1. Ana Sayfa
  2. #Liste
  3. Yakın Tarihte Diktatörler ve Kaçınılmaz Sonları

Yakın Tarihte Diktatörler ve Kaçınılmaz Sonları

kaddafi-star
Ölüm hemen herkes için hazin bir durum olsa da ne yazık ki bazı insanlar için ”iyi ki ölmüş” lafı dökülüyor dudaklardan. Bunun bir sonraki aşaması ise, bu insanlara henüz yaşarken bile ”keşke ölseler” diye dilekler dilenmesi. Bu kısım insanların birçoğu ise tahmin edebileceğiniz gibi DİKTATÖR’lerden oluşmakta. Bu yazıda sizler için ölümüne dilekler dilenen insanları derlemeye çalıştık.

1- Benito Mussolini

1883’te doğan Mussolini’nin tam adı, Benito Amilcare Andrea Mussolini’dir ve İtalya’da 31 Ekim 1922’den 23 Nisan 1945’e kadar önce İtalya Krallığı’nın Başbakanı sonra da İtalyan Sosyal Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı olarak görev yapmıştır. Görevde bulunduğu süre 23 yıldır. Esasında bir öğretmen olan Mussolini Ulusal Faşist Parti‘nin de kurucusudur. Her ne kadar dönemdaşı olan Hitler kadar olmasa da 2. Dünya Savaşında etkin bir rol oynamıştır.

Mussolini 1922 yılında İtalyan Başbakanı olarak göreve geldiğinde önce liberallerin desteğini aldı. Ardından faşizmin en sert uygulamalarını art arda hayata geçirmeye başladı ve gazeteleri sansürleyip faşist parti dışındaki tüm siyasi partileri kapattı. İtalya’yı baştan aşağı demir yolu ve kara yolu ağları ile örerek İtalyan halkını üretime zorladı ve bu da başlangıçta işsizliğin azalıp, kendisine verilen desteğin artmasına sebep oldu. Tüm gücü elinde toplamak isteyen Mussolini sendikaların faaliyetlerine son verdi ve kendi bakanlarına bile güvenmeyerek hepsinin yetkisini kendinde topladı.

Mussolini 1940 yılında Almanya’nın yanında 2. Dünya Savaşı‘na katıldığını resmen açıkladı fakat Balkanlar’da ve Kuzey Afrika’da Müttefiklere karşı yenildi. Bu sonun başlangıcı oldu. İtalya Kralı tarafından görevden alındığı duyurulan Mussolini Hitler’e sığındı ve Almanya’nın İşgal ettiği Kuzey İtalya’da kurulan İtalyan Sosyal Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı oldu.

Savaşın son günlerinde İspanya’ya kaçmak için yanındakilerle beraber yola çıkan Mussolini komünist partizanlar tarafından yakalandı ve yakalandığının ertesi günü idam edildi. Cesedi daha sonra Milano’ya getirilerek Loreto Meydanı‘nında bir benzin istasyonuna baş aşağı asıldı.

2- Adolf Hitler

Dünyanın görüp görebileceği en azılı diktatörlerinden biri ve en tanınanı. Tabir doğru olur mu bilmem ama fenomen diktatör dersek yeridir.

1889 Yılında doğan Adolf Hitler dönemdaşı Mussolini gibi 1945 yılında 2. Dünya Savaşı sonunda ölmüştür. Dünya Hitler’in sürüklediği kaos ve buhranın etkilerini uzun yıllar üzerinden atamadı. Tüm dünya halen daha, “Acaba Hitler Ressam olsaydı dünya bugün nasıl bir yer olurdu?” sorusunu ara sıra düşünür.

1921’de Nasyonel Sosyalist Alman İşçi Partisi’ni kuran Hitler 1934 yılında Cumhurbaşkanı oldu. Hitler’in cumhurbaşkanlığı için yapılan referandumda Alman halkının %90’a yakını “Evet” oyu kullandı. Halktan aldığı bu muazzam güçle durdurulamaz hale gelen Hitler 6 milyonu yahudi olmak üzere 14 ila 17 milyon insanın ölümünden doğrudan veya dolaylı olarak sorumludur.

Yahudilere uyguladığı soykırım, toplama kampları, Uzun Bıçaklar Geçesi gibi bir çok insanlık dışı uygulama Hitler ile vücut bulmuştur.

2. Dünya Savaşının sonlarına doğru savaşı kaybettiği kesinleşen Hitler eşi Eva Braun ile birlikte intihar etmiş ve cesedinin, Sovyetler Birliği’nin eline geçip teşhir edilmemesi için, yakılmasını istemiştir.

