1. Ana Sayfa
  2. #Liste
  3. Aşık olunca hissedilenler -”En vahim 20 aşk semptomu”

Aşık olunca hissedilenler -”En vahim 20 aşk semptomu”

jack-rose-çizim

Buyrun, size taze bir aşk içerisindeki ilk semptomlar.

20. Duyu kaybı
Aşık kişimiz, öncelikle duyularını kaybeder. Etraftaki diğer güzel insanları gözü görmez, kafa sürekli meşgul olduğundan, konuşulanları duymaz, öyle kendi dünyasına çekildiğinden onsuzken hayattan pek tat da almaz. Koku duyusuna bir şey diyemeyeceğim ama başka birilerine dokunmak da iğrenç geleceğinden, dokunma da kaybolur diyebiliriz.

19. Uykusuzluk
Sürekli o kişi düşünülür, eve gidip yalnız kalsam da bi baştan itibaren yaşadıklarımızı gözden geçirsem denir. Yatağa yatınca da aynı şekilde, rewind’a basılır, ilk tanışılan andan ilk öpücüğe her şey bi kafada taranır, bi iç geçirilir, uykular haram olur. Olsun uleayn!

18. Yerinde duramama
Aşıksan, yerinde duramazsın, içinde bi huzursuzluk olur, hep aşkının obcesiyle olmak istersin, gün bi bitse de buluşsak, yarın bi gelse de görüşsek dersin. uzak mesafe ilişkilerde bu bekleyiş tabii daha bi acılı olur.

17. Duygusallaşma
Aşıkken, bi duygusallık ve de buna bağlı, bi dengesizlik gelir insana. Bi böyle bi sevgi doluluk, bi ağlamaklılık, bi sulugözlülük… Yani ne bileyim, parkta bi çift görürsünüz, TV’de kavga eden aşıklar görürsünüz, aklınıza gelir, bi fenalaşırsınız, bi gözleriniz dolar. Sonra bi koyun gülümsemesi (bkz. madde 16) yerleşir suratınıza, böyle hülyalı hülyalı… Bi öyle bi böyle takılırsınız işte.

16. Koyun gülümsemesi
Dedik ya koyun gülümsemesi diye yukarda, ahan da bu işte. Böyle bi hülyalı hülyalı, bi dalgın, bi bön bön gülümsemeler… Ortada fol yok yumurta yokken, suratına yerleşiveren o hafif şaşkoloz sırıtma. Direk aşk belirtisi.

15. Ateş basması
Eneemmm ne boktan şey bu be… Düşünürsünüz, ateşler basar, yanaklarınız kızarır. Sevdiğiniz kişi güzel bi şey söyler keza öyle. Zaten kendisiyle konuşurken sürekli bi ateşler içindesinizdir. Tevekkeli tüm aşk şarkıları, yanmaktan, yakmaktan, ateşlere atmaktan bahsediyo, ne sanmıştınız? He ya, ateşle barut… Ayıp şeyler bunlar. Cık cık cık.14. Dalıp gitmeler
Aşık insan dalar gider. Öyle durup dururken bi noktaya sabitler. Ayy gözüm daldı der ama esasında o, o esnada sevdiği kişinin bi şeylerini düşünüyodur, ki bu parmağının şeklinden yüzündeki yara izine, ettiği bir laftan yaptığı bi jeste her şey ama her şey olabiler. Boşverin, bırakın uyusun, uyandırmayın. nasılsa, çok sürmiycek bu cicim ayları.

13. Göz parlaması
Çünkü aşk havuçtur, göze sıkılmış bir limondur, gözleri parlatır. İstediği kadar saklamaya çalışsın gözdeki o salak parıltı ele verir aşık insanı. Gerek sevgilisine bakarken, gerekse kendi kendine dururken o gözler hep bi garip garip, bi böyle ılık ılık parlar işte. Sevgilisine bakarken tabi parlaklık iyice bi coşar. Vücuda ne garip şeyler yapıyon sen, ey aşk.

12.  Asosyalleşme
Çok kınanan ama kınanmaması gereken bi semptomdur zira aşık kişi, sevgiliyle birlikte olmaktan başka bi bok düşünemediğinden, aşkın ilk demlerinde herkesi eker. Onunla değilse, eve gidip düşünmek ister. E tabi insanlar da kızar, “birini buldu, bizi sattı göt möt” derler arkanızdan ve hatta önününüzden. Ama demesinler çünkü dedim ya, bu da geçer, hayat normal seyrine döner sonunda. Biraz sabır…

11. Tazelenen ego
“Yaşasın beni de seven biri var, lay lay lay, çatlasın düşmanlar, benim de bir sevgilim var” duygusu. Ayrıyeten aşık olunan kişi bir idol olarak görüneceğinden öyle bir adam veya kadınla aşk yaşama fikri de egoya tavan yaptırır. Kendine güven duygusu bi coşar. Sonra tabii, aşkın demleri geçince, “aa bu pek de öyle dünyalar harikasi degilmis” dense de, bu karamsar laflara hiiiç gerek yok bence şu anda. Ha bir de, yeni aşk, her zaman umut dolu bir sezonun başlangıcıdır, eski aşkların yaralarından kurtulunur, “aa benim için de umut var hala” denir. Bu da egoya iyi gelir tabii, gelme mi?

