Çalar Saat
11 Aug 2007
Bir tanıdığımın başına gelen bu kötü olay üzerine nedense içimden böyle bir şey yazmak geldi. Belki o zamanları bilip onlara gıpta ettiğimden, belki de böyle şeyler beni hep üzdüğünden… Az önce aldım bu kötü haberi… Bilemedim ama yazdım… Nur içinde yatsın…
O aptal alarmına uyandığımız çalar saate
Hangimiz önce vurup susturacağız diye yarışırken
Altta kalan bedenime ağırlık vermeyen bedenin
Öne eğerdi başını öpebilmek için dudaklarımı
Vurmaya gerek kalmadan susardı çalar saat
Zaman durduğunda çalışmaz onlar
Ardından giyiniriken sen üstünü kayardı gözlerim sana doğru
Tanrıça varmış gibi karşımda, büyükbir hayranlıkla
Seyrederlerdi seni saatler boyunca
Kırpışmaları ise tamamen bir sağlama uğraşıydı
Acaba hayal misin, gerçek mi?
Korkarlardı bir gün orada olmayacağından
Öyle de oldu
Ses etmedim çünkü gitmek istiyorsan bilirim, giderdin
Ağlamadım desem de yemezsin çünkü bilirsin, ağlarım
Ağladım…
Yıllar sonra sen beklerken başkasının çocuğunu
Yolda gördüm ya seni yüzün ayın parlak bir parçası gibiyken
Gözlerinin içi gülüyordu dışıyla bana bakarlarken
Belki öyle olmasa anılarıma sarılıp nefret ederdim senden
Oğlunun doğum gününde onu da bırakıp gitmesen
Acı haberin tez ulaşmasa
“Bizim mahallede bir Aynur vardı ya, çocuğunu doğururken ölmüş. İyi tanımazdım ama üzüldüm be abi”
Şimdi susmazdı çalar saatler
Zaman durduğunda çalışmaz onlar…

Yorum yapın