3- Mao Zedong

Hemen hemen Hitler ve Mossolini ile yaşıt olan Mao 1893 yılında doğdu, hem Hitler’den hem de Mussolini’den uzun yaşayarak 1976 yılında öldü.

Mao, Çin Kominist Partisi‘nin ve Çin Halk Cumhuriyetinin kurucusudur. 1945’ten sonra Çin Kominist Partisi’nin başına geçen Mao iktidarı ele geçirdikten sonra 5 milyon kişiyi ya öldürdü ya da işçi kamplarına göndererek ölümlerine sebep oldu. Kültür Devrimi ve İleri Büyük Hareket adını verdiği politikalarla Çin’in gelişimine ön ayak oldu. Endüstiryel gelişimi kırsal alana yaymayı denedi. Milyonlarca tarım işçisi çelik üretimine yönlendirildi. Çelik üretiminde istenilen hedefe ulaşıldı ama bu büyük bir felakete yol açtı. Tarımda verilen açık nedeniyle kimi kaynaklara göre 12 milyon kimi kaynaklara göre 20 milyon insan açlıktan öldü.

Mao başlattığı “Yüz Çiçek Kampanyası” ile herkesin fikrini özgürce söylemesinin yolunu açtı. Başta bu Komünist Partiye yapılan, yapıcı eleştri olarak algılandı ama daha sonra sağcılara yönelik büyük bir felaket oldu, milyonlarca insan öldürüldü.

Mao’nun 50 milyondan fazla insanın ölümünden doğrudan veya dolaylı olarak sorumlu olduğu söyleniyor.

4- Josef Stalin

1800’lü yılların sonlarına doğru doğan bir başka diktatör. Asıl adı İosif Vissariyonoviç Cugaşvili olan Stalin 1878 yılında doğdu. 34 yaşında, 1922 yılında  Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri oldu. 1936 -1939 yılları arasında “Büyük Temizlik” denilen siyasi tasfiye harekatını başlattı ve kendisine muhalif olan hemen herkesi ‘temizledi!’

1939’da Hitler ile bir saldırmazlık antlaşması imzaladı. 1940’da Stalin bir anlamda antlaşmayı bozarak Kış Savaşı sırasında Polonya‘nın bir kısmını işgal etti. Sadece bu işgal sırasında esir alınan 22 bin silahsız Polonyalı asker Stalin’in emriyle katledildi. 1941 yılına gelindiğinde bu kez Hitler Sovyetler Birliği’ne saldırdı ve bu saldırıdan sonra Stalin müttefik kuvvetlere katıldı. 2. Dünya savaşının en fazla kaybını yaşayan Sovyetler Birliği’nden 24 milyon asker bu savaşta yaşamını yitirdi.

Stalin 2. Dünya Savaşı‘ndan sonra Doğu Bloku ülkelerinde komünizmin yayılmasını destekledi. 1953 yılında, 75 yaşında ölen Stalin’in ardından Kruşçev Stalin’in yanlışlar yaptığını söyleyerek anti-Stalinizasyon kampanyası başlattı.

5- İdi Amin

Tam adı İdi Amin Dada Oumee olan İdi, 1925 yılında doğdu. 1946 yılında orduya katılan İdi Amin, 1971 yılında Başkan Obote’nin bir gezi için Singapur’da olduğu sırada askeri darbe yaparak Uganda Devlet Başkanı oldu. İlk icraatı ülkede bulunan Asyalıları, özellikle Hint kökenlileri 90 gün içinde ülkeyi terk etmeye zorlamak oldu. Ülkeden gönderilen Asyalıların mal varlıklarını kendi akrabalarına ve az sayıdaki Müslümana dağıttı. 1976 yılında kendini ömür boyu Devlet Başkanı ilan eden İdi Amin aşırı milliyetçi bir tutum takındı ve çeşitli kaynaklara göre 100 bin ila 500 bin kişiyi öldürdü.

Aynı zaman da iyi bir Rugbi oyuncusu da olan İdi Amin dokuz yıl boyunca da Uganda Ağır Siklet Boks şampiyonluğu ünvanını elinde tutmuştu.

İdi Amin 1979’da Uganda Ulusal Kurtuluş Ordusu adı verilen gerillaların isyanı başkente ulaşmadan hemen önce Libya’ya oradan da Suudi Arabistan’a kaçtı ve buraya yerleşti. Beş karısından ikisi ve yirmi iki çocuğunu da yanına alan İdi Amin öldüğü 2003 yılına kadar Suudi Arabistan’da yaşadı ve yaşamının son günlerini Uganda Devlet Başkanı’na, Uganda’ya dönmesine izin verilmesi için, yalvararak geçirdi.

