Concrete Effect (Beton Etkisi)
12 Jun 2007

Hayatta hiçbir şey beton kadar kafayı dağıtamaz. İnsanlar hep betona çarpar ama farkına varmaz. Şimdi boğaz köprüsünden atlayan birine su beton etkisi yapar. Böylece dalga falan söz konusu olmaz, beton dalgalanmaz. Bu sebepten bu betona çarpış dünyanın başka bir yerinde başkasına etki etmez. Ha bir de Böyle filmin giriş cümlesinin de içine sıçayım.
(Kapı Çalar…)
John: Kim o?
(Kapı daha hızlı çalmaya başlar)
John: Kimsin dedik be adam? (Kapıyı açar) Steve, bu ne hâl böyle?
Steve: Bırak da içeriye gireyim John! Anlatacağım her şeyi! Federaller peşimde…
John: Ne yaptın sen?!!! Geç otur, ben üzerime rahat bir şeyler giyip geliyorum…
(John üzerine rahat bir şeyler giyer, Steve ise kendini kanepeye zorla atmıştır ve çorabının baş parmak olan kısmı halk tabiriyle -potato- olmuş durumdadır)
John: Evet Steve seni dinliyorum…
Steve: Cuma öğle saatlerinde John F. Kennedy havaalanından Frankfurt aktarmalı AQ-31 sefer sayılı Ankara uçağına uçağa bindim.
John: Eee?
Steve: Ne ee ulan anlatıyoruz işte! Uçağa biner binmez kafamı dayadım koltuğa ve içim geçmiş… Rüyamda uçağın kalkıştan hemen sonra düştüğünü gördüm ve nefes nefese uyandım…
John: Komiser O’hara! Eee…
Steve: Herkese anlatmaya çalıştım, “bu homuagodumun uçağı düşecek lan. rüyamda gördüm, malum oldu” diye bağırdım ama herkeste bir hassiktir bakışı mevcuttu. Beni de uçakta huzursuzluk çıkarmaktan uçaktan attılar ama göt oldular…
John: Yuh artık! Sakın o düşen uçağın senin bindiğin uçak olduğunu söyleme bana!!!
Steve: Lanet olsun Frank!!! Benim hiçbir suçum yok anlıyor musun? Beni suçluyor polisler… “Nereden biliyordun?” diyolar. Rüyamda gördüm diyince de kıçın açık kalmıştır diye cevap veriyorlar!
John: Dur tamam sakin ol, federaller neden peşinde?
Steve: Hep o abim olacak Officer Kemal yüzünden! Benim suçlu olduğumu düşünüyor. Kusura bakma “Steve kardeşimsin ama görevimi yapmak zorundayım” dedi… O an için en mantıklı şey onun dediklerini yapıp dikkat dağıtmaktı. Ben de ellerimi uzatarak “Görevini yap abi” diyerek kelepçeyi takmasını istedim ama tam o kelepçeleri çıkarırken açık kalan havaalanı penceresinden atlayıp hemen buraya koştum!
John: İnan ne diyeceğimi şaşırdım Steve… Viski?
Steve: Sert bir şeyler olsun…
John: Sert bir şey verecem ben sana şimdi
Steve: Efendim?
John: Viskiye buz ister misin diyorum…
Steve: Haaa… İyi tamam viski olsun, buzlu…
(John Amerikan Bar’a gidip viski doldururken Steve de etrafı kolaçan etmektedir)
John: Ne yapıyorsun sen orada? Etrafı mı kolaçan ediyorsun…
Steve: O’hara! Oradan nasıl gördün be abi ne yaptığımı? Parantez içlerini mi okuyorsun?
John: Keyfine bak dostum…
(O sırada John yüzüğündeki toz haline getirilmiş bayıltıcıyı viskiye döker)
Steve: Bu kim abi?
John: Annem Suzan.
Steve:Suzan diye mi okuyor yoksa Suğzın diye mi?
