<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>
<channel>
	<title>Bir şehrin götürdükleri… yazısına yapılan yorumlar</title>
	<link>http://www.sosyoblog.com/bir-sehrin-goturdukleri%e2%80%a6.html</link>
	<description>Yalnızlığınızı Alır...</description>
	<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 02:48:12 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
		<item>
		<title>By: bliss</title>
		<link>http://www.sosyoblog.com/bir-sehrin-goturdukleri%e2%80%a6.html#comment-160</link>
		<dc:creator>bliss</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Dec 2006 22:20:35 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.sosyoblog.com/bir-sehrin-goturdukleri%e2%80%a6.html#comment-160</guid>
		<description>yabancı bir şairin türkçesini okumayın kardeşim. dilini biliyorsanız o dilden okuyun. ancak öyle anlarsınız. neyse.

bu şehirler kime ne getirdi ki götürdükleri adama koysun ?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>yabancı bir şairin türkçesini okumayın kardeşim. dilini biliyorsanız o dilden okuyun. ancak öyle anlarsınız. neyse.</p>
<p>bu şehirler kime ne getirdi ki götürdükleri adama koysun ?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: constantine</title>
		<link>http://www.sosyoblog.com/bir-sehrin-goturdukleri%e2%80%a6.html#comment-151</link>
		<dc:creator>constantine</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2006 05:39:17 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.sosyoblog.com/bir-sehrin-goturdukleri%e2%80%a6.html#comment-151</guid>
		<description>Bak! ölüm kendine bir taht kurdu 
Loş batının aşağılarına doğru 
Yapayalnız uzanan tuhaf bir şehirde, 
İyinin, kötünün, en kötünün ve en iyinin bir de 
Ebedi ve ezeli uykularına vardıkları yerde. 
Bize ait hiç bir şeye benzemezler 
Oradaki mabetler, saraylar ve kuleler. 
(Zamanın kemirdiği kuleler ki titremezler) 
Etraflarında, kasvetli sular, 
Yükseltici rüzgarlarca unutulmuş, boyun 
Eğmiş uzanırlar altında göğün. 

Kutsal göklerden, uzun süren 
Gecesine ışık dökülmez o şehrin; 
Fakat korkunç denizden gelen nur 
Sessizce kulelere vurur - 
Aydınlatır bina doruklarını uzak ve özgür, 
Kubbeleri, kule külahlarını, krali koridorları 
Mabetçikleri, babilvari duvarları 
Yontma sarmaşıkların ve taştan çiçeklerin 
Çoktan unutulmuş belirsiz çardaklarını 
Viyola, menekşe ve asmaları bir birine dolanmış 
Frizlerle çelenklenmiş 
Bir çok harikulade tapınakları. 
Kasvetli sular eğip boyun 
Uzanırlar altında göğün. 
Kuleler ve gölgeler öyle karışmışlar ki orada 
Hepsi asılı gibi görünürler havada, 
Mağrur bir kulesinden şehrin 
Ölüm aşağı bakarken devcileyin. 
Orada açık mabetler ve aralanmış mezarlar 
Işıldayan dalgaların seviyesince doluyorlar; 
Fakat ne elmas gözlerinde yatan 
Zenginlikler oradaki her bir putun - 
Ne o göz alıcı mücevherleriyle ölü 
Kandırıp yataklarından çeviriyor suyu; 
Bu camdan ıssızlık boyunca, yazık! 
Yok çünkü bükülen tek dalgacık - 
Tek kabartı yok rüzgarların çok uzak daha şen 
Bir deniz üzerinde olabileceğini söyleyen - 
Yok korkunçluğu daha az dingin denizlerde 
Rüzgarlar olduğunu ima eden tek yükselme. 
Fakat bak, havada bir kıpırtı! 
Bir dalga var orada, bir çalkantı! 
Bellibelirsiz gömülerek duygusuz gel-gite, 
Kuleler bir yana atılıyorlar adeta- 
Uçlarına saydam tabakalı gökler içinde 
Sanki hafifçe bir boşluk verilmişcesine. 
Dalgalar şimdi daha kızıl bir kor gibi parlıyorlar - 
Saatler donuk ve zayıf soluyorlar - 
Dünyevi acılar arasında değil de, vakti geldiğinde, 
Aşağıya, bu şehir aşağıya çökeldiğinde, 
Cehennem, bin tane tahttan ayağa kalkarak, 
Saygı ile onu selamlayacak. 
  
