Çükük Hikayeler Serisi 3: Hastasıyız Alaska Frigo’nun

02 Jun 2008

İlişkilerinin yürümediğini düşünüyordu
Oysaki her şey ne de güzel başlamıştı
Jestler, hediyeler, kaçamak gülücükler ve öpücükler

Şimdilerde ise
Küfürler, kırılan eşyalar, sinirli bakışlar ve sırt çevirmeler almıştı yerini tüm bunların
Onu karşısına alıp ayrılmak istediğini
Hiç yoktan bir süre ara vermeleri gerektiğini söylemesi gerekiyordu
Ara vermek en iyisiydi belki de
Çünkü hâlâ ona karşı hisler besliyordu
Ve sadece onun adı vardı
Kalbinin hayvanlara yem atılması yasak kafeslerinde
Aynanın karşısına geçip yapacağı konuşmayı canlandırmaya başladı
Her konuşma canlandırışında içini bir mutluluk kaplar
Bu kirli dünyaya saf ve yeni bir konuşma getirebildiği için kendiyle gurur duyardı
Yine o gururu yaşadı
Sonra vazgeçti
Konuşmasına devam etmesi gerekiyordu
Şov devam etmeliydi
Konuştu, konuştu, konuştu…
Onun verebileceği muhtemel cevapları bile düşündü
Hepsine teker teker yanıt verdi
Kendini hazır hissediyordu ki
Anahtar sesini duydu
Anahtar sesini her duyuşunda içini bir oynama hissi kaplardı
Oynasam da kurtlarımı döksem, dertlerimi unutsam diye düşünürdü
Ve işte girdi,
Ona doğru yürüyordu,
Yutkundu
Derin bir nefes aldı
Fakat çocuk söze erken girdi
“Ayla’dan çok güzel bir romantik komedi filmi aldım! Mart Gelmeden Sevişen Kediler; Hugh Grant ve Sandra Bullock oynuyor, çay koy da gel.”
İçinden “Biz olmuşuz zaten romantik komedi, filme ne gerek vardı ki şimdi” diye geçirdi
Çocuğun gözlerinin içine baktı
“Hasskkkktr! Hugh Grant mi? Taparım lan ben ona? Sen tak ben bardağıma rahat bir çay alıp geliyorum” dedi
Bu filmi görmesi lazımdı,
Zaten çocuğu da aslında seviyordu
Ayrılmak da ne saçma fikirmiş canım
Ne o öyle ara?
Fida filmi miyiz biz?
Ahahahaha frigo da var mı ki?
Diyerekten kendi ikna turlarına başlamıştı bile
“İşte bu yönünü seviyorum bu çocuğun” dedi içinden bunu kanıtlarcasına
Sonra hangi yönünü sevdiğini düşündü
Lafı sallamıştı ama kaynağı yoktu
Bulamadı
“Ulan horonsbuçocuuu” dedi
Kırmızı dudaklarında güneşin tebessümü vardı adeta
Rahatlamıştı
Bardağını aldı
Salona doğru yöneldi
Çocuk bahar dalları gibi açmıştı kollarını ona
Yaz yağmurunun topraktan çıkarttığı koku gibi kokuyordu çocuğun koltuk altı
Aldırış etmedi
Kafasını koydu
“Film de güzelmiş harbiden” dedi
Mutluydular
Bir deli teneke kutular takıyordu arabaların arkasına
Bir deli de ok takıyordu yayına
Öbür deli “hani bana, hani bana” derken
Nereden geldiği belirsiz bir başka deli
“Nah sana, nah sana” diyordu

McGiven şahsının son yazıları

Beni Kategorize Etme | Yorumlar | Geri izleme Sayfanın en üst kısmına git
Toplam Okunma: 313 | Bugunku Okunma: 2 | En Son Okunma: 03.09.2010 - 06:18

Yorum yapın

  •  
  •  
  •  

Yeni yorumlardan RSS ile haberdar olmak isteyenler için yorum beslemesi.

Sanki hiç bırakıp gitmemiş gibi, sanki son defasında olduğu yerdeymiş gibi, bir çırpıda buldum dudaklarını, ağzının içinde ki tüm o kıvrımlar sözlerini çok iyi bildiğim bir şarkı gibi...

constantine

Bu Aya Dair

Eylül 2010
M T W T F S S
« Jun    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  

Meta

 

who's online

canlitv tv izle

Yukari