Ben bu baltaya sap olmam arkadas
29 Dec 2006
Evde güzel bir sabahın ardından bu diyalog ile başladı her şey;
Evde güzel bir sabahın ardından bu diyalog ile başladı her şey;
Vakt-i zamanında Atam, “Efendiler! Hepiniz mebus olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, ama sanatçı olamazsınız….Yaşamını sanata adayan bu gençleri sevelim” demişti, ta ilkokuldan beri bildiğimiz üzere. Tabii ki yüzeysel algılandı bu söz daima, sanatçının her şeyin üstünde olduğu düşünüldü. Belki de bu yanlış anlama soktu bizi bu açmaza…
aşk filmleri çekmek,bunlardan milyonlarca dolar kazanmak güzel bir iş olsa gerek.bunu yapan insanların kendilerini,anlattıkları,daha doğrusu anlattıklarını sandıkları şeyin mucidi gibi görmeleri ise çok büyük terbiyesizlik.
bazı zamanlar insanoglu rutinden çıkmak istiyor. sabah kalk, iş yerinde cebelles, sonra eve git ye, iç , sıç , zıbar yat.
Ayazdı…Kedilerin ortalıklarda gözükmediği, yaprakların oraya buraya savrulduğu ıssız bir soğuktu…Aşıkların parkları boşalttığı, çöpçülerin sokaklardan uzaklaştığı, kimselerin üşümeye niyeti olmayan bir şubattı.Ocağın ardından marta geçişte herkesi titreten bir havaydı.
Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
Ani bir sarsinti ve korkunc bir ciglik patladi kulaklarimda. Buyuk bir
gurultu ile donuyordum. Dondukce daraliyordu yattigim yer. Hersey
ustume geliyordu. Ruya gibi sanki. Ama acisini hissediyordum.
Kaburgalarimin sesi. Suratima yagan camlarin sesleri ve tozun topragin
kokusu doldurdu burnumu. Sonra hersey geldigi gibi gitti. Bir
sessizlik.
Küçük bir şehirde doğsaydım,çiçekler böcekler içinde büyüseydim, yazın bahçede koşuştursaydım apartman bahçesinde arabaların arkasına saklanıp saklambaç oynamak zorunda kalmazdım, ya da apartmandaki arkadaşlarım şişe çevirmece oynamadım diye küsmezdi herhalde bana.
Şu an Sosyoblog blog arşivinde Dec 2006 ayına bakıyorsunuz.