Dön baba dönelim
13 Apr 2008
Az biraz kulak ver bakayım, kime mi ?
Bir ülke düşün. . Türlü şeytanlıklarla parçalanmak, yok edilmek, elinden bağımsızlığı alınmak istenmiş olsun. . Bununla da yetinilmesin en kanlı savaşlarla her karış toprağı kanlar içinde bırakılsın, her bir insanına derin acılar yaşatsın , kapanması olanaksız yaralar açsın. . Sonra da bir şekilde o halkın korkunç gücüyle bütün bu şeytanlıkları akıl almaz bir şekilde bertaraf edip bağımsızlığını tekrardan aldığını düşün. . Dahası, o halkın sadece fiziksel bağımsızlıkla yetinmeyip, bireylerine de bunu aşıladığını ve özellikle eğitimle yine dünyaya meydan okurcasına aydınlanmaya çalıştığını düşün. . O ülkeye zarar vermek isteyenler için korkunç bir tablo değil mi?
Oturup etraflıca düşünsek, kuvvet yoluyla bir türlü darbe indirilemeyen bu insanları nasıl yıpratırız diye kafa yorsak mutlak bir gerçeğe varacağımızı ümit ediyorum. .
Bireylerin eğitim ve öğrenimi elbette. .
‘Eğitim Şart’ ifadesinin artık sulu bir geyiğe dönüştüğü ülke hayal et. . Bir başka kahvehane geyiği mi arıyorsunuz ; Avrupa’nın kültürünü değil ahlaksızlığını alıyoruz! . . . Alkışlar. .
Sonra bu ülkeyi yaşatacak olan bireylerin gençlerden oluşacağını düşün ve başlayalım titretmeye!
Yüzeysel bir eğitim . . Hiç olunmadık şeylerin dikte edilmesi. . Empati gücünden yoksun bırakılan bireylerin toplum içindeki yerinin sağlamlaştırılması ve vatanına olan sevgisi. . Onlardan önemli bireyler yetiştirme güdüsü ve ülkesini daha ileriye götürecek atılımlarda bulunması. .
Şimdi bütün bunları hesapladık ettik ortaya ne mi çıktı ? Ünlü bir halk ozanımız olan Ankaralı Turgut’un ifadesi ile ‘Nah Çıktı’ tabi ki de. .
İlkokul ve ortaokul temel bilgiler(!)den sonra iğrenç bir lise hayatı! Baştan sona saçma sapan bir sınava adapte edilmiş gencecik insanlar. . İnsanoğlunun Mars’a gitmeye çalıştığı çağda, yuvarlakları en hızlı biçimde doldurarak hayatını çizmeye çalışan bireyler. . Birbirleriyle psikopatça yarışan ve bu yarışın ne kadar boş olduğunu ancak yıllar sonra fark eden insanlar. .
Hani bir takım karanlık düşünceleri olanlardan bahsetmiştim ya, herhalde düşüncelerinin vücud bulması için bundan iyi pozisyon olamazdı! Başarıyorlar! Birer zombi takımı yetiştirmeyi başarıyorlar. . Berbat bir ekonomik tablo, hiç olmayan kültür ve sanat etkisi, bilim adına en fazla yurt dışında , başka ülkelerin bayrakları altında kendini gösterebilen zeki insanlar. . Elbette çok çalışıp, türlü zorluklara katlanarak bir yerlere gelenler var, yok değil, fakat büyük çoğunluk nerede dersin?
Bizi kelimelerle oyalamaya bayılan bir sistem . . Bizleri maymunlar gibi sınıflandırmaya çalışan kelimeler. . Esas değerlerimizi bir çırpıda genelleyip, onları kelime bulutları ardında eğiten liderlerimiz. . Hepinizi alkışlıyorum buradan. . Muhteşem bir eğitim olanağı sağladınız, harika bir üniversite kazanmama vesile oldunuz, tam ama tam istediğim ,ilgimin ve yeteneği olan bir bölüme gittim, süper şeyler öğreniyorum, mezun olabilirsem de iş dünyasının o büyülü ve zengin dünyası beni bekliyor olacak eminim ki. .
Bu muhteşem bölüm ; İşletme . . Az önce öğrendiğim bir şeyi kısaca paylaşmak isterim. . Sermaye paylarında şerefiye(hava parası) alınırken iki türlü hesap tutma imkanımız bulunmakta. . Bunların ikisi de yasal hesaplar. . Yalnız bunlardan Cari Hesap kaydını kullanırsanız , o hesap vergiye tabi tutulmuyor. . Ne hoş değil mi?
