1. Ana Sayfa
  2. #Gezdim
  3. Valencia Gezi Rehberi – ”Domates Festivali Hakkında Bilgiler”

Valencia Gezi Rehberi – ”Domates Festivali Hakkında Bilgiler”

1-(1)

Valensiya mı dersiniz Valencia mı bilmem ama çoğu kişinin buraya ait bilgisi “futbol takımı var” düzeyinde. 

 En canlı, en ünlü festivallerden La Tomatina ve Las Fallas’a ev sahipliği yapan kente yakın mercekten bakmanın tam sırası çünkü domates festivaline sayılı günler kaldı! Bu ay sonunda İspanya’yı fazla masraf yapmadan gezebilirsiniz: Bir uçak bileti ve 1 kg domates yetiyor, kesin bilgi.

İspanya şehirleri içinde gündelik yaşamı ve kültürü ile “en Akdenizli” şehir olarak Valencia gösteriliyor. Balearic adalarının karşısında yer alan şehir, İspanya’nın en önemli kentleri olan Barcelona ve Madrid’e eşit mesafede diyebiliriz. Görülecek, deneyimlenecek pek çok şeyi barındırsa da gezmesi aman aman uzun sürmüyor ,çünkü bu noktaların çoğu birbirine yakın konumda.

Şehir manzarasını bütün olarak yüksekten izlemek isterseniz üşenmeyip Valencia Katedralinin tepesine çıkabilirsiniz. ‘La Plaza de la Reina’ ile ‘La Plaza de la Virgen’ meydanları yerli/yabancı turistin odak noktaları halinde. Yan yana 6 fütüristik yapı ve bir de havuzumsu bir şey görüyorsanız “Ciudad de las Artes y las Ciencias” yani Bilim ve Sanat Şehri’ne hoş geldiniz. 

  1. Palau De Les Arts Reina Sofia : Opera Binası
  2. Hemisferic: Dev ekranlı IMAX sinema salonu
  3. Museo de Las Ciencias Principle Felipe: (Hemisferic’in ardında) Bilim müzesi
  4. Agora :(en sondaki yuvarlak) Ekinliklerin merkezi
  5. Umbracle: Geniş ve kapsamlı botanik park (2 ve 3’e paralel uzanıyor)
  6. Oceanografic : Avrupa’nın en büyük akvaryumu (Agora’nın ardında)

Detaylı bir yapı olduğundan burada biraz vakit harcanabilir. Spor, sanat & moda organizasyonları düzenlenen Agora; opera & tiyatroların sahne aldığı Palau de les Arts Reina Sofia; büyük ekranlarla sinema gösterimleri yapılan eğlence merkezi Hemisfèric; astronomiden botaniğe pek çok alanda eğitici ve eğlendirici unsurların görüldüğü Prince Felipe Science Museum; 17,500 metrekare genişliğindeki L’Umbracle; son olarak Avrupa’nın en büyük akvaryumu seçilen L’Oceanografic(giriş ücreti biraz tuzlu olsa da keşfedilmeli) bizi “City of Arts and Science”da karşılıyor. Şehir deniz kıyısından, liman boyunca, Las Arenas ve La Malvarrosa kumsallarına doğru genişliyor. Otel seçiminde La Malvarrosa’yı göz önünde bulundurmalısınız.

Hayvanat bahçesi kavramının bir tık üstü olan “Bioparc” ve çeşit çeşit güzel bitkileri bulacağınız Turia Bahçeleri (“Jardines del Turia”) gezilecek yerlerin alternatifleri arasında.

Hepsini yakından incelemeden önce, kaçırmamanız gereken şu festivallere bakalım.

Festival gibisin, domates atmak istiyorum!

En olgunu, en kırmızısından bi’ domates fırlat abine.

