Babel ve Kader
28 Nov 2006

Kelebek etkisi kelebeğin ömrünü uzatmaya çalışsın dursun, kurşun etkisi insanı çok daha gerçek ve acı olan “mutlak kader”inden yakalayıp, kendi ağları ile sımsıkı koltuğuna yapıştırıp tutsun.
Sinemanın aksiyon ruhuna küfretmemek adına Babel‘in koltuğa yapışarak izlenmiş bir film olduğunu iddia edemem. Koltuk, kalabalık ve sigara ile olan savaşım filmin bana verdiğinden daha aksiyon doluydu. Babel ise benden çok daha gerilimliydi. Baştan sona kadar kimin için daha fazla üzülmek, kimin kimi vuracağını düşünmek artık öyle bir hal aldı ki, feryad figan sinemanın dışına çıkmak, ve Babil’i dünya haritasından silmiş olmak fikri dünyanın cazibe merkezi haline gelmişti. Filmi sonuna kadar görmek, testere gibi otopsi kokan bir mide bulantısını izlemekten daha bulanıktı.
- spoiler -
Film hakkında bir arkadaşımında katkısı ile verebileceğim birkaç bilgi, “Babel” kendini nişancı sanan 8 yaşlarında aptal paslı tüfeği olan faslı bir çocuk, psişik, histerik, sevişik her ne tanım varsa yanına bakınız verilmeyi hak eden bir japon sağır ve dilsizi, tutamadım kaçırdım nidaları ile inleyen yaralı bir amerikalı kadın ve brad pitt arasında geçmektedir.
- spoiler -
Film sıkıcı ve boğucudur evet. Ama çıkınca Haaa bu bu yüzden de dedirtir. Muhtemelen ödül başarısı da bu yüzdendir. Bende haa ifadesi yaratan film ise ödül almaya layıktır.
Kelebeğin kanat çırpışı ve tüm insanlığın etkilenmesi yani islam dili ile kader, kesin hükümdarlığını sürdürmektedir. Yalnız kelebek etkisinde yaşamı değiştirmek için verilen çabalar Hollywood’da “yaptık olmadı abi şimdi bunu deneyelim” tadında kılık değiştirmiştir. Bu kez var olanı yaşanmamış kabul edip değiştirmek değil olanı kabul edip onunla insanca mücadele etmektir fikir. Kelebeğin yerini çok daha metal çok daha gerçek bir kurşun almış, bir kör kurşun dünyanın 4 yanına dağılarak yaşamları gelecek ve geçmişle yıpratmış, sarsmış ve kökten değiştirmiştir. Hiçbirşey durup dururken olmamıştır. Ancak yaşamı yakan kıvılcımı çıkaran durup dururken olmuş gibi gösterilmiştir. Tanrının, kaderin akışı ve hayatın devinimi için olan isteği, 8 yaşında bir çocuğun zevk için otobüse ateş açması ve hayatları yıkması isteği ile eşdeğer midir? Tanrının yaratma gücü, ateş eden çocuğun elindeki silahın gücüdür önermesi doğru mudur? Sonucunu düşünmeden tetik çekilmiştir. Aslında hiçbirşey olmayacağına inanılmıştır. Ama farkında olmadan hem kendini hem başkalarını yakmıştır. Tanrı o çocuğu ve o hayatları mı yakmıştır? Neden?
Mutlak kader kozmik güçlerle değiştirilemez silgi ile geriye dönülüp yaşananlar silinemez. Kelebek etkisi de kurşun etkisi de gerçektir. Bu gerçeklikle, madde dünyasının soyut kabulü Tanrı’nın boşa kurşun sıkmayacağını düşünmek, bebeklerin ölümünde bile bir amacı bir adaleti olduğunu düşünmek ise kadere isyan ve kadere iman arasındaki çizgidedir. Biraz sağa yatıktır. Ve sallanmaktadır.
Babil’de atılan 1 kurşunun sesi çekik gözlü bir japonu’da, sarışın bir amerikalıyı’da geri dönülmeksizin etkiler. 1 tek kurşun böyle etkili ise mezapotamya’da hergün atılan binlerce kurşun bu dünyayı nasıl bir kaderle etkiler orasını düşündürmek yönetmenin işi midir bilmem ama benim için ev ödevidir.
Constantine

1 Yorum yapılmış, “Babel ve Kader”
01
dün biri, kader yoktur dedi.
olsa olsa insanların ihmalkarlığı ya da genetik mirasları vardır işin içinde dedi. geri kalanı da ilahi bilgidir dedi ve çıktı işin içinden.
Yorum yapın