1. Ana Sayfa
  2. #Liste
  3. İnsanlar Neden Küfür Eder?

İnsanlar Neden Küfür Eder?

1

Soru: Neden küfür ediyoruz, küfür nasıl icat edilmiştir? Küfür etmenin tarihçesi hakkında bilgi verir misiniz? Küfür etmenin bilimsel açıklaması var mıdır? Teşekkürler.

Cevap: İlginç soru. Farklı fikirler var. Bilișsel bilime göre küfretmek dış çevredeki herhangi bir duruma duyulan rahatsızlığın ya da heyacanın şiddetiyle ilgili. İnsanların günlük hayatlarında kullandıkları kelimeler kısıtlı, birkaç yüz kelimeyi nadiren geçiyor. Eğer kişinin hissi çok güçlüyse bunu günlük dil kelimeleriyle ifade etmek asıl heyecanı aktarmada yetersiz kalır. Onun yerine dikkat çekici, rahatsız edici, iletildiği kişinin hayal gücünü harekete geçirici kelimeler seçmek lazım. Bunlar da küfür ifadelerini oluşturuyor.

Biyolojik bulgular da bunu destekliyormuș. İnsan beyninde amigdala denen fındık büyüklüğünde bir organ var. Bu organın nöron ateşlemeleri özellikle duygusal yoğunlukla, heyecanla, stres durumuyla ilişkili. İşte hem küfür eden kişilerde hem de küfrü “duyan” kişilerde amigdalanın aktifleștiği tespit edilmiş. Yani küfretmek hissedilen heyecanın sosyal ortamla paylașılmasını sağlıyor.

Burada bir sonraki soru, küfür kelimesinin neye göre küfür olduğu olabilir. Örneğin, “dışkı” kelimesi neden küfür kabul edilmez de muadili edilir? Neden “ilișkiye girmek” hakaret ifade etmez ama türlü diğer muadili eder? Burada dil bilimcilerin “tabu” dedikleri kültürel unsur devreye giriyor. Hemen hemen dünyanın bütün kültürlerinde tabular var. Bazı kültürlerin çok orijinal tabuları var, ama birçoğu için ortak bir tabu listesi varsayılabilir:

– Ahlakî olanlar (cinsellik, çarpık cinsel eș seçimleri)
– Dinsel-sosyal olanlar (yaygın dini reddediș, aile üzerine ön yargılar)
– Dışkı ve dışkılama tabusu
– Yerel sosyal tabular (ırk kültü, düşük sosyal statü ön yargıları)

Bunlar dünya dillerinin muhtemelen başından beri tabuları olmuş kategoriler. İnsan toplulukları bu kategorideki kelimelerin “saygı gerektiren”, meselâ yaşlılar, kadınlar, devlet yöneticileri bulunduran ortamlarda söylenmemesi gerektiği kültürünü uyguluyor. Sık sık bu kategorilerin içeriği değişiyor. Örneğin, İngilizce “whore” kelimesi bugün tabulașma sınırında bir kelimedir. Ama iki yüz yıl önce sadece fahișeliğin günlük dilde kullanılabilecek adıydı. Benzer şekilde “nigger” (zenci) kelimesi önceden İngilizce literatürün her aşamasında rastgelinecek bir kelimeyken şimdi “n-word” etiketiyle ciddi ayıp kabul edilmiş bir tabudur. Tam aksine, son yüzyıla kadar küfür kabul edilen “godless” (tanrısız, tanrıtanımaz) kelimesi toplumsal yargıların değişmesiyle argo kabul edilmekten çıktı.

(Bununla birlikte hemen tüm tabular sosyal olarak kabul edilebilir alternatifleri zorunlu kılar. Bazen herhangi bir dinleyicinin zihninde heyecan, uyarılma, tiksinme vb. oluşturulmadan da tabu kapsamına giren bir kavramdan bahsetmek gerekebilir. “Dışkı”, “fuhuș”, “seks”, “eșcinsellik” gibi kelimeler bu arayışın getirdiği alternatiflerdir.)

İşte küfürler iletişimin gücünü, isabetini, şiddetini artırmak için kullanılmış tabulardan başka bir şey değil aslında. Tabunun yarattığı etkiyi dildeki başka hiçbir kelime karşılayamıyor. Bir korku durumunun hissettirdiklerini “dehșet verici, kahrolası, felaket, tüyler ürpertici” gibi uzun uzun tarif etmeye çalışmaktansa iki kelimelik bir küfür kısaca ifade etmiş oluyor.

Bu nedenle küfür ve argosuz bir dil mümkün değildir. Küfür dilin ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanın sosyal yapısı ve biyolojik özellikleri gereği günlük dilin var oluşu küfrün ortaya çıkmasına tek başına sebep olur.

Yorum Yap

Yorum Yap