Domates, daha çok domates… Festivalin startının verildiği Bunol kasabasını insan istifine çeviren kıpkırmızı festivalimiz La Tomatina’yı bilmeyen yoktur. Her sene haberlerini görüp “Çılgınlık bu yahu” deriz, özeniriz.  40.000 kilo civarında domates harcanıyor bu çılgınlıkta. Her yıl Ağustos ayının son çarşambası La Tomatina’nın patlak verdiğini düşünürsek, bu kez 26 Ağustos’ta kalabalık sokaklar savaş alanına dönecek diyebilirim. İspanya planlarınız bu haftayla kesişiyor ise Valencia’nın göz bebeği Domates Festivaline katılmadan etmeyin!

Las Fallas festivalinde delirmeceler

Mart ayının 15’inde başlayıp 19’unda (Aziz Jose gününde) kapanışı yapılan; 5 gün süreyle yüzlerce insan bir araya gelip renkli, eğlenceli, ateşlerin yakıldığı, çiçeklerin saçıldığı, müzik bayramına dönüşen bir festival gerçekleştiriliyor. O kalabalık geceleri bile dağılmıyor, coşmaya tam gaz devam ediyor. Sokaklar trafiğe kapatıldığından rahat hareket etmek mümkün. En önemlisi de, insan selinin yanında rengârenk ve devasa heykellerin meydanları dolduruyor oluşu. Kartondan heykeller yapıp yapıp en sonunda yakıyorlar o ayrı mesele. Özel kostümlerle geçit törenleri düzenleyenler mi dersiniz, sokakta pişirilen ve İspanyolların ağız tadını öğrendiğimiz geleneksel yemekler mi dersiniz… Canlılık had safhada! Bu gibi festivaller, şehrin her sezon ne kadar hareketli olabileceğinin sinyallerini veriyor bize.

Konaklama ve Ulaşım

Kenti karış karış gezmek, aktivitelere katılmak güzel, hoş tabii. Peki nerede kalmayı tercih edeceğiz? Şöyle kabaca gruplandırmak gerekirse; City of Art and Sciences çevresi biraz tuzlu kaçarken, El Carmen’in daha sıcak ve tarihi atmosferinde kafanıza göre bir fiyat bulmak daha fazla mümkün. Manzara peşinde olanlar içinse kıyı kesimindeki konaklama seçenekleri araştırılmalı.

Her türlü şehrin kalbine çok da uzak olmuyorsunuz çünkü metro ağı gayet kolaylaştırıyor ulaşımı. Olmadı şehir içi seyahat kartlarından almak mümkün. Sonrası sefer saatlerini sora sora öğrenmeye kalıyor. 5 numaralı otobüs tavsiyemizdir, sightseeing tadında bir güzergâhı var adeta.

El Carmen

Bir yerlere varmak değil de, sokaklarında kendinizi kaybetmek isteyebileceğiniz bölgeden bahsedeyim: El Carmen. Torres de Cuart’tan girip hem estetik hem de tarihi yapılar arasında yola koyulabilirsiniz. El Carmen’de gezip tozarken ziyaret etmek ya da fotoğrafını çekerek “Bunu da gördüydük.” demek isteyebileceğiniz mekânlar arasında şunlar var: Carmen Kilisesi, La Plaza del Negrito, Portal de la Valldigna, Micalet Katedrali, La Lonja, 19. yy Müzesi, Belediye Binası. (Evet, bazen sadece bir belediye binası görmek istersin. Çünkü burası İspanya.

Kalabalıktan uzaktır bu çevreler. “Paella Valenciana” adındaki pilav -festivalde tadabileceğiniz o meşhur yemek- buradaki sevimli küçük restoranlarda da sunuluyor. Genelde tavuk eti veya deniz mahsülleri –bazen de tavşan eti- kullanılarak sarı renkte –safranın sararttığı- Valencia’ya has ünlü pirinçlerle pişirilir ve yerel halk tarafından pek tutulur. Pilavın, üzerinde midye kabukları ve limon dilimleriyle servis edildiğini görürseniz şaşırmayın. Sebzeyle de donatıyorlar içini, pek renkli oluyor anlayacağınız.

