Mutfaktaydım
09 Mar 2010
Evet mutfaktaydım :)
Arada bir giriyorum mutfağa ben de.
Yakın arkadaşlarım biliyor zaten, bazı yemekleri yapmayı da yedirmeyi de ki yemeyi de çok severim ziyadesiyle :) Yazının tamamını okuyun »
Evet mutfaktaydım :)
Arada bir giriyorum mutfağa ben de.
Yakın arkadaşlarım biliyor zaten, bazı yemekleri yapmayı da yedirmeyi de ki yemeyi de çok severim ziyadesiyle :) Yazının tamamını okuyun »
İnsan yaşarken ölmez ama öldürür.
Gün geldiğinde, zaman dolduğunda yapar.
Bazen kendi geçer, bazen ondan vazgeçerler.
Doğarlar ve ölürler.
Bir şey ifade etmeden anlamsız kalırlar.
Gün geldiğinde insan yapar bunu, içinde öldürür ama gömmez.
Koyar bir tabuda ama saklar içinde.
Olması gereken gitmelerine izin vermez.
Mumlar yakar içinde, ağıtlar yakar.
Binlerce kez onurlandırır.
Mezar kazıp tabutu koymadan doldurur, tekrar ve tekrar yapar bunu anlamsızca.
Yapmayacaksın.
Öldü mü?
Tıkayacaksın pamuğu göndereceksin.
Başka sözüm yok hakim bey.
Değer, birşeyin ederi.
Maddi düşürsen para herşeyi satın alınır.
Yaşım çok değil, yaşamışlık desen eksiğimiz vardır mutlaka ama birşeyler öğrendim boş boş yaşamadım ” paranın satın aldığı herşey, değersizdir” ilke edindim, o yolda yürüdüm.
Yazının tamamını okuyun »
Konuşmaz pek, çünkü konuşacak pek bir şey bulamaz.
Aptaldır.
Cahillik savaş getirir, kan davası, geride bırakılmış kadınlar getirir ama mutluluk getirmez.
Gördüğü kadarı ile mutlu olabilir mi insan?
Bu devirde asla, çünkü artık cahil kalmak zor zanaat. Yazının tamamını okuyun »
Nedir hep merak etmişimdir, yani nasıl bir duygudur.
Eski tarih içinde Osmanlıda “deliler” adında bir askeri birlik varmış.
Deli olmalarının sebebi ordunun en önünde çatışmaları ve gönüllü olmalarıymış.
Yaşları da 20 ile 25 arası değişiyormuş.
Bir de bayrak taşıyorlarmış üstünde ise; “Kaderde ne varsa o gelir başa” yazıyormuş.
Aslında hala devam ediyor bu birlik ama sadece bir birlik olduklarının farkında değiller.
Her şeyin önündeler hala, saygının - tecrübenin ve çalışmanın geride bırakmışlar hepsini kullanmıyorlar.
Yaşları aynı 20 ile 25 arasında değişiyor.
Bayrakları yok ama hepsinin ağzında tek kelime var; “inceldiği yerden kopsun”
Osmanlı savaş da kullanıyormuş bunları elleri ile bir tokat atıp adam öldürüyorlarmış.
Şimdi üniversite de bunlar ellerini kullanıyorlar adam öldürenleri şak şak alkışlıyorlar.
Şaçmalık.
Yaşanmışları unutmamanın akıllılık olduğu bir tarz bu çağda hayat.
Herkesin herkese kazık attığı, kazık atılanın akıllandığı.
Benimde izlediğim dizi ezel ne akıllı adam değil mi?
Çünkü en büyük kazığı o yedi, akıllandı.
Peki, akıllandı mı? Yazının tamamını okuyun »
Bir terazi var, insan tartıyor.
Zaman geçtikçe sözleri, bir zaman sonra yapılanları tartıyor.
Gün geliyor yapılmayanları tartmaya başlıyor terazi.
Yazının tamamını okuyun »
Yaşamak uzun bir yol, uzun olduğu için insan ara ara sıkılıyor haliyle.
Geçici, değişik ruh hali silsilesi yaşıyor insan hayatında bir çok defa bazen zevk alıyorsun bazı bazı üzüldüğün şeyler oluyor.
Geçmiş ise hep karşımda çıkan bir engel. Yazının tamamını okuyun »
Genelde herkes sevdiğine kırmadan üç beş laf söyler, takılır.
Bu bir cins değil, bir toplum geleneğidir.
Türk severse, söver.
Bir ayrı cins vardır ki, sevdiği kadın ondan ayrılınca orospu muamelesi yapar.
Aynısın feminen olanı ise “orospu çocuğu” nu kullanır.
Bunlar bir cinstir.
Genelde ergendir.
Aldırılmaz.
“Allah belanı versin” der ama bedduası tutmaz.
Sevdiği için değil, sevilmediği için söver.
Yaklaşırsan kuduz köpek gibi ısırır, bazısı uyuz köpek gibi kaşındırır.
Genelde çabuk unutur, yeniden aşık olur yeniden söver.
Büyürse adam olur, kadın olur.
Bazısı Kutsi olur, bazısı Demet Akalın olur.
Çakal?
Sonuç itibari ile insan olmaktan uzaklaşır.
Bence birine hakaret etmek, insanı insanlıktan uzaklaştırır.
Bir de işin içine, eski sevgili.
Yani eskiden sevilen kadın/erkek girerse bence iş daha bir değişir.
Sevgi öyle birden uçup gider mi?
Tamam sevgini hak etmiyor olabilir, seni aldatmış, yolda bırakmış, yalan söylemiş olabilir.
Zaten hakaret edemezsin ayrı, sevgiyi bu kadar çabuk nefret içine düşürmek bir iyileştirme yolu mudur?
Hümanizm değil benim söylediğim, yanlış insanı seven suçlu değil mi?
Yanlış olan hayatını deneme tahtası haline getirmek değil mi?
kelebek bana "yarın görüşürüz" dedi, gözlerimi kaçırdım, "peki" dedim; ben biliyordum, o bilmiyordu. .
mem