T W T F S S
« Oct    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Meta

 

who's online

canlitv tv izle

Yukari