Bir Yöneticinin Düşüşü
16 Dec 2006

I cry, when managers deserve to die, when they become fallen managers demiş şair.. ağla çikoo ağla ! ağla halime minik mücahit, ağla minik serçe, ağla uçan fil jumbo ağla !
Tam 1 hafta önceydi, çokta güzeldi şimdi düşününce… ne günlerdi… sevinçlere boğulmuştum haberi aldığımda. ebeninamıalisami‘ye msj atmıştım. lan ben yönetici oldum diye. onun tüm aşağılayan bakışlarına, lan olm sen değiştin ifadelerine rağmen, mutluydum. kolpa sözlük yöneticisiydim. artık adım saten‘lerle anılacaktı. Bliss‘e olm sen toysun constantine sana koysun yazılı ifadeler yazabilecektim. Denklik, eşitlik, adalet sağlanmıştı. Allahım ayaklarım yere basmıyordu. Hemen aileme anlattım durumu… Ailem artık bu küçük evden, bu sobalı evden kurtulacağı için mutluydu. Hemen yöneticiye yakışır dublex bi ev araştırdık. Yıllardır önünden vay be diye iç çekip geçtiğimiz o ev, o garaj bizim olacaktı artık. 2 gün içinde taşınma işlemlerini başlatıp, bitirdik. Kaloriferi, 6′lı misafir oturma grupları, sıcak suyu, iki katı birbirine bağlayan merdivenleri, bahçesi, verandası, tanrım…mtv’de gördüklerim gibiydi. Küçük kardeşime hemen hocasıyla birlikte piyano aldık. Ata binmemiş demesinler diye midilli satın aldık. Bahçemizde çılgınca at tepiyordu. Babam artık o eski köy kahvesine gitmiyor, fularını takıp kitap ve şarap eşliğinde müzik dinleyebileceği o kitapevinden çıkmıyordu.
Sözlük ben geldiğimden beri kız evi naz evi olmuştu. Daha önce de problemler çıkartıyodu. Ancak gelişimi bir türlü kabullenemedi. Beni istemediğini şimdi şimdi anlıyorum. Sancılar giderek arttı. Artık günde 1-2 saat açılır olmuştu. Kendi kurucularından bağımsız organik bir yapıya bürünmüştü. Jit sözlük niye yok, ne zaman gelecek sorularının bi cevabı yoktu. Valla Allah bilir’den başka. Sözlük kendi ruhunu da alıp kendi yoluna gitmişti. Artık reklam yoktu, kazanç yoktu, para yoktu… Durum vahimdi. Amerikan rüyası evin kirası ödenemez hale gelmişti. Emekliliğin deminde olan anne ve babam yeniden çalışmaya başlayacak, midilliyi son bir akşam yemeğinde çevirme yapıp yiyecek, bense kapıcı olarak internette işe başlayacaktım. Her akşam geri dönüşüm kutularındaki çöpleri toplar, msn iletilerine bırakılan constantine efendi iki ekmek bi süt’leri toparlar olmuştum. Gitti gidiyor’dan yaptığım sipariş alışverişlerini dağıtır, merdiven altlarındaki virüsleri, temporary belgeleri süpürür, internet geçmişini temizler olmuştum.
Babam yeniden köy kahvesine dönmek istemiş ancak kabul edilmemişti. Oda daha sonra bir kızlarla tavla oynamak ister misiniz internet sitesinde idare müdürü olarak işe başlamıştı… Zirveyi de dibi de görmüştük 1 haftada…
Saten ne haber sorusuna ok cevabı alır daha sonra engellenir olmuştum. Msn listemde offlaynların sayısı hergün artar oldu.
Eski mutlu günlere dönmek hayal oldu, kolpa sözlük geçici süreyle kapandı ancak hesaba katmadığı ortada piç gibi kalan yazarları değil, yöneticisiydi. Diğer yöneticilerin bu kriz anını atlatacak birikim ve yatırımları varken, ben duvara tostlayan, ters dönen tosbağa olmuştum. Çırpındıkça batıyorum Sözlük, dön ne olur…

5 yorum yapılmış, “Bir Yöneticinin Düşüşü”
01
I cry, when managers deserve to die, when they become fallen managers demiş şair… bir an için tüm bu kelimeler çok anlamsız gelmişti bana… neden bu kadar anlamsız geldiğini constantine’e sorunca öğrendim… ingilizceymiş meğersem.
üzülme constantine… eğerki gün gelir de sıcak bir tas çorbaya hasret kalırsan atla gel yanıma. aaa unuttum. çevirme yapmıştınız onu.
zor durumda kalırsan eğer bir haber gönder bana beyaz güvercinlerle… iddia bültenimi yollarım sana.
ve unutma kardeşim… sen bizim ebedi yöneticimiz olarak kalacaksın bu kırık kalplerimizde…
“eşyalar toplanmış seninle birlikte”
02
ortamı iyi velveleye vermişin yine constantine.ne deyim sana bilmiyorum ki :)
03
cons dediğin gibi çeşitli birikimlerimiz vardı hepimizin ama sen de çok fazla uçtun kardeşim. hemen öyle mtv cribs’te gösterilen evlerden birine çıkmanın ne anlamı vardı ? onu geçtim ” my little pony ” çizgi filmine özenip midilli falan almak neyine ? önce bir işin otursun rayına , bir bak maaşın geliyor mu , hesabına yatıyor mu ?
neyse sonuçta kardeşimsin , aileni toplayıp bize geliyorsun hemen. geçenlerde reha muhtar’ın yalısını satın almıştım. kocaman yalı , hepimize yeter.
bu arada yalıyı aldığımda içinde gülşen de vardı. toptan verdiler. hepimize yeter.
bekliyorum bak. deniz taksisi tutun yalıda indirirler sizi. parasını ben veririm.
04
korkuyorum constantine. makinaların insanlığı yöneteceği çağa mı girdik yoksa, oldu mu bu?
insanlara adaleti, sevgiyi, barışı getirmek için çabalarken; makinaların, “service unavailable” (meali:bittiniz oğlum, sizin devir kapandı, kölemiz olacaksınız kolemiz nıhahah) şeklindeki başkaldırışına maruz kalmak, hem de bu kadar yakınken… bu kadar yaklaşmışken mükemmele…bu kadar kılpayı kalmışken…
ahh, cemaline hasret kalmışken sözlüğün, “hijyenik ped reklamları” entrysini bile özlemişken yazmak, dile getirmek hissiyatını… yoo hayır yapamayacağım, gel bendeki seni al kolaysa sözlük, gel kolaysa bana o midilli gibi midilli bul sözlük, kolaysa bana 2 ekmek bir de süt, sözlük, bir de milliyet, ekini unutma sakın.
05
sevgili mem, diğer değerli dostlar. hala direniyorum, hala etik olarak sınırlarımı zorlamayacak işler yapmaya çalışıyorum. tek ekmek teknemiz olan kolpayı bir arada sevgiyle ayakta tutmaya çalışıyoruz. elele audi halkalarını andırsakta, toparlak bir görüntü yaysakta, makinalara inat, özgür ve gururlu yaşıyoruz.
ancak benimde korkularım var. okuldaki müzik kutusunun cebinde benimkinden fazla para olduğu gerçeği, günün birinde aynı kutunun ” ulan senin eline değdiğinden çok benim tuşuma kadın eli değdi” diyebilme ihtimali beni de korkutuyor. kıllanıyorum evet
Yorum yapın