İçimden Geldi

21 Feb 2007

Genelde yazı yazmadan önce taslak çıkartırım, kafamda kurgulayıp eğer diyalog varsa uzun bir süre diyaloglar üzerinde çalışırım. Bir yazıyı daha etkili kılan şey içindeki diyaloglar ve uyumdur. Mükemmeliyetçi olmasam da bunun mükemmel olmasını isterim, tabi ki kendimce…

Ama bu sefer öyle olmadı. Bodoslama girmek istedim, çünkü ne olacağını görmek istedim. Bahsettiklerim muhtemelen o an içimden geçenler olacaktır ve ben de içimden geçenleri merak ediyorum. Gerçekten ne düşündüğümü bilmek istiyorum. İçimden geçenleri bilmiyorum çünkü, bilemiyorum.Şimdi yaptığım ya da yapmak istediğim(ne sonuç alacağımdan da emin değilim) filmlerde gizli lazerleri bulmak için pudra üflemek gibi birşey, her yolu denedim en son bu kaldı işte. Kendimi tanımak istiyorum ama o buna müsade etmiyor. Ne yaptım ki ben ona? Ne yapmadım ki… Aslında o kadar haklı ki…

Aptal maceralara sürükledim peşimden. Aşık oldum(kelime anlamında değil, kalıp olarak), pis pis yatıp bütün gün bilgisayar karşısında sigara içtim saatlerce(bir kalk yürü be adam! hava al! ama yok, yay kıçını sen orda!) , sarhoş olup balkondan aşağıya kustum ve hatta Ortaköy caddelerine işedim.(evet evet gerçekten yaptım bunu sarhoşken) Gövdem küstü bana…

Aptalca fikirler ürettim kendi kendime. Barışmış, sevgiymiş, kardeşlikmiş, toplum düzeniymiş, temiz çevreymiş… Ve çok kafa patlattım bunların uğruna. Yazılar yazdım, arkadaş sohbetlerinde anlattım, tanımadıklarımı yoldan çevirip söyledim. Sonuç? Hiçbir şey. Hatta istediklerimin, düşündüklerimin tam tersi oldu hep. Sarhoşluklarımda o da benimleydi ve o da benim gibi uyuşuktu. Beynim de bana sırt çevirdi…

Aptalca baktım dünyaya… Toz pembe gördüm (öyle görmek istediğimden), güzel kadınlar gördüm, bu ülkede güzel şeyler de olabildiğini gördüm bazen ama gözümü kapayıp açtığımda hepsi gitmişti. Mutluluk aşılayan şarkılarda ağladım, aşkı sevgiyi anlatanlarda büyük büyük açıp gözlerimi güldüm, ölümü anlatanlarda kapattım gözümü. Gözlerim açılmamakta ısrarcı şimdi…

Ya ellerim? Ellerime ne demeli? Nice sevgili gördüler elinden tuttuğum, nice sevgili gördüler yüzüne dokunduğum, saçını okşadığım, sarılıp uyuduğum ama hiçbiri kalıcı olmadı yine. Teselli olsun diye paralar saydım, para döktüm ama eskisi kadar mutlu olamadılar. Şimdi boş bir sayfa alıp kendime bütün renkleri ellerimle basmak istiyorum üstüne, rengarenk, olmak istediğim gibi. Ama onlar istemiyor ki…

Peki ya bu baş? Binbir türlü zorluktan geçti benim yüzümden, bin türlü uykusuzluğa direndi de benim yüzümden hep dik kaldı. Kalkmıyor şimdi tekrar. Koyup kendini bir yastığa bir daha hiç kalkmamak istiyor. Direncini kaybetti sanki ve bana bakmıyor şimdi.

Ayaklarım… Benim uzun ayaklarım. Az mı yoruldular bir bok yapacağım diye oradan oraya koşuştururken ben. Şimdi hareket bile etmeye mecalleri yok… Onları suçlayamam, en çok onlar yoruldular.