10. İfade ihtiyacı
Ne diyelim? “Seviyoruuum uleaaaayn!” İfade ihtiyacı budur. Etrafla paylaşma, aşkın obcesiyle paylaşma, sokaktaki insanla paylaşma, çiçekle böcekle, kediyle köpekle paylaşma isteği. Genelde kontrol mekanizmaları devreye girer tabii, bunun da en iyi çaresi alkoldür efenim. Aşığa alkol veriniz, gönlünce ekspresyonist takılabilsin, yazıktır.

9. Karakter kayması
Kuul kuul insanlar aşık olur, “miniktavşanım” diye konuşmaya başlar. Çiçek, kelebek sevmeyenlerin içine pembe bi sıcaklık yayılır. Herkese daha bi sempati duyulur falan filan. “Ya ben takmam, özgür ruhluy
um” diyen nice yiğitler, bi şaşkoloza döner, “miniğim ben tuvalete gittim, şu 5 dakkada seni çok özledim” telefonları başlar. Bi romans isteği vurur dalga dalga. Normalde yapılmayacak şeyler yapılır, allah allah denir. Hem siz kendinize, hem çevredekiler size şaşırır.

8. Coşan hayal gücü, negatif
İnsan bu kurar, aşıkken daha çok kurar. Eski sevgililer, onun eski sevgilileri, sorular, nedenler, niçinler, ihtimaller, ya öyle olursa’lar, ya beni beğenmiyosa’lar ve bilumum manyaklıklar… Kurar da kurar, kendi kendine dolar, sonuçlara varır. Sonra bi bakar ki hepsi koca bi senaryoymuş, boşuna yemiş adamı ya da kadını. Olur öyle yahu, aşık olunca kafa direk psikopata bağlıyo zira.

7. Coşan hayal gücü, pozitif
Neyse ki hayal gücü sadece kötüye çalışmaz. Bi de böyle salak salak hayaller kurmaya yol açar ki bunun sonuçları genelde iyidir. Ama tabii bazen karşı tarafı korkuttuğu olubilir. Misal sizin isminiz Mahmure Fırıldak, onun da ismi Ahmet Celalbület iken, siz hemen Mahmure Celalbület imzalarını pratik etmeye başladıysanız, adam bi tırsabilir. Yavaş gidin azcık. Hassas insan aşıklar, korkutmayın.

6. Birden mana kazanan şeyler
Normal bi şarkı dinlersiniz, birden hayatınızın şarkısı olur, “aa aynı bizi anlatıyo” dersiniz. Film seyredersiniz, “aa bu filmdeki adamın kolunu kaldırış şekli aynı sevgiliminki gibi, ne kadar da bizi anlatıyo” olur. Rüya görürsünüz, “aa bu kesin işaret” denir. Fal… Zaten belli. E yani, çevrenizde olup biten her şey ama her şey size ve aşkınıza bi gönderme yapıyomuş gibi gelir, dünyanın endeksi normal bi endeksten sizin aşkınıza kayar. Tabii sizin kafanızda olur bu. Zira aşıkken bana sorarsanız, ciddi akıl hastalıklarında olduğu gibi bi gerçeklikten kopma yaşarsınız. Ama yahu, ne de güzel olur.

5. Salaklaşma
Bu kadar saçma belirtiyi, hangi bünye ful randıman bi zekayı koruyarak yaşayabilir ki. Bi yandan karakter kaymış, bi yandan hayaller coşmuş, bi gözü doluyo, bi gülüyo… Napsın salağa bağlamayıp da? Aptal aşık işte. Düşmeyin üstüne fazla yahu, mutlu o bu halden.

4. Kalp pırpırı
İşte bir fiziksel belirtimiz daha, kalp pırpırı yani nabız manyaması, aşıkken olur. Kalp küt küt küüüt diye atarken, kütkütkütküt diye atmaya başlar. O yüzden de, erken yaşta bir kalp krizi yaşamak istemiyorsak, aşkın ömrünün 4 yıl olması hepimiz için daha iyidir. Yoksa kimse 40′ı göremezdi vallaha, o kalp çarpıntısına ömür boyu hangi bünye dayanır, Herkül mü?

3. Düşünce odağı kaybı
Salaklaşma türevi bi şey ama biraz daha spesifik olarak, konsantrasyon kaybı da diyebiliriz buna. Kafa sürekli, aşkta meşkte olduğundan işmiş dersmiş, kasımpaşa’ya doğru bi kayar tabii. Eli işte, gözü oynaşta hesabı yani.Dikkat dağılır, uzun cümleleri dinlemekte zorlanma başlar, sevgiliyi içermeyen hiçbir şey yapılmak istenmez. İlginç yani, aşk hayat motivasyonunu artırırken, bana sorarsanız, işe yönelik olanını düşürür, süründürür.

2. Karın kelebeği
Hani lunaparkta trene bineriz ya, hani o tren en dik yerden bir anda aşağıya inmeye başlar ya… İşte o anda karnımız bi hoplar ya. Benim için aşkın en güzel tanımı budur, o karın hoplaması. Sürekli karnınızda bir yumruk, bir hop hop, hem hoş hem değil, bu ne be, noluyor bana duygusu… Bence aşk kalpte değil, karın boşluğunda yaşanır en önce.

1. Sürekli bi mutluluk hissi
Abilerim ablalarım, nasıl mutlu olmasın efenim bu arkadaş? Resmen kafası güzel yahu! Baksanıza semptomlara! Mutlu olmıcak da nolacaktı. Normal, normal, çok normal. Keşke hep mutlu kalınsa, hayat bayram olsa.

Yorum Yap

Yorum Yap