6- Nikolay Çavuşesku (Nicolae Ceaușescu)

26 Ocak 1918’de doğan Nikolay Çavuşesku, 1965 yılında Romanya Komünist Partisi Genel Sekreteri, 1967 yılında Devlet Konsülü Başkanı ve 1974 yılında Romanya Cumhurbaşkanı oldu.

1945 yılında Elena Petrescu ile evlenen Çavuşesku’nun ölene kadar yanında yer alan eşi de neredeyse kendisi kadar politiktir.

1966’da ülke nüfusunu arttırmak için kürtajı yasaklayan; 1972’de Yıkma ve Yeniden Yerleşim yerleri oluşturma programı kapsamında, Bükreş’in neredeyse 1/4’ünü kiliseler ve tarihi yapılarda dahil olmak üzere yıkıp yerine gri soğuk binalar diken; 25 yaşından büyük kadınlara evli olsunlar veya olmasınlar, çocuk doğurmamışlarsa ilave vergiler koyan; 10 çocuk annelerine Kadın Kahraman ünvanı veren; doğum kontrolünü yasaklayan; önce 13 milyar dolar gibi ağır bir borcun altına giren, sonra yaptığı yanlışı fark edip ülkenin bir daha dış borç almaması için anayasayı değiştiren ve daha sonra da bu borcu ödemek için ülkedeki bütün tarım ürünlerinin ihrac edilmesi kararını vererek ülkeyi kıtlığa sürükleyen Çavuşesku, yaşamının son günlerinde gerçekleri tamamen reddetme eğilimi gösteriyordu.

Öyle ki, ülke büyük bir açlık, kıtlık ve sefalet çekerken Çavuşesku televizyonlarda içi tamamen dolu dükkanlarda gösteriliyor, ziyaret edeceği çiftliklere ülkenin diğer ucundan besili inekler getirtiliyor ve Çavuşesku kendi iktidarı döneminde halkın ne kadar refah içinde yaşadığını televizyon ekranlarından ilan ediyordu.

Çavuşesku’lara karşı halkın kininin baş sebebi -belki de- 1985 yılında inşaatına başlanan ve adına “Halk Sarayı” denilen bir saray yaptırmasıydı. Halk kıtlık çekerken Romanya ekonomisine büyük bir darbe vuran 1100 odalı bu sarayın yapımında 10 Baş Mimar, 700’den fazla mimar ve Mühendis ve içinde askerlerinde yer aldığı 25 bin işçinin çalıştığı söyleniyor.

16 Aralık 1989’da başlayan halk ayaklanması Çavuşesku’lar için sonun başlangıcı oldu. 18 Aralık’ta Çavuşesku İran’a gitti ve ayaklanmayı bastırma görevini karısı ve üst düzey kurmaylarına bıraktı. 20 Aralık’ta geri döndüğünde durum daha da ciddi bir hal almıştı. Kalabalığa konuşup, yatıştırmaya çalışan Nikolay Çavuşesku, kalabalığın yatışmadığını görünce durumun vahametini anladı ve karsı ile birlikte helikopterle kaçtı. Daha sonra Romanya Polisi tarafından yakalanarak 25 Aralık günü Romanya Ulusal Kurtuluş Cephesi tarafından küçük bir odada yargılanan Nikolay Çavuşesku ve Karısı kanunsuz zenginleşme, soykırım ve benzeri, bir çok nedenden dolayı ölüme mahkum edildiler ve hemen kurşuna dizildiler.

Çavuşesku’ların yargılanma ve infaz görüntüleri kaydedilip tüm televizyonlardan yayınlandı.

7- Kim İl-sung

Kim İl-sung 1931’de Kore İşçi Partisi’ne girdi, daha sonra Sovyetler Birliği’ne gidip orada askeri eğitim aldı. 2. Dünya Savaşı sonunda Kore’nin kuzeyi SSCB güneyi ise ABD tarafından işgal edildi. 1945’de ülkesine dönen Kim İl-sung, 1948’de Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni SSCB’nin destekleri ile kurarak devlet başkanı oldu. Kuzey Koreyi işgal eden BM güçlerini ve Güney Kore birliklerini (ki Türkiye’de Kore Savaşına BM kapsamında katılmıştır) yenerek bugünkü Kuzey Kore’yi kurmuştur.

Ardından ülke içi muhalefete yönelen Kim İl-sung, adeta ülkesini dış dünyaya kapatmıştır. Juche adı verilen doktrini devlet ideolojisi haline getirilmiş ve katı bir şekilde uygulanmıştır. Juche ideolojisine göre, Kore İşçi Partisi’nden başka parti, Kim İl-sung’dan (ölümünden sonra oğlu, daha sonra torunu) başka lider yoktur. Bu doktrine göre her Kore vatandaşı iyi bir komünist olarak yetiştirilmelidir.