Ayrıca nefretimin tek sebebi bu şerefsiz döngüde olmam da değil sadece. . Ne bir yönlendiren, ne bir fikrimi , ilgimi , yeteneğimi soran oldu bunlara bulaşmadan önce. . Alabildiğim kadar puanla , yazabildiğim bölümleri yazabilme şansım vardı sadece. .
Bir genç nesli daha berbat şekilde yetiştirmeyi düşünün şimdi. . Onları etkisiz kılmak için daha etkili bir yöntem hayal edin. . Bulamayacaksınız !!
Üniversiteden veya liseden mezun olanların atıldıkları hayata bakmaya yüzüm tutmuyor artık. . Bir arada ondan dem vurmak gerek herhalde çünkü fazla lafı uzatmadan burda kesmek istiyorum , zira iyice köşe yazarı triplerine soktum kendimi durduk yere. . Köşe yazarı demişken ,bunları yazdığım için kimse milyar dolarlar vermez bana değil mi. . Neyse . .
Şimdi kime kulak vereceğini söyleyim. . Yine ünlü bir düşünür olan Tyler Durden, içinde bulunduğumuz, bize bir şekilde dayatılan bu hayatı şöyle özetlemektedir ;
‘İhtiyacımız olmayan şeyleri satın almak için , nefret ettiğimiz işlerde çalışıyoruz . . ve çok ama çok öfkeliyiz!! . .’
Çok ama çok öfkeliyim! Yeteneğimi sevdiğim bir alanda kullanıp, kendimi yetiştirip herkese faydalı olmak istedim sadece. . olmadı. . olmuyor. . Bana sadece ufak bir hayat ve mütevazi bir yaşam tanımayı çok gördüler. .
Yine de bir yerden kudret alıyorum durduk yere. . Onlara seslenmek istiyorum; yine ve yeniden başardık diye seviniyorsunuz, yeniden avuçlarımız içindesiniz diye böbürleniyorsunuz, belki Lozan’ın intikamı, belki sapık ideolojilerin gölgesi yeşerdi diye naralar atıyorsunuz. . Nefes aldığım sürece iki elim yakanızda olacak. . Bu döngüde tek bir bok öğrendiysem o da ‘nefes aldığım sürece iki elimin yakanızda olacağıdır’. . Haydi buna da bir kelime yapıştıralım. . hmmmm hah ! Faşist !!! Dinsiz!!! Anti-demokratik!! Anarşist!!!
Şiirime burda son verirken şunu söylemek istiyorum; en azından ‘büyüyünce ne olacaksın’ diye sorduklarında bir meslek ismini telaffuz edecek bir umutla büyüdüm. . En azından o imkan ve gücü bu insanlara türlü gayretlerle bahşetmiş çok büyük insanlar vardı. . Bugün Filistinli bir çocuğa soruyorlar; büyüyünce ne olacaksın bakalım? . . ‘şehit olacağım!! ‘
Hayat çalanlara selam olsun, sen de bi selam ediver. .

10 yorum yapılmış, “Dön baba dönelim”
01
“karanlığa küfretmektense bir ışık yak”. kimin sözüydü hatırlamıyorum şu an. ben düşüncelerine %90 katılıyorum. bu ülkede herkes sürekli bir şeylerden şikayetçi olmuştur ama hadi bunu değiştirelim dendiğinde nedense pek bir pasif kalmışızdır. bu eğitim sisteminin tabiri caizse ta a.k ama SS kuralı denen de bir şey var. istesen de istemesen de ayak uyduracaksın bu düzene. ama ben faşistim anarşistim diyorsan çıkacaksın yapacaksın faşistliğini. belki tutar ama faşistlikle olsaydı hitlerin almanyası o duruma düşmezdi. şu anki durumdan şikayetçi olanlar şu anki durumun alternatifini üretemiyorsa hiç konuşmasınlar daha iyi.
02
süpersin jit. . aynen katılıyorum , inşallah başka bir yazıda değiniriz o mevzuya da kısaca şunu da ekleyim dedim, böyle bir sistemle insanların geleceğe dair umutları kitleniyor, olası güçleri ellerinden alınıp daha başka dertlerle boğuşmaya tutuşturuluyor. birlik , dirlik ve eyleme geçme dürtüleri siliniyor. ‘konuşacağına bir şeyler yap’ söylemine bireysel olarak yaklaşmak gerekirse başka sevdiğim bir sözü paylaşmak isterim ’sen yapmazsan kimse yapamaz’. .
