Atalarımın İzinde Yalın Ayak
12 Feb 2008
Öncelikle bu işe neden girdiğimden bahsedeyim.
Babaannem ben çocukken torunlarına gavurdan nasıl kaçtıklarını anlatırdı, o zamanlar masal gibi gelirdi bunlar bize.
Üniversiteyi Ankara’da okuduğum sırada soyadımın aynı olduğu birçok insanla tanıştım, onların bazıları da göçmendi ama bir türlü bağ bulamadım onlarla aramda. Hatta facebook’ta bir de Yamanerler diye grup açmıştım ama bir sonuca ulaşamadım.
Bu konuyu geçtiğimiz kurban bayramında babama ve babaaneme açtım, onlar da bana kayıp parçayı verdiler, bulmacanın olmazsa olmaz son parçasını; soyadımız değişmişti. Bunu belki de herkes biliyordu sülalede, belki de kimse bilmiyordu, burasını bilemeyeceğim ama benim bilmediğim kesindi. Nihayet nerden geldiğimizi, diğer atalarımızın nereye gittiklerini ve akıbetlerinin ne olduğunu öğrenme şansım doğmuştu.
Babaannemin anlattıkları elbette doğruydu ama bunların gerçek bir bilgi olabilmesi için ispata ihtiyaçları vardı. Göçtüklerinde o kadar çok yer değiştirmişlerdi ki ispatlar için nerden başlayacağımı bilemedim.
Bursa’da uzak akrabalarımız olduğu kesindi, İstanbul ve Konya tarafında da kesinlikle vardı ama bize nasıl akrabaydılar bilemiyorduk, onları tanımıyorduk…
Bizimkiler (tahminimce) 20 ile 40′lı yıllar arasında büyük bir topluluk halinde Türk topraklarına gelmişler (ya da kaçmışlar). Babaannem bir ara Konya taraflarına gittiklerini ama sonra geri geldiklerini anlatır ama sonra vazgeçerek Sakarya tarafına gittik der. Babaannemin yaşından ötürü çok kesin bilgi alamıyordum ondan. Ama bu göçmeler sırasında topluluk yavaş yavaş parçalanmış. Bu bağlamda dedelerimizin babaları veya dedelerimizin dedeleri şimdi İstanbul ve Bursa’da oturan Layiç’ler ile kardeş. Çok çok uzaktan akraba olma olasılığımız yüksek onlarla. Tüm çabam bunları ortaya çıkarmak için. Bunları ortaya çıkarırken de bir sürü hikaye öğreniyorum; nasıl kaçtıklarını, mallarını nereye sakladıklarını, türkülerini, yemek tariflerini…
…Doğru hatırlıyorsam Kırklareli’ne gelince bir gavur karısıyla toprak değişimi yapmış bizimkiler. Oradaki topraklarımızı ona verirler ve onun Kırklareli’ndeki topraklarını biz alırız. Bu arada nüfus kağıdı da almaları gerekmektedir, onu alırken Adem Dedemi övüp ona Yamaner soyadını verirler. Bu soyadını değiştirme nedenini bilemiyorum, bir tür devlet politikası da olabilir. Devlet soyadımızı Türkçeleştirmek istemiştir belki ve belki de biz değiştirmek istedik, bu konuda bir bilgim yok. Neyse… Soyadımız değişir ve Yamaner olur.
Benim bildiğim Adem Dedem var en eski, dedemin babası olur. Bir iki kardeşi daha var büyük dedemin ama onların da adlarını bilmiyorum. Büyük dedem Adem Yamaner (ya da Layiç) en son olarak Kırklareli’ne gelip yerleşir…
Büyük dedem Adem Yamaner’in oğlu (yani benim dedem) Osman Yamaner’in oğlu Kemal Yamaner benim babam oluyor. Yamanerler Kırklareli’nde büyük bir sülale, bazı fertleri İstanbul ve Tekirdağ’da. İş nedeniyle Ağrı ve Antalya’da da var bazı kuzenlerim. Başka da akrabamız yok gibi görünüyor. Babam Kemal Yamaner, Kırklareli’nde ikamet ediyor, amcam Mesut Yamaner (Ticaret Odası Genel Sekreteri) de öyle.
Diğer amcalarım Muzaffer Yamaner Tekirdağ’da kitapçıdır, Hakan Yamaner ise İstanbul’da bir kozmetik firmasında çalışıyor. Aralarından bazılarını tanıyor olabilirsiniz diye yazdım. Yine babamın kuzenleri de Cemal Yamaner, Yılmaz Yamaner, Şenol Yamaner vs. var.
Babamdan sonra da amcamla konuştum bu soyadı konusunu, bana Sırbistan’da bir bakan var o bizim uzaktan akrabamız dedi, şaşırmıştım.
Bu arada ben ve benim yaşımdaki Yamanerler Boşnakça bilmiyorlar, çocuklarına Boşnakça öğretmedi büyüklerimiz ama babaannem ve babam ile amcamlar biliyorlar Boşnakçayı, arada bir aralarında konuşurlar.
En son saydığımda 28 öz kuzenim vardı, babamın kuzenlerinin çocuklarıyla 60ı geçmiştik. Amca, hala gibi diğer akrabalarımı saymıyorum bile. Siz düşünün artık ne kadar kalabalığız. duyduğuma göre Layiç sülalesi de çok kalabalıkmış, hatta soyuna Arnavutluk karışan Layiç’ler bile varmış. Benim babamlar 9 kardeş ve has Boşnaklar.
Aramalarıma devam ederken, facebook sayesinde ilk Mersat Layiç’e ulaştım. O bizim akrabamız rahmetli Hamit Yamaner’i az da olsa tanıyor. Hamit Yamaner benim dedemin kuzeninin oğlu (dedemin babasıyla Hamit Amcanın babası kardeşmiş), Mersat’ın da akrabasıysa biz çok çok uzaktan olsa da akraba sayılıyoruz Mersat ile dolayısıyla daha sonra ulaştığım Saliha ve Esma hanımlarla da öyleyiz.
Tüm bunlar bana çok şaşırtıcı geliyor, sanırım birkaç Layiç’e de da ilk mesajımı o şaşkınlık ve biraz da heyecanla attım. Sürç-ü lisan ettiysem affola dedim, onlar da beni aynı heyecan ve inanılmaz bir iyi niyetle karşıladılar.
Bu arada Novipazar‘dan göçtüğümüzü söylemeyi unutmuşum.
Daha fazla ve tutarlı bilgi öğrenir öğrenme buraya yazacağım. Bir soy ağacı oluşturmaya çalışıyorum, ağaç büyüdükçe bunu da sizinle paylaşacağım.
Bu arada son öğrendiğime göre dedemin dedesinin adı Canko Layiç’miş.Ayrıca Boşnak kelime anlamı olarak yalın ayak demekmiş, yazımın başlığı buradan gelmekte.

Yorum yapın