Kore’de 1,5 milyondan fazla kişinin ölümünden sorumlu olduğu düşünlen Kim İl-sung o kadar etkili bir liderdirki Devlet Başkanlığı görevini kendisinden sonra oğlu Kim Jong-il (1994-2011) daha sonra da torunu Kim Jong-un (2011- …) devam ettirmiştir. Hatta Kuzey Kore’de Kim İl-sung’un doğum günü olan 15 Nisan 2012’yi 0 kabul eden Juche takvimi halen kullanılmaktadır.

8- Saddam Hüseyin

16 Temmuz 1979’dan 9 Nisan 2003’e kadar Irak Cumhurbaşkanı (ve Irak Devrim Komuta Konsey Başkanı) olan Saddam Hüseyin Abdülmecid El-Tikriti 28 Nisan 1937 doğumludur.

Saddam Hüseyin her ne kadar 1979 yılında Devlet Başkanı olmuşsa da esasında 1970’lerin başından beri Irak Devlet Yönetimindedir. Baas Rejiminin Cumhurbaşkanı olan El Bekir’in yardımcısı olan Saddam Hüseyin, El-Bekir’in sağlık durumu iyi olmayınca yönetimde ciddi görevler üstlenmiş ve Devlet Yönetimini Daha El-Bekir ölmeden kendi elinde toplamıştır. Bir çeşit Arap Sosyalizmi/Milliyetçiliği olan Baasçılığı şiddetle savunan Saddam Hüseyin, Baas Rejimine karşı çıkan her kesimi sindirmiştir. Irak nüfusunun (o zamanlar) ancak beşte birini oluşturan Sünni Iraklılar ülke yönetiminde tamamen söz sahibi olmuştur.

Irak’ta yaşayan Kürtlere ve Şiilere yaptığı zulümler ve soykırıma varan katliamlarla anılan Saddam Hüseyin, İran-Irak ve 1. Körfez Savaşından sonra da iktidarını korumayı başarmıştır.

2003 yılında kitle imha silahlarına sahip olmakla suçlanan Saddam Hüseyin, İngiltere ve Amerika tarafından oluşturulan Koalisyon Güçlerince Irak’ın işgali ve Irak halkının Koalisyon Güçlerine verdiği destekle iktidarını kaybetmiştir. 2003 yılından başkent Bağdat’ın Koalisyon güçlerince işgalinden sonra kaçan ve 8 ay izini kaybettiren Saddam Hüseyin 13 aralık 2003’te memleketi Tikrit yakınlarında ele geçirildi. Daha sonra yargılaması yapılan Saddam Hüseyin 30 Aralık 2006’da idam edildi.

9- Muammer Kaddafi

Yakın tarihimizin en bilinen örneklerinden biri. Tam adı Muammer Muhammad Abu Minyar el-Kaddafi olan Libya eski Devlet Başkanı (kendi deyimiyle Libya halkının rehberi veya 1 Eylül Devrimi’nin Rehberi) 7 Haziran 1942’de doğmuştur. Libya Devlet Başkanlığına 1 Eylül 1969’da “Darbe” ile gelmiş ve Libya Halkı tarafından linç edildiği 23 Ağustos 2011 tarihine kadar bu görevi yürütmüştür.

Kaddafi, 1959’da Arap milliyetçiliği akımlarından etkilenerek kurduğu gizli örgüt Özgür Subaylar Hareketi’nin liderliğini daha yüz başı iken üstlendi ve 1969’da Libya Kralı İdris, Türkiye‘de tedavi görürken askeri darbeye önderlik etti. Rütbesi Albaylığa yükseltilen Kaddafi’yi ABD’de destekleyince Kral İdris görevi bıraktı. O tarihten itibaren de Kaddafi Libya Devlet Başkanlığı’nı hiç bırakmadı.

1969’da 2011’e kadar Kaddafi; İslami Sosyalizmi getirmeye çalıştı, Kıbrıs Harekatı sırasında Türkiye’ye uygulanan ambargoyu tanımayıp Türkiye’ye petrol vermeye devam etti, Arap coğrafyasındaki sol eğilimli oluşumlara destek verdi ve SSCB ile sıcak ilişkiler kurdu.

Yaşıtlarım Kaddafi’yi dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ı, Türkiye’nin İsrail ve ABD ile kurduğu iyi ilişkilerden dolayı, Libya’da, çadırında azarlamasıyla hatırlayacaklardır.

2011 yılında bölgede yaşanan Arap Baharı Libya’yı da etkilemiş ve Kaddafi Libya Halkı tarafından 23 Ağustos tarihinde linç edilmiştir. İnternette ve Tv’lerde gösterilen linç görüntüleri ibretliktir.

Yorum Yap

Yorum Yap