John: Suğzın
Steve: Bunlar kim?
John: O bizim Teksas’taki eski çiftlik. Babam Abraham, Annem Suzan, Dedem Joseph, Babaannem Bridget, Fenerbahçeli Cemil, Nadia Comaneci, Franz Backenbauer ve Taçsız Kral Pele. Al bakalım viskini…
Steve: Abi bu ne beyaz bir şeyler var viskinin içinde?
John: (Hassssss… Karıştırmayı unuttum!) E şey viski yıllandıkça öyle olabiliyor arada, normal…
Steve: Eee… Seninkinde yok?
John: Emmm… Ben çok severim o beyazları önce oralarını içtim.
Steve: Hehehehe kola’nın asidi gibi diyorsun.
John: Hay ağzını öpeyim, aynen öyle… Eee Ne yapmayı düşünüyorsun Steve?
Steve: Ne gibi abi?
John: Bilmiyorum. Federaller peşinde…
Steve: Bana o aynasızları hatırlatma John!!! Bu sabah karşı İstanbul’a gidiyorum zaten. Federaller peşimdeyken buralarda saklanamam. Hem İstanbul’da çalışıp başlık paramı çıkarmam gerek, Marry’i seviyorum ama babası olacak o McDonald’s yok mu?!!!
John: Nasıl yani?
Steve: 200.000 Yeni Amerikan Doları istedi Marry için. Ölürüm de vermem eğer o parayı getirmezsen diyor!!!
John: Oha lan! Bu devirde mi?
Steve: He ya…
(Lanet olsun adamım! dercesine ellini savurur Steve ve birden alnını ovalamaya başlar)
Steve: John, benim başım dönüyor… Gözlerim kararmaya başladı…
John: İlaç etkisini gösteriyor ondandır
Steve: Ne ilacı?
John: Sen beni salak mı sandın Steve? Resimlere bakıyorum ayağına o usb belleği aldığını görmedim mi sanıyorsun?
Steve: Ne diyorsun sen John ?
John: Her şeyin yalan olduğunu daha en baştan anlamıştım. O paniklemeler, yok Kemal abisiymiş, federalmiş, kelepçeymiş, başlık parasıymış… 10 gb’lık porno arşivimin peşindesin ilk andan beri… Söyle, kim yolladı seni?
Steve: Kabul ediyorum, yalandı her şey! Bizon George yolladı beni!
John: Ne? Massachusetts’li Bizon George mu?
Steve: Evet…
John: Neden Steve? Neden?
Steve: Paraya ihtiyacım vardı anlıyor musun?
John: Bana mavaldan Johnny Cash okuma Steve! Benden istesen gelip vermez miydim?
Steve: İsteyemedim işte! Bunca yıllık dostuma gidip nasıl paraya ihtiyacım olduğunu söyleyebilirdim!!!
(John başını hafif öne eğer. Ama gözler Steve’e karizmatik olduğu kadar delici ve aynı zamanda tehditkâr hafif de sitem dolu, kısacası bir anda pek çok şey anlatan hayvani bakışlardan birini atmaktadır)
John: Bunca yıllık arkadaşını onun en büyük düşmanına satmayı nasıl becerebildiysen öyle Steve!!!
Steve: Üzgünüm John… Çok üzgünüm.
John: Ben de en az senin kadar üzgünüm, Tanrı aşkına! Lanet olsun Steve!!!
Steve: O değil de açsana televizyonu, makina başladı…
John: Lan ne makinası birazdan bayılıp gideceksin zaten!