Edgar Allan Poe</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Bak! ölüm kendine bir taht kurdu<br />
Loş batının aşağılarına doğru<br />
Yapayalnız uzanan tuhaf bir şehirde,<br />
İyinin, kötünün, en kötünün ve en iyinin bir de<br />
Ebedi ve ezeli uykularına vardıkları yerde.<br />
Bize ait hiç bir şeye benzemezler<br />
Oradaki mabetler, saraylar ve kuleler.<br />
(Zamanın kemirdiği kuleler ki titremezler)<br />
Etraflarında, kasvetli sular,<br />
Yükseltici rüzgarlarca unutulmuş, boyun<br />
Eğmiş uzanırlar altında göğün. </p>
<p>Kutsal göklerden, uzun süren<br />
Gecesine ışık dökülmez o şehrin;<br />
Fakat korkunç denizden gelen nur<br />
Sessizce kulelere vurur -<br />
Aydınlatır bina doruklarını uzak ve özgür,<br />
Kubbeleri, kule külahlarını, krali koridorları<br />
Mabetçikleri, babilvari duvarları<br />
Yontma sarmaşıkların ve taştan çiçeklerin<br />
Çoktan unutulmuş belirsiz çardaklarını<br />
Viyola, menekşe ve asmaları bir birine dolanmış<br />
Frizlerle çelenklenmiş<br />
Bir çok harikulade tapınakları.<br />
Kasvetli sular eğip boyun<br />
Uzanırlar altında göğün.<br />
Kuleler ve gölgeler öyle karışmışlar ki orada<br />
Hepsi asılı gibi görünürler havada,<br />
Mağrur bir kulesinden şehrin<br />
Ölüm aşağı bakarken devcileyin.<br />
Orada açık mabetler ve aralanmış mezarlar<br />
Işıldayan dalgaların seviyesince doluyorlar;<br />
Fakat ne elmas gözlerinde yatan<br />
Zenginlikler oradaki her bir putun -<br />
Ne o göz alıcı mücevherleriyle ölü<br />
Kandırıp yataklarından çeviriyor suyu;<br />
Bu camdan ıssızlık boyunca, yazık!<br />
Yok çünkü bükülen tek dalgacık -<br />
Tek kabartı yok rüzgarların çok uzak daha şen<br />
Bir deniz üzerinde olabileceğini söyleyen -<br />
Yok korkunçluğu daha az dingin denizlerde<br />
Rüzgarlar olduğunu ima eden tek yükselme.<br />
Fakat bak, havada bir kıpırtı!<br />
Bir dalga var orada, bir çalkantı!<br />
Bellibelirsiz gömülerek duygusuz gel-gite,<br />
Kuleler bir yana atılıyorlar adeta-<br />
Uçlarına saydam tabakalı gökler içinde<br />
Sanki hafifçe bir boşluk verilmişcesine.<br />
Dalgalar şimdi daha kızıl bir kor gibi parlıyorlar -<br />
Saatler donuk ve zayıf soluyorlar -<br />
Dünyevi acılar arasında değil de, vakti geldiğinde,<br />
Aşağıya, bu şehir aşağıya çökeldiğinde,<br />
Cehennem, bin tane tahttan ayağa kalkarak,<br />
Saygı ile onu selamlayacak. </p>
<p>Edgar Allan Poe</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>By: Nomean</title>
		<link>http://www.sosyoblog.com/bir-sehrin-goturdukleri%e2%80%a6.html#comment-147</link>
		<dc:creator>Nomean</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Dec 2006 23:19:35 +0000</pubDate>
		<guid>http://www.sosyoblog.com/bir-sehrin-goturdukleri%e2%80%a6.html#comment-147</guid>
		<description>medeniyeti gören varmı sorusu niteliğindeki yazınız için çok teşekkürler içli yazarım...mesajlarının devamını bekliyoruz...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>medeniyeti gören varmı sorusu niteliğindeki yazınız için çok teşekkürler içli yazarım&#8230;mesajlarının devamını bekliyoruz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