Valencia’da mutfak anlayışı zaten Akdeniz lezzetleriyle özdeşleştiriliyor. Deniz mahsulleriyle sebzenin birleşimini sık deniyorlar. Deniz ürünü katılanlar arasında “Fideuá” ve “Arros negre” pilavları da çok tüketiliyor. Kalamar ve mürekkep balığıyla pişirildiğinden siyaha bürünen ‘arros negre’nin ismi de direkt olarak siyah pilav anlamını veriyor. Sebze çorbası “Gazpacho”yu soğuk tükebilirsiniz, kendisi İspanya sıcağına derman oluyor.

Valencia Cathedral

Old town bölgesindeki Valencia Katedrali, turistlerin en çok ilgisini çeken tarihi yapı konumunda. Fotoğrafını çekmeden gitmek olmaz cidden. Mimarisi fazlasıyla çekici, ayrıntılarda türlü figürler gizlenmiş. Bu önemli yapının önündeki Plaza de la Virgen Meydanında bile heykel bulacaksınız. (Turia Çeşmesine oturtulmuş olan.) Kilisenin içine girmek isterseniz -müzeyi gezmek için-  5 Euro ödemeniz yeterli. Müzede doğal olarak dini içerikli sanat eserleri var: 12 havarinin heykelleri, oldukça eski resimlerden oluşan bir sergi vb. Şanslıysanız (restorasyon yoksa yani) katedralin yanındaki kuleye de cüzi bir ücretle çıkabilirsiniz. Manzara keyfi için turistler burayı tercih ediyor.

Seramik ve Dekoratif Sanat Müzesi

Mimarisinde on yıllar içerisinde tarz değişikliğine gidilmesi yüzünden ortaya karışık ama çok çok güzel görünüme sahip olan bu bina 1900’lü yılların ortasında Gonzalez Marti tarafından satın alınmış. İçerisinde –adından anlaşılacağı üzere- seramik sanat eserleri mevcut. Geleneksel kostümler, dekor malzemeleri, porselen ve seramik koleksiyonlarının sergilendiği müzeye girebilmek için çok fazla olmasa da -3 euro olması lazım- yine ücret ödüyoruz.

Valencia Belediye Binası

Bir belediye binası düşünün ki köklü tarihinin yanı sıra içerisinde müze barındırsın. İşte o binayı Valencia’da bulduk! Öğrenci olanlara daha ucuz giriş bileti veriliyor. Hiç de pahalı değil zaten buradaki tarihi müzeler.

Torres de Quart (Quart Kulesi)

Bahsettiğim “eski zamanların şehir merkezi” yani “Old Town” yüzyıllar önce surlara ve büyük giriş kapılarına sahipmiş. Torres de Serranos gibi Torres de Quart’ın da fotoğraflanılası bir ihtişamı var. Birkaç euro verip kuleye çıkabiliyoruz.

Mercado Central (Merkez Pazar Yeri)

Eski ipek pazarının (“Llotja de la Seda”) yanı sıra Valencia’nın en büyük kapalı pazar yeri Mercado Central, turistlerin bildiği adıyla Central Market. Tarihi ve görkemli yapının içinde sebze – meyveler, balık ve diğer et çeşitleri satılıyor. Yüksek tavanına doğru şöyle bir bakıyoruz.

PLAZA DE TOROS DE VALENCİA (VALENSİYA ARENASI)

İşte boğa güreşlerine sahne olan arena, işte görkemli Plaza de Toros! Collesium’a benzettiyseniz haksız değilsiniz zira Roma’daki tarihi arenadan ilham alınmış. Yeri ise tren istasyonuna çok yakın. Bu eski yapı tabii ki boğa güreşlerinde kullanılan “matador” kıyafetlerini, kuşandıkları kılıçları içeren bir müze barındırıyor. Fakat girişi ücretli. Zaten önemli olan yarışların ta kendisini izlemek değil mi? Binlerce insanın tıklım tıklım tribünlerde heyecanla izlediği güreşlere kalbiniz dayanırsa bir bilet bulun ve bu çılgınlığa katılın!

—-

Alakalı Sorgular: Valencia domates festivali ne zaman yapılır? Valencia domates festivali hakkında bilgiler, Valencia gezi yazısı, Valencia gezilecek yerler, valencia gezi rehberi…

Yorum Yap

Yorum Yap