Peki tüm bunlara değdi mi? Değmedi. Ne yapmak istediysem, istediysek, istediyseniz olmadı. Dünya barışı yok, kardeşlik var ama birbirlerini öldürmek için var(kardeşlerini boğdurtan padişahlar gibiyiz!), hiçbir iş düzgün yürümüyor, günlük hayatın stresi her gün borsa endeksinden daha fazla büyüme oranına sahip, şehirlere kapanmışız sanki en iyisi buymuş gibi! Her gün toz duman, trafik, ışıklar, kap-kaç yapanlar, ıslak hamburgerciler, döner salonları, bir kahve isteyip bin dert veren cafe’ler… Bize bunlar veriliyor ve biz de kabul ediyoruz. Oysa ki Anadolumuzun en güzel toprakları yabancılara peşkeş çekilyor. En güzel arsalar, deniz manzaralı evler. Site yapılıyor ve kucak açılıyor onlara. Süper lüks villalar yapılıyor torpille verilen izinlerle ama kimse sesini çıkarmıyor!

Ne Amerika, ne Tayyip Erdoğan ne de bir başkası. Neymiş Baronmuş, Çakırmış, Polatmış, Sedat Peker’miş, Çakıcıymış… Kimse ses çıkarmadıktan sonra bence en iyisini bu adamlar yapıyorlar helal olsun hepsine. Günahkar olanlar bizleriz. Bizden biz sorumluyuz, başkaları değil…

(Normalde tekrardan okurdum da yazdığım yazıyı ama bunu okumayacağım çünkü böylesi daha iyi. Ne yazdığımı bilmek istemiyorum şu an, belki daha sonra… Belki yıllar sonra ” Gençken neler yazmışım yahu. Hay Allah cezamı vermesin ” derken oksijensiz kalmış, suyu tükenmiş, yeşilden soluk kahverengiye dönmüş toprakları ve kırmızıdan siyaha dönmüş insan kanlarıyla birbirlerini öldüren insanların arasından Dünya kasabalarında…)

bliss şahsının son yazıları

Beni Kategorize Etme, Kişisel Derinlik | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git
Toplam Okunma: 210 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 15.11.2008 - 18:38

3 yorum yapılmış, “İçimden Geldi”

  1. 01

    ewt. ya okuma şimdi.hiç hatta,bi müddet.bi kaç sene soora oku.umarım bişiyler deişir.

    pnar, 21 Feb 2007 20:33 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  2. 02

    aşk meşkten bedenine ordan da siyasete nasıl geçtin yahu.
    sal düşüncelerini, sıkma onları içinde.

    Saten, 22 Feb 2007 12:41 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git
  3. 03

    ” Genelde yazı yazmadan önce taslak çıkartırım, kafamda kurgulayıp eğer diyalog varsa uzun bir süre diyaloglar üzerinde çalışırım. Bir yazıyı daha etkili kılan şey içindeki diyaloglar ve uyumdur. Mükemmeliyetçi olmasam da bunun mükemmel olmasını isterim, tabi ki kendimce…

    Ama bu sefer öyle olmadı. Bodoslama girmek istedim, çünkü ne olacağını görmek istedim. Bahsettiklerim muhtemelen o an içimden geçenler olacaktır ve ben de içimden geçenleri merak ediyorum. ”

    valla ben bişey yapmadım. kendiliğinden öyle olmuş :S

    ismini cismini vermek istemeyen blog yazarı, 22 Feb 2007 16:15 tarihinde
    Sayfanın en üst kısmına git

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

kelebek bana "yarın görüşürüz" dedi, gözlerimi kaçırdım, "peki" dedim; ben biliyordum, o bilmiyordu. .

mem

Bu Aya Dair

Kasım 2008
M T W T F S S
« Oct    
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Meta

 

who's online

canlitv tv izle

Yukari