Bir Varmış Bir Yokmuş
05 Feb 2008
İstanbul’un iki yakasında iki imparatorluk kurulmuş, çokça dostları olan bu imparatorlukların birer vârisi varmış. Batı yakasının vârisi bir prensmiş, doğu yakasının vârisi ise güzeller güzeli bir prenses. Fakat ikisi de hayattan ve alışılmışlıktan çok sıkılmışlar. Çareyi geceleri kılıklarını değiştirerek halk arasına karışıp eğlenmeye çıkmakta bulmuşlar.
Batı yakasında her gece eğlenceler olurmuş insanların istedikleri kadar içebildikleri ve eğlenebildikleri, çok çalışan halkın dinlenmesi için düzenlenirmiş eğlenceler.
Prens ve prenses kılıklarını değiştirip eğlencelere katılmaya başlamışlar. Günlerden bir gün prens yakın dostları Denizler hükümdarının kızı prenses Zined ve kardeşim dediği Leprechaun ile kılık değiştirerek eğlenceye gitmişler. Güzeller güzeli doğu yakası prensesi de o gece oradaymış.
Prens ilk görüşte hoşlanmış prenses’den. Leprechaun halk eğlencelerini düzenleyen kişi olduğundan herkesi tanırmış. Tanıştırmış hemen doğu yakası prensesi Mati ile prensi. İkisi de birbirinin prens ve prenses olduğunu bilmeden eğlenmişler geceler boyunca.
Prens artık eğlencelere gidebilmek için günleri kovalar olmuş, Mati’yi görmek için bekler olmuş. Her eğlence de onu arar olmuş.
Mati presin ona olan ilgisinden habersiz her eğlenceden sonra sarayına dönüyormuş yakın dostu Bedia ile beraber.
Günlerden birgün denizler hükümdarının kızı Zined‘in doğum günü şerefine batı yakası prensin’den büyük bir davet organize etmesini rica etmiş. Bu işlerden pek anlamayan prens’in aklına dostu Leprechaun gelmiş.Leprechaun prens’in ricası üstüne protokol gereği bütün komşu ülkelerin prens ve prenseslerini çağırmış. Böylece birbirlerinden habesiz olan prens ve prenses davete katılmışlar.
Davet sayesinde birbirlerinin küçük sırlarını öğrenen prens ve prenses. Sırlarını kimselere söylemeden devam ettirmeye karar vermişler. Kılık değiştirerek eğlencelere gittikleri her gece çok eğleniyorlarmış. Bedia, prens’in Matmazel Mati’den hoşlandığından şüphe ediyormuş. Matmazel Mati güzel ve akıllı olduğu kadar ters biriymiş. Prens, Matmazel Mati’den çok hoşlansa da bir türlü açıklayamıyormuş ona duygularını. Günler günleri kovalamış Matmazel Mati ve Prens daha çok zaman geçirmeye başlamışlar.
Bir gün kılık değiştirip çıktıkları eğlencede prens dayanamamış ve Matmazel Mati’ye bütün duygularını söylemiş. Prens’in yalan söylediğini düşünen Matmazel Mati prens’den kaçmaya başlamış. Fakat prens’in yılmaya hiç niyeti yokmuş.
Matmazel Mati aynı zamanda ülkesini dış ülkere tanıtmak için bir yazı ve sunum hazırlıyormuş. Prens’i hiç düşünmüyor, ona ayıracak vakti olmadığını söylüyormuş. Günler günleri kovalamış eğlencelerde buluşmaya devam etmişler. Matmazel Mati yazısını hazırlamış, geriye sadece sunumu kalmış.
Bir eğlence günü yazısını bitiren Matmazel Mati hiç bir zaman içemediği kadar içmeye, eğlenmeye karar vermiş. Kavga gürültüye karşı olan Matmazel halk arasında prens’in karıştığı bir tartışmadan dolayı kötü olmuş. Prensesini alıp oradan çıkaran prens onu sarayına güvenli bir şekilde bırakmış.
Aradan geçen kısa zaman sonra Matmazel Mati bir gece aniden prensi yanına çağırmış. Şaşkına dönen prens kötü bir şey olmaması dileğiyle yola koyulmuş Matmazel Mati’nin yanına doğru.
Prens’in korktuğu başına gelmemiş, Matmazel Mati ilk defa prens’den hoşlandığı söylemiş.
Ve böylece başlar masal gerçeğe dönüşmeye.. Prens uzun geceler boyu düşlediği prenses ile artık beraberdir.
Günler geçer Prens ve Prenses mutlu günler geçirir. Kılık değiştirip gittikleri eğlenceler yerine beraber olmayı şeçerler. Her geçen gün daha mutlu olurlar.
En Güzel Hikayeleri hiç bitmemek üzere böyle başlar.

1 Yorum yapılmış, “Bir Varmış Bir Yokmuş”
01
bana çok içten, gerçek bir kesitmiş gibi geldi bu kahramanlar yalnız. o değil de bence Leprechaun (Leprechaun levrek hatun gibi bir görüntü oluştursa da gözümde) tam cennetlik biri gibi. kanım ısındı.
ne güzel hikayeymiş bu. gökten üç elma düşmüş o vakit, biri zenid’e biri prense biri prenses’e… yine deLeprechaun’a ne zaman düşecek de o elma kafasına dank edecek bazı şeyler en çok onu merak ettim ben.
her yazar yazısına kendisinden bir şeyler katar, her okuyan yazıda kendinden bir şeyler bulmayı hedefler. her virgül birbini tamamlayan yarımşar nefesken her ünlem nefes keser; sorunlar ise soru işaretlerinde hayat bulur… burada olağanın dışında olan tek şey noktaların her zamanki görevlerini yapmamaları. belki de güzel olan da bu noktaların miskinliğiydi.
saygılar sevgiler.
Yorum yapın