Steve: Biliyor musun? Neo ölüyormuş, Bruce Willis zaten ölüymüş…
John: …
Steve: …
(Suskunlukta birbirlerine baktılar, Steve’in gözleri yavaş yavaş kapanırken John en son burnunda kalan tatak parçasıyla boğuşuyordu ve arkadan bir müzik duyuluyordu - Ice, Ice Baby… John’un burnundaki tatak özgürlüğüne doğru yol alırken Steve de tamamen uykuya dalmıştı. Bunu fırsat bilen John, Steve’i köprü üstünden boğazın serin sularına bırakırken suyun o yükseklikten beton etkisi yaptığını düşündü… Sigarasını da denize atarak arkasına dönüp devam etti)
- John -
Steve denizin soğuk sularına attıktan hemen sonra sigarasını denize attığını gören greenpeace üyeleri tarafından vahşice yeşile boyandı. Arkasına “Kick Me” yazılıp aynen postalandı. Boya Çin Malı olduğu için ömrü boyunca çıkmadı, 4 ay incredible hulk olarak halka karıştıktan sonra kanserden geberdi. Porno arşivi ise kötü insanların eline geçerek forumlarda “rep” verme aracı olarak kullanıldı.
-Steve-
Denizin soğuk sularına düştüğü anda beton etkisine maruz kalarak yaşamını yitirdi ve ışığa doğru ilerledi. Karşına çıkan meleğe espirili dille yaklaşıp, cennetten güzel yer kapmak için; “hey melek naber? denizin soğuk sularından gelen yar…” diyecekken anında cehenneme postalandı.
-Officer Kemal-
Üstün başarı ödülünden sonra Türkiye’den oyunculuk teklifleri aldı. Yeşilçam’ın unutulmaz figüranları arasına girdi. Türkiye vatandaşlığına geçtikten sonra “Komiser Kemal” olarak anıldı, milli takımdan teklif aldı.
-Bizon George-
Ünlü porno arşivi forumlarının sahibi, dev medya patronu. Parayı kırdı, küçük Hugh Hefner oldu. Hâlâ en çok rep’in onda olduğu söyleniyor. Şahin K ile eve çıktıktan sonra bir daha gören olmadı ama forumlarda paylaşıma devam ediyor.
-McDonald’s & Marry-
Steve’in ölümünden 15 gün sonra kızı bonservisini eline aldığı için onu Fuck Me adlı bir iş adamına beleşe vermek zorunda kaldı. Fuck & Marry Me yıllar boyunca mutlu mesûd yaşadılar. Tüp bebek yöntemiyle doğan çocuklarına da Rape adı vererek bu iğrenç bahsi kapadılar. Yaşlı McDonald’s ise 80 yaşında sevişme arzusundan yatağında bir fahişenin koynunda ölü bulundu. Fahişe Viagra’ya açtığı davayı kazanarak milyarder oldu.
-Yazar-
Repimi çarmıha gerenleri
Zenci Çinli Pornosu geldi
Eğil hiçbir şey olmadan
Yeraltı değil
Makinemin rezistansı kireçlendi
sözleriyle devam eden bir single çıkarttı. Sokağa çıktığı ilk anda katledildi, Allah Yazar’ın cezasını verdi. Mamamamımımamımı montofon şov.
Cast
John: Naylon Branda
Steve:: Ca Pucino
Officer Kemal: George Arkin
Bizon George: Şener From The Moon
Marry: Mandalina Coli
McDonald’s: Ronald McDonald
Dı End (Bitiş anlamındaki dı ayrı yazılır)
P.S.: Bilen bilir, eski bir yazıydı. Hippopotamus Effect başlığı altında vardı ama uzun zaman sonra düzeltme ve yeni salaklıklar ekleme şansım oldu, tepmedim tabi. Hemen saçmaladım.
Winning Eleven: Saygılar, öperler…

3 yorum yapılmış, “Concrete Effect (Beton Etkisi)”
01
baştan sona okudum muazzam olmuş.git senaryo filan yaz sat sen.bu arada ayrıntıya takıldım.koyduğuN resmin arkası gözüküyor (:
02
şeytan ayrıntılarda gizlidir efenim :)
03
mizah ustası bliss’ten muazzam bir yazı daha.okurken kendinizden geçeceksiniz. NEW YORKE TİMES…
şaka len,HUNİKAFA…
Yorum yapın