ömrüm , gücüm ve iradem oldukça ortaya bir şeyler koymak için çalışacağım ve bunun nedenini ve başlangıcını insanlarla paylaşma ihtiyacı duydum bu yazımda, mutlaka bunları başkaları da görüyor, başkaları da yaşıyordur diye düşündüm. . yapamıyorsan kabulleneceksin demişsin de , yapamayacağım anlamına gelmez . . senin de yapamyacağın anlamına gelmez. . kimse için geçerli değil bence. . ama neticede bu olan biteni kabullenip ses etmemek te yanlışları kabullenmek,içine sindirmek demek. . ben sindiremedim. .
faşizm , anarşizm gibi eleştiri yapmışsın da onları insanlara yapıştırılan etiketler olarak ifade etmeye çalıştım, üstlendiğim bir misyon değil asla. karanlığa mumlar yakabilmek için dayatılan, sistemden, sıfattan, kelime ve etiketlerden sıyrılmamız lazım diyorum. . öyle yani. . çok biliyorum. . bakalım. . sevgiler..
03
Biraz klasik olacak ama inandığım bir doğru.Ve bu eğitimde de geçerli bence…
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
04
Furkan, Hitler’in başına gelenler faşistliğinin sonucu değil.
Bu adam şu dünya’nın görebileceği en zeki insanlardandı. Manipüle yeteneği had safhadaydı ki o zamanlar kitleleri peşinden uğruna ölecek kadar sürükleyebilmiş.
Hitler’in tek hatası çocukça hırsı ve yine çocukça her şeyi birden elde etme hevesiydi. Yoksa Hitler’in faşist politikası tamamen işe yarayan dahiyâne bir politikaydı.
Tabi faşizmden nefret eden biri olarak bunları söylemek pek doğru değil ama tarihi olaylar kendi zamanının şartlarına göre değerlendirilmeli gerçeği de sırıtıyor kıs kıs… Onu geçtim, adamın zeki olmadığını iddia edecek adamın da aklını karışlarım yani.
Neyse, dediğim gibi başarısızlığının faşistlik ile hiçbir alakası yok.
aynı derecede RTE de akıllı adam. Her ne kadar nefret etsem de bunu kabul edebilecek kadar da olgun ve bilgili olduğumu da düşünmüşümdür hep…
Zaten ideolojik olarak olmasa da temel açısından ikisinin de mantığı aynı sayılır.
05
yok daha neler :D
hangi mantıkta hitler ve rte birleşiyorlar?
06
hitabet, kitleleri etkileyebilme…
07
şahsen hitler ile rte nin karşılaştırılmasının bile çok saçma olduğunu düşünmekteyim efenim. hitler vs rte diye bir yazının altında konuyu irdelemek vardı ama boşa yazılmış bir çaba olacaktır. bana göre rte ile adnan menderes’in kıyaslaması yapılmalı. o dönemde olanlar,olanlara karşı menderes in takındığı uslup,yasa tasarısı girişimleri, asker ile arasındaki elektrik vs.
o nedenle daha çok bu dönemdeki eğitim uygulamaları, ilk öğrenci olaylarının patlak vermesi ve buna bağlı korkunç ihtilal günlerini başka bir başlık altında karşılaştırmalı şekilde irdelersek belki bir nebze biz de konuya dair ortaya bir şeyler koymuş olacağız diye düşünmeden alamıyorum kendimi. öyle yani. öyle :)
08
kardeşim size hitler ile rte tıpatıp aynıdır diye kim dedi? gündem yaratıp laf sokmak için götümüzden anlamayalı lütfen yazılanları. hayır nasıl bir imaj yarattıysam nedense hep de götten anlaşılıyor bu yazdıklarım. eğer yazdıklarımı adam gibi okursanız rte ile hitleri karşılaştırmadığımı, politik ideoloji olarak değil de teknik açıdan “hitabet ve kitleleri etkileyebilme” yani karakteristik özelliklerinin çakıştığnı söylediğimi göreceksiniz ki afedersiniz ama ben bunu saçma olarak nitelendirmiyorum.
konuya dair fikirlerinizi de kendinize saklayınız. yazıya dair bir yorum değildi o. sadece yazıya dair gelen bir yanlış yoruma ek bilgi vermek için yaptığım bir yorumdu. fikrimin doğru olduğunu düşünüyorum. hitler faşistliği yüzünden değil hırsı ve her şeyi bir anda elde edebilme özelliği yüzünden verdiği savaşı kaybetmiştir. bunun en açık örneği kışın ortasında ordularını rusya’ya yığmasıdır. savaşın seyrini değiştiren tarihi açıdan çok önemli bir olaydır bu. hitlerin bu hırsı olmasaydı insanlık için değil ama askeri ve politik açıdan mükemmel bir karaktere sahip olacaktı. kaldı ki böyle mükemmel olsaydı şu anki dünya düzeni böyle olmayacaktı. düşünüyorum ki o zaman da “kahrolsun emperyalizm” diye sokaklara döküleceğimize “kahrolsun faşizm” diye yürüyüşler yapacaktık. yalan mı?
ha yine g.tten anlayacaksanız yazayım bir HİTLER’İN ÇOCUKLARI: TAYYİP VE EMİNE diye bir yazı tartışalım. Ha orada yazdıklarım doğru olmayacak, bunu ben de biliyorum ama belki götünüzden anlamalarınızın önüne geçeriz de en azından o yazıyı benim yazdığımı bilerek size hak verebilirim.
Saçmalayan ben değilim yalnız, onu da bilin.
09
sevgili bliss,
itina ile yazdığın yorumu ‘götümden anladığımı’ belirtiyorsun.ne bu yazıyı ne de yorumu yazarken kimseye laf sokmak, göt etmek, veya götümden anlayıp prim yapma gayretinde olmadığımı bilmeni isterim.
akp nin baskıcı tutumunu günümüzde hitler in demokrasi ile gelip, diktatörlüğe dönüşen yönetimine benzetenler var.ben de bunun yanlış bir hedef olduğunu, daha gerçekçi hedefin başka birisi olduğunu söyledim keza bu şahsımın düşüncesi. sadece oraya hitler ve rte lafı yazdığından bunu da belirtme ihtiyacı duydum, ama hitabet sanatı olarak öfkenin kullanımı ve halkı kışkırtıp etkisine almak olayı başka bir başlıkta yazılıp tartışılabilir. ne sana ne başkasına laf sokmak gibi bir niyet içerisinde değilim. o öfke sanatından örnekler göstermek niyetinde değilim, ya da göt,s.k gibi ithamlarla çıkışma niyetinde hiç değilim. .
diyeceğim o ki, net ortamında siyaset tartışmak kadar iğrenç sonuçlar doğuran bir şey daha olmasa gerek ama bir kere o yazıyı yazmış bulundum. güzelce tartışmaya devam edebiliriz, eğitim konusu üzerinde.
ama hazır mevzu açıldı, demokrasinin kötü niyetlere maruz kalması başlığı altında bir şeyler yazarsan eğer(içerisinde hitler ve rte de olabilir elbette) altına seve seve imzamı da atarım, nacizane yorumlarımı da paylaşırım. çünkü günümüz türkiyesi de dünyası da kutuplaşmanın evresindeyken en azından anti-emperyalist bir bölgede tutunmaya çalışan insanların yanlış anlaşılma yolu ile saçma ve anlamsız tartışmalarda boğulmasına gönlüm razı olmaz.
gerekeni siz başlatın ben akabinde coşarım zaten.
sevgiler yeniden
10
rte’nin politik yükselişini hitlere benzetmiyorum. daha basit anlatmaya çalışacağım, bu da olmazsa elimden başka hiçbir şey gelmeyecek…
hitler’in hitabeti ve kitlelere etki edebilmesi ile rte’nin hitabeti ve kitlelere etki edebilmesi karakteristik özellik olarak benzer.
fakat bu demek değil ki; hitler ile rte aynı ya da hitler’in gittiği doğrultuda gidiyor rte… bu da aşırı şekilde büyütüldü… sadece yorumun sonuna güzel bir final yapabilme amaçlı koyduğum bir örnekti o kadar. o yorumun genel amacı furkan düşüncesinin yanlış olduğuna yönelik olan fikrim… bu kadar basit.
eğer ben herkesin yorumunu/yazısını iyice anlamak için 3-4 defa okuyor da ancak o zaman yorum yapıyorsam herkesten aynı şeyi isterim. eğer ki herkes; “yok öyle bir dünya paşam” derse benim de öyle bir dünya’da yerim olmaz. elbet kendime dünya bulurum zaten.
saygılar, sevgiler. görüşmek üzere.